Belma Nur Kartal
Etek ve emek…
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:17 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:17
Vekaleten yönetilen bir kentin çocuklarıyız biz… Vekaletle yönetilen bir ülkenin çocukları olduğumuz gibi… ‘Asil’lerin en büyüğü ABD, en ağlağı Pensilvanya’da, vekilleri de Türkiya’da… Matruşkanın bebekleri gibi… Açmaya korkarsın.
Samsun'da da kamu kurumlarının neredeyse tamamı vekil ‘idareci’lerle dolu... Vekiller cennetiyiz. Birçok kamu kurumunda müdürlük ve şube müdürlüğü makamlarının çoğu vekaleten ve tedviren yönetiliyor. İdare ediyorlar vaziyeti… İdare lambası gibi… Elektriğin henüz tam olarak yaygınlaşmadığı, kıtlık zamanlarında kullanılan gaz lambası gibi… İdare ediyorlar. Sekiz yıllık AKP iktidarında bir bu idare lambalarının fitiline zam gelmediğine göre, demek ki fitili ucuz idare lambaları onlar için çok mühim…
Vekâleten ve tedviren yönetilen kurumlar arasında DSİ, Tarım İl Müdürlüğü, Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü öne çıkıyor. Buralarda, müdür ve müdür yardımcısı kadrolarında toplam 54 makamı asiller değil, onların vekilleri yönetiyor. Bir tür taşeron yani… İş güvenceleri yok. İkballeri iktidarın iki dudağının ucunda… Son günlerde etek tartışmasıyla gündeme gelen Sosyal Hizmetlerde de 21 makamdan 15’i vekâletle yönetiliyor. Çünkü, bu görevlerde liyakatten çok başka beklentiler olduğu için, görevden almalarda İdari Yargı ile sıkıntı yaşamamak için asaleten atama yapmıyorlar.
Sosyal Hizmetler Müdürü Adnan İpekdal da vekaleten atananlardan biri… 4 bin 663 engellinin devletten engelli bakım ücreti aldığı Samsun’da, yaz aylarında SES Şube Başkanı Süleyman Bal tarafından ‘ortaya atılan iddialar’la ilgili “Açıklamada ifade edilen özürlü bakım ücretlerinin repoya yatırıldığı ve rant sağlandığı iddiaları tamamen gerçek dışıdır” diye konuşan İpekdal…
Bal’ın ‘ortaya attığı iddialar’ daha sonra hem kendisine hem SES üyelerine yol, su, elektrik olarak geri döndü, SES Şube Başkanının ilk önce görev yeri değiştirildi, ardından haftanın iki günü Toplum Merkezine, haftanın iki günü ise Kadın Sosyal Hizmet Uzmanının çalıştırılmasının öngörüldüğü Kadın Konukevine Sosyal Hizmet Uzmanı olarak görevlendirildi. Buradaki Kadın Sosyal Hizmet Uzmanı ise başka bir kuruma Vali onayıyla görevlendirildi. KESK Samsun Şubeler Platformu konuyla ilgili olarak 9. ayda “Kamu kurumları hiç kimsenin elindeki yetkileri kötü niyetle istediği gibi kullanabileceği, siyasi davranabileceği kurumlar değildir. Bundan sonra yaşanacak her türlü saldırı, soruşturma ve görev yeri değişikliğini tarafımıza yapılmış bir saldırı olarak algılayacağımızı ve gereğini yapacağımızın bilinmesini isteriz” dedi.
Tabii, görev aşkıyla yanan İpekdal bu uyarıya ‘yetmez ama evet’ demedi. “At binenin, kılıç kuşananın” dedi ve bu kez kılıcıyla Samsun İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü'nde 7 aydır taşeron olarak çalışan Psikolog Zeynep Akyüz’ü biçti.
Samsun’da çoook eski zamanlarda denirmiş “Oğlan büyür koç olur kız büyür hiç olur.” Hem kadın, hem psikolog, hem taşeron olanlar da sürgün olur, işten atılır, zay olur. “Etek sarı, sen etekten sarısan” türküsüyle sürdüler Zeynep’i… Beş ay önce, giydiği eteğin boyu kısa diye "Hemen eve gidiyorsun, üstünü değiştirip geliyorsun" diye uyarıldı, boyun eğmeyince resmi yazı ile uyarıldı, sonra da işten atılması için taşeron şirkete yazı yazıldı ve tüm güvencesiz işçilerin yaşadığını Zeynep de yaşadı, işten atıldı.
Zeynep "İpekdal, beni haksız yere ekmeğimden, işimden etti. Etek boyum diz altındaydı. Töre cinayetlerinde olur ya, kadına tecavüz edilir ama herkes kadına kötü bakar, suçlanan odur. Şimdi etek boyum yüzünden ben işten çıkartılıyorum. Recm edilmediğime şükrediyorum" derken, İpekdal da "Bu konuyla ilgili daha sonra geniş bir yazılı açıklama yapacağız" diyerek soruları yanıtsız bıraktı. İpekdal’ın yapacağı geniiiş açıklama, AKP’nin etek ve emek düşmanı 8 yıllık iktidarının şeceresidir.
Etek ve emek…. Eteği yüzünden ekmeğinden edilen bir ülkede yaşamak ağrıma gidiyor. Bu topraklarda, kadınların nasıl akla hayale gelmez manyaklıkların kurbanı olduklarını biliyoruz. Artık meselenin mahalle baskısından kurumsal baskıya çoktan dönüştürüldüğüne etimiz ve ruhumuz tanıklık ederken… 3Y ile yoksulluk, yolsuzluk, yasaklarla başımıza çöreklenenler “Partiyi kurarken 3Y'ye dikkat edin” derken… Dikkat ettikçe biz bu Y’lere altından yobazlık, yiyicilik, yağcılık çıkıyor. “Yersen…” çıkıyor... “Tak türbanı, al kadronu” çıkıyor.
Aklıma şeriat, demokrasi ve özgürlük vaatleriyle iktidara gelen İran geliyor. Aklıma doğuda diz ve üstü etek giyen kadınların bacaklarına jilet atan Hizbullah geliyor. Aklıma kısa etekli öğrencilerin bekaret kontrolüne gönderilmesi, Tarsus’ta iki kız öğrenciye etekleri kısa diye kezzap atılması, İstinye İmam Hatip Lisesinde kız ve erkek öğrencilerin ayrı bahçelerdeki teneffüsleri, Mersin’de Nevit Kodallı Anadolu Güzel Sanatlar ve Spor Lisesi’nde yarım metre yasağı konan kız ve erkek öğrenciler geliyor.
Aklıma Galata Köprüsü'nde balık tutarken eteği açılan kadına elbisesi dekolte diye işlem yapan polis, teşhircilik suçundan bir yıl hapis isteyen savcı geliyor. Aklıma Edirne’de gazeteci Sevcan Kalıpçinden’i, Nimet Çubukçu'nun çömelerek fotoğraf çektiği için “Bakanın fotoğrafını çömelerek çekemezsin. Etek boyunu mu çekiyorsun? Sil o fotoğrafı” diye azarlayan koruması geliyor. Aklıma kadını ikinci sınıf gören, üç çocuk yaptırıp evde çocuk baktıran, işsiz aşsız bırakan karanlık geliyor. Aklıma “Kimse bana kadınlarla erkeklerin eşit olduğunu söyletemez” diyen Başbakan ve partisi geliyor.
Kaşık düşmanları, eksik etekler, sevgili bacılarım, hemcinslerim, kızkardeşlerim… "Canım sen bunun için o güzel küçük kafanı yorma" diyen Erdoğanlara ve onun erlerine inat… O güzel başınızı yorun, elinizin hamurunu yıkayın!.. Bizi aşağılayan, edilgen gösteren, “Ya bırak abi, eksik etek işte…” diyenlerin yakasına yapışmak için birleşin! Sokağa, eyleme, özgürleşmeye, cepheleşmeye!..
“benim doğduğum gün saçaklar ağlamış/annem kız doğurdu diye babam suçlamış /adımı koymamış /"kız bebek" demişler /sonra eksik etek / kaşık düşmanı /ya da bazen avrat /ben bir kadınım ama önce insanım/ ben bir kadınım hem de kötü kadın /Saçım uzun / aklım daha uzun /fikir yürütme /üstünlük taslama...