Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Belma Nur Kartal

Etim, tırnağım…

Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36

KENTİN SESİ - SAMSUN Yazıları

13 Mart sabahı... Onun sesiyle uyanıyorum:

- Uyandırdım seni, sana demiştim ya, bugün alacaktım sonuçları...

- Ben de seni arayacaktım uyanınca...

- Bekleyemedim, ben aradım, diyor ve anlatıyor.

Sanki başkasına dair bir hikaye anlatır gibi sakin, telaşsız, donuk... Dinliyorum sesindeki telaşsızlığı... Sözcükler birikiyor, yığılıyor uykulu bedenime... Ve bir bıçak gibi saplanıyor son sözleri: "Beynimde bir kitle var."

Sadece, şaka yapıyorsun diyebiliyorum. Ona gidiyorum, bir an önce sarılmak istiyorum. Onun kentine, ağladığı, güldüğü yere kanatlanıp uçuyorum. Sımsıkı kucaklıyorum onu, o güzel yüzündeki tebessümü öpüyorum. "Yakışmış mı sakalım, hiç farketmedin bile" diyor evet, çok yakışmış diyorum ben de tebessümle... Ağlamak yok desem de söz dinlemiyor gözlerim... Ağlamak yok, gardiyanlar tutsun bütün çıkmazları.

Benim güzel kardeşim, arkadaşım, canımın parçası... Bizim hiç kavgalarımız olmadı seninle. Hiç kırıp dökmedik birbirimizi. Ne oyuncak için ne mal mülk için incittik birbirimizi. Zaten paylaşılacak malımız, mülkümüz de hiç olmadı. Emekçi bir ailenin hep mücadele ve ayakta kalma savaşı içinde geçen yıllarında öğrendik dayanışmayı, birlikte göğüs germeyi ve çok sevmeyi hayatı, bizi... Nasıl bir sevgiydi ki o, "Biz büyüyünce evlenmeyelim, söz verelim birbirimize" bile dedirtmişti bize... Büyüdük, büyüdükçe ayrı yollardan yürümeye başladık ama yine de yüreklerimiz bir attı. Kardeşim, kıymetlim, kıyamadığım, özlediğim. Ekmeğimi, suyumu, canımı paylaştığım. Kızsam da kırılsam da, kızsan da kırılsan da... Etim tırnağım, biricik kardeşim.

Gitmelisin demiş doktoru, hızlıca zaman kaybetmeden gitmelisin. Nereye gideyim demiş, "İstanbul'a... Git bir an önce" demiş doktoru. Sarıldım o güzel başına, o simsiyah saçlarını, o saçların altında beynini kemiren kitleyi, doktorun damar yumağı dediği dert yumağını okşadım. Onu rahat bırak, o zaten çok yorgun, bitkin dedim sessizce. O ise, "Babam birkaç gün gelmeyecekmiş, birkaç gün üç gün mü hala?" diye bana soran küçük oğluna baktı boş gözlerle ve dedi ki, "Doktor İstanbul'da bir hoca ismi verdi ama özel hastanenin doktoru... 40-50 milyar isterlermiş o hastanede ameliyat olursam. Ne çok değil mi? "

Evet, ne çok senin için, benim için... Oysa ne az birileri için... Maliye Bakanı hastalanınca Amerikalara giderken, sen kendi ülkende "Beni Türk hekimlerine emanet edin" bile diyemezsin. Ellerim saçlarında, aklım soluğunda takılı kaldı. Benim canım kardeşim...

Nikaragua'da çekilmiş bir fotoğraf var. Sırtında iki üç yaşlarında bir çocuk taşıyan sekiz dokuz yaşlarında bir kız çocuğunun fotoğrafı bu... O fotoğrafın çekimi sırasında, fotoğrafçı ile kız çocuğu arasında şöyle bir diyalog geçer:

- Ağır bir yükün var.

- O yük değil, kardeşim...

[email protected]

Belma Nur Kartal 'ın Son Yazıları