Belma Nur Kartal
Düzene ıslık çalmak…
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:47 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:47
Öğretmenlikten emekliyim. Ama, aklım fikrim hep gazetecilikteydi. Çok üzülmüştüm o çok tercihli yaptığım sıralamanın azizliğiyle gazetecilik okuyamayışıma… Hayat akarken, evdeki herkesin güvencesi bir öğretmen babanın maaşıyken ve 12 Eylül darbesi henüz o yıl kapınızı çalmışken düşlerinizin peşinden koşamazdınız.
Aziz Nesin “Çocuklarıma” şiirinde diyor ya, “Diyelim ıslık çalacaksın ıslık/ Sen ıslık çalınca/ Ne ıslık çalıyor diye şaşacak herkes/ Kimse çalmamalı senin gibi güzel/ …Dalga mı geçiyor düşler mi kuruyorsun/Öyle sonsuz sınırsız düşler kur ki çocuğum/Düşlerini somsomut görüp şaşsınlar/Böyle dalgacı daha dünyaya gelmedi desinler…” Ben de öyle yaptım. Öğretmen olup ıslık çaldım düzene… Bugün yüzlerce çocuğum var. Öğrenenler şimdi devam ediyor, ıslık çalmaya da sonsuz sınırsız düşler kurmaya da…
Ama dedim ya, hep aklımın bir köşesi gazetecilikteydi. Düşleriniz nereye giderseniz ve ne yaparsanız yapın, sizi rahat bırakmaz. “Ben buradayım” diye çığlık atar önce düşünüz, sonra siz … Ve bir göz, bir “Baykuş bakışı” sizi görür. Benim başıma gelen de o oldu. O bakış, bana onca cesaretsizliğime rağmen 2008’in haziranında ilk yazım “Onlar vatana düşman”ı yazdırdı. Ve kesintiye de uğratsam -soL haber portalı genel yayın yönetmeni sevgili Alper Birdal’a özeleştirimdir- dört yıl boyunca Samsun kent yazıları ve haberlerine imza atmamın yolunu açtı.
2008’le başlayan yazarlığım ve muhabirliğim, “Halka yalan söylemek suçtur” şiarıyla yola çıkan soL gazetesinde devam ediyor bugün... Patriotlara ve patronlara karşı patronsuz, sermayesi emekçilerin, ortak bir aklın çalışan gazetecisi olarak sesimize ses olan, yüzsüzlere, yandaşlara, paranın saltanatına inat 7 Ocak’ta 100 günü deviren soL gazetesinin tüm emekçilerinin Çalışan Gazeteciler Günü’nü genel yayın yönetmenimiz Kemal Okuyan’ın nezdinde kutluyorum.
10 Ocak her yıl Çalışan Gazeteciler Günü olarak anılır. 1961’de gazetecilerin çalışma haklarında önemli iyileştirmeler getiren 212 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girmesi üzerine, 9 gazete sahibi yasayı protesto etmek için 3 gün boyunca gazeteleri yayımlamama kararı aldılar. Gazeteciler 10 Ocak 1961 günü haklarına ve basın özgürlüğüne sahip çıkmak amacıyla sendika önünde toplanıp yürüyüş yaptılar. Gazeteciler, patronların boykot kararına karşı sendika öncülüğünde “Basın” adıyla kendi gazetelerini 11–12–13 Ocak 1961 tarihlerinde yayımladılar. O tarihten sonra 10 Ocak, "Çalışan Gazeteciler Bayramı" olarak kutlandı. 12 Mart 1971’den sonra ise çalışanların hakları ve basın özgürlüğüne getirilen kısıtlamalara tepki olarak 10 Ocak, "bayram" olmaktan çıkarılıp "Çalışan Gazeteciler Günü" olarak anılmaya başladı.
Çağdaş Gazeteciler Derneği dün bir açıklama yaptı. “Bu koşullarda kutlayacak günümüz yok” başlıklı… Çalışan Gazeteciler Günü’nde başımıza gelenlerin özeti olan dostlarımızın bu açıklamasını bir kez daha okuyun.
“52 yıl sonra bugün gazetecilerin yasal hakları kısıtlanmış, iş güvencesi, sendikal hakları kullanılamaz hale gelmiştir. AKP iktidarının 10 yıllık dönemi gazeteciler, yazarlar, aydınlar için baskıcı, sansürlü bir dönemin adıdır. Bu dönemde Türkiye ne yazık ki tutuklu gazeteci sayısında dünya birincisi olmuştur.
Olağanüstü hal ve darbe dönemlerinde yürürlüğe konulan Terörle Mücadele Yasası ülkemizde hala yürürlüktedir. Bu yasa nedeniyle en sıradan eleştiri, yorum ve haberler bile bu yasa nedeniyle gazetecilerin, yazarların tutuklanmasına, ağır cezalar almalarına neden olmaktadır. Darbe dönemlerinin “Özel Yetkili” mahkemeleri, bugün de ismi değiştirilerek yaşatılmaya devam etmektedir.
Türkiye’de ne yazık ki, Başbakan gazetecileri bir savcı gibi açıktan suçlamakta, işten atılmaları için talimatlar verebilmektedir. Ülkemizde medya kurumlarının ezici çoğunluğu artık iktidarın denetimine sokulmuştur. Ülkemizde hala kitaplar ve gazetelerin, dergilerin yayını yasaklanmaktadır.
ÇGD, 10 Ocak vesilesiyle bir kez daha, haksız ve hukuksuz şekilde tutuklu bulunan tüm gazeteci arkadaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını talep etmektedir. Ayrıca, güvencesiz çalıştırmanın yasaklanması, sendikal örgütlenmenin önündeki fiili engellerin kaldırılması ve gazetecilerin gasp edilen haklarının geri verilmesi de ÇGD’nin talepleri arasındadır. ÇGD olarak iktidarı, düşünce ve ifade özgürlüğüne ve örgütlenme hakkına saygılı olmaya, bunun gereğini yerine getirmeye davet ediyoruz.
İktidarın yanında olmayı, özgür gazeteciliğe tercih eden gazetecilere de bir mesajımız var. Sizleri de haksızlığa uğrayan, mesleklerinden ve ailelerinden uzaklaştırılan cezaevlerindeki arkadaşlarımıza işten atılan, güvencesiz çalıştırılan meslektaşlarımıza sahip çıkmaya, düşünce ve ifade özgürlüğünü savunmaya çağırıyoruz. Ülke, fikir özgürlüğünün, emeğin ve gerçek demokrasinin büyük baskılar altında kaldığı günlerden geçiyor. ÇGD’nin bu koşullarda kutlayacak günü yoktur mücadele azmi ve çağrısı vardır.”
8 Ocak 1996’da gözaltına alınan Göktepe’nin saatlerce süren işkencenin ardından katledilmesinin üzerinden tam 17 yıl, Çalışan Gazeteciler Günü ilan edileli de 52 yıl geçti. Bugün Göktepe gibi devlet elinde polis işkencesiyle can vermek de, AKP’nin cezaevlerine düşmek de gazeteciler için bedava… Nice Metinler var bugün, içeride dışarıda düzene ıslık çalan… “Bu yürek hiç susmayacak!” diyerek yazmaya ve mücadeleye devam diyen isimsiz yüzlerce fikir işçisi var bu topraklarda…
Geçenlerde bu kentteki bir köşe yazarı, “Gazeteciler yazdıklarından değil yazmadıklarından para kazanırlar” demişti. Her şeye rağmen, yazdıklarından para değil onurlarını kazanan, yazmaktan ve mücadele etmekten vazgeçmeyen, teslim olmayan, boyun eğmeyen şerefli gazeteciler var bu memlekette… Onlar var oldukça Çalışan Gazeteciler Günü kutlamaya da mücadele etmeye de değer… Gelecek 10 Ocaklar özgür ve bağımsız bir Türkiye'de, yıpranma hakkını geri kazanmış, tutuksuz ama örgütlü, sendikalı gazetecilerin haberleriyle dolsun, düşmana inat yeni mücadele yılımız kutlu olsun!
Gazeteciysen boyun eğmeyeceksin, boyun eğeceksen gazeteciyim demeyeceksin!