Belma Nur Kartal
Gülün Dikenleri… BELMA NUR KARTAL (Samsun)
Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36
Günlerdir gazı kaçmış gazoz gibiyim. Memleket de benim gibi diye düşünürken, bugünkü yerel gazetelerde 'OMÜ doğalgaza kavuştu' diye bir haber okudum. Ondokuz Mayıs Üniversitesi'nin fakülte, yüksekokul ve enstitü binalarında başlayan doğalgazlı dönem için tören yapılmış. Törende eski ve yeni rektörler de bir araya gelmişler, OMÜ'ye verilen doğalgazı birlikte tutuşturmuşlar. Ancak bu gaz, OMÜ'ye verilen ilk gaz değil. OMÜ'ye asıl gazı, Abdullah Gül verdi. Verdiği 'Türbana Özgürlük' imza referansı, yeni Rektör Akan'a yol, su, elektrik olarak geri dönünce, rektörlük seçimlerinde en çok oyu alan Prof. Dr. Aydın'a rağmen Akan, Gül tarafından OMÜ Rektörü olarak atanmıştı. Şimdi bu gazla kolları sıvayan Akan, kapılarını Samsun iş dünyasına, AKP milletvekillerine sonuna dek açtı.
Her ne kadar şahsıyla ilgili Hizbullah, İBDA-C dini örgütleriyle iltisaklı olduğuna dair iddialar basına yansımışsa da "Ben üniversitelerin siyasetle değil, eğitim ve bilimle uğraşmasından yanayım" diyerek radikal dinci değil, ne kadar eğitim ve bilim aşığı bir rektör olduğunu kanıtlamıştır Akan. Üniversitelerin siyasetle uğraşmasını asla ve de kat'a istemeyen rektörün AKP milletvekilleri ve işadamlarıyla bu kadar dirsek temasında bulunması da zaten üniversitelerin 'bilim yuvası' olmasının gereğidir.
Rektör Akan, üniversitenin sadece eğitim ve bilimle değil, sporla uğraşmasına da destek vermektedir. Samsun'da düzenlenen Dünya Bayanlar Petank Yarışması'yla ilgili basına verdiği demeçte petankın -"Petank ne la?" diye merak edenler Akan'a sorabilir- OMÜ'de de yapılması için girişimde bulunacağını açıklayan Rektör Akan, "Çünkü, bu oyun, örf, adet ve geleneklerimize uygun bir spor. Üniversitede petankı yaygınlaştırmak için gerekli alanlar oluşturacağız" dedi. Akan, bilim yuvası yapacağı OMÜ'de siyasetle uğraşmayıp, eğitim ve bilimle uğraşacak gençlerimize sporun da örf, adet ve geleneklerimize uygun olanını tavsiye ederek OMÜ'lüleri şuurlandırmaktadır. İyi ki rektörümüz var. Bir düşünsenize, yoksa hala OMÜ'lü gençlerimiz basketbol, voleybol, futbol gibi örf, adet ve geleneklerimize uymayan, kökü dışarıda sporlar yapmaya devam edeceklerdi. Bilim, kültür başka bir şey canım...
Rektör Akan'ın bugün OMÜ'ye verdiği gazın ayağı, Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattına değil, Cumhurbaşkanlığı köşküne dayanmaktadır. Gazın ayağı da, kazın ayağı da Abdullah Gül'ün Samsun ve OMÜ ziyaretinde bir kez daha su yüzüne çıktı. Eşi Hayrünnisa Gül ile gelen Abdullah Gül için Samsun Emniyeti, onların gideceği güzergahlarda kuş uçurtmadı, binaların çatılarına keskin nişancılar yerleştirildi. Uzaktan patlatılan bombalara karşı tasarlanmış 'jammer' sinyal karıştırıcı cihazın bulunduğu bir aracın yanı sıra, Emniyet'teki izinler iptal edildi, çevre illerden takviye yapıldı. Geçeceği yollar kirliyse yıkandı, bozuksa yapıldı.
Samsun Ticaret ve Sanayi Odası'nın ekonomiye katkı sağlayan üyeleri için düzenlenen plaket törenine katılan Gül, ''Sizlere hepimizin çok önem vermesi lazım. Bir ülkenin en büyük zenginliği onun müteşebbis ruhlu insanlarının çok olmasından geçer'' diyerek Amerikan krizi(!) geçiren işadamlarına coşku verdi. Atatürk'ün Samsun'a çıktığı tarihi Tütün İskelesi'nde Atatürk ve silah arkadaşlarının rölyeflerinin bulunduğu protokol yolunda, yüzü gülmeyen Atatürk ve silah arkadaşlarının arasında AKP'liler ve yüzünde gülücüklerle basına poz verdi.
Ve dananın kuyruğunun koptuğu törene, OMÜ'nün akademik yılı açılış törenine katıldı. Gül, öğretim üyelerine, "Güzel projeler geliştirin. Sanayi ve TÜBİTAK'la işbirliği yapın" diyerek mütemadiyen gülücükler atarken, Rektör Akan da söz alarak "Üniversite-sanayi işbirliği için kasım ayından itibaren sanayicilerle ortak akıl toplantıları düzenleyip sık sık bir araya geleceğiz" diyerek gülüverdi.
Verilen gazın haddi hesabı yoktu içerde, dışarıda ise fırtına öncesi sessizliğin hükmü sürüyordu. Gün boyunca terör estiren, siyasi partilerin kapılarında insanları ablukaya alan, arama yaparak tedirgin eden polis, bu kez OMÜ'ye karargah kurmuş, OMÜ'nün gerçek sahiplerini üniversitelerine sokmuyordu. Polis mütemadiyen arıyordu öğrencilerin üstünü, çantalarını.. OMÜ'lü öğrencilere OMÜ'de ne işiniz var, niye geldiniz, diye soruyorlardı. Abdullah Gül'ü üniversitelerinde istemeyenleri avlamakla görevliydiler o gün...
İçeride OMÜ'nün akademik yılının açılışı kutlanırken, Gül'ün üniversitelerine girişini ve davet etmedikleri bu misafir nedeniyle günlerdir üstlerinde estirilen terörü protesto etmek için yürüyüşe geçti öğrenciler... Birileri "Durmak yok, yola devam" derken yol açan polis, üniversitelerini gericiliğe, sermayeye, AKP'ye teslim etmemek için yürüyen ev sahiplerine saldırdı. Önce özel güvenlik, sonra Çevik Aliler, Ayşeler öğrencileri kendi evlerinde tartakladılar. Tam 41 fidanı gözaltına aldılar. 'AKP elini üniversitelerden çek', 'AKP'yi istemiyoruz' dedikleri için gözaltına alınan ve tartaklanan öğrencilerden yaralananlar oldu. Samsun Emniyet Müdürlüğü'ne götürülen öğrencilerle ilgili bilgi isteyen TKP Samsun İl Komitesi'ne verdikleri "Merak etmeyin, üyeleriniz emniyette, güvenilir ellerde" açıklaması ise partilileri ikna etmemiş olacak ki, gün boyu öğrenciler içerde, onlar dışarıda bekleyişlerini sürdürdüler. Basın ve avukat derken, öğrenciler serbest bırakıldı.
ODÜ Rektörü Prof. Dr. Haluk Kefelioğlu: " OMÜ 12 Eylül zihniyetiyle yapılmış üniversitelerdendir. Çünkü öğrenciler bir araya gelip eylem yapmasınlar. Ondokuz Mayıs Üniversitesi'nde iki fakülte arası yaya olarak yarım saatte gidilebilir. Bunun bana biri izahını yapsın"
TTB Samsun Şube Başkanı Cem Şahan: "Eğitim insan kişiliğinin ve onurunun tam gelişimini sağlamaya yöneliktir ve insan haklarına, temel özgürlüklere ve barışa duyulan saygıyı pekiştirir. Akademik çevrenin her üyesi, başta düşünce, vicdan, din, ifade, toplanma ve örgütlenme özgürlüklerinden yararlanır. Tüm yükseköğretim kurumları, ilgilerini toplumun karşı karşıya bulunduğu çağdaş sorunlara yöneltirler. Yükseköğretim kurumları, kendi toplumlarında politik baskıları ve insan hakları ihlallerini kınamalıdırlar."
NOT: Samsun'dan Ankara'ya 'Yargıda Adalet, Bağımsız, Demokratik Türkiye Yürüyüşü'nü başlatan BES üyesi kardeşlerimizi dün uğurladık. ''Büro Emekçileri Sendikası olarak böylesine zorlu bir dönemde IMF, Dünya Bankası ve Dünya Ticaret Örgütü'nün AKP aracılığıyla ülkemize dayattığı politikaları reddediyoruz'' diyen BES Genel Başkanı sevgili arkadaşım Osman Biçer'in ve tüm yargı emekçilerinin mücadelesi mücadelemizdir.
Yolumuz açık olsun.