Belma Nur Kartal
Düştüğümüz zaman...
Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36
KENTİN SESİ - SAMSUN yazıları
"ufak tefek bir kadındım / korkardım güneşle büyüyen kendi gölgemden / ben kaçardım o gelirdi peşimden... karanlık köşe başlarında eller yukarı / coplarla ittifak töreler /kafa kağıdı yerine / kanlı gerdek çarşafı sorar /yüreğime geceler konar/gündüzler sürgün...
ufak tefek bir kadınım / ne gölgemden korkarım / ne aysız gecelerde / siren sesine karışan kurt ulumalarından / düştüğüm zaman / boyumdan büyük yer yakarım /
ufak tefek bir kadınım / upuzun izler bırakıyorum / ellerine kısacık hayatın"
Emekçiyiz, kadınız, sömürüye karşıyız, hayatın diğer yarısıyız. 8 Mart 1857'de greve gittiği için katledilen New Yorklu kadın dokuma işçileriyiz. En temel hakları kanla boğulanlarız. 8 Mart'ları, sömürüye, baskıya, zulme, haksızlığa, eşitsizliğe karşı bir başkaldırı olarak tarihe yazanlarız. Düştüğümüz zaman boyumuzdan büyük yer yakarız. Upuzun izler bırakırız ellerine kısacık hayatın.
"Kadının özgürlüğü, tüm insanoğlunun özgürlüğü gibi, yalnızca emeğin, sermayenin boyunduruğundan kurtulmasıyla olacaktır" diyen Clara Zetkin'leriz. Upuzun izler bırakırız ellerine kısacık hayatın...
Öldürülmeden önce son yazısında, "Sizi budala çakallar! Sizin 'düzen'iniz kumdan inşa edilmiştir. Yarın devrim bir kere daha ayağa kalkacak ve trompet sesleriyle haykıracaktır: Buradaydım, buradayım, hep burada olacağım!" diye haykıran Kızıl Rosa'larız. Düştüğümüz zaman boyumuzdan büyük yer yakarız. Ne gölgemizden korkarız, ne de kurt ulumalarından!..
Uzaya fırlatıldığında, "Ufku gördüm. Açık mavi, güzel bir şerit. İşte bu dünya ne kadar da güzel!" diyen ilk kadın, güzel martı Valentina Tereşkova'yız biz. Upuzun izler bırakırız ellerine kısacık hayatın...
Anadolu'da emperyalizme karşı Kurtuluş Savaşı'nda sırtında bebesi mermi taşırken cephede donan Şerife Bacı'yız. Irak'ta, Filistin'de, her yerde emperyalistler ve işbirlikçileri etimize, çocuklarımıza ve yaşam hakkımıza saldırırken, savaşı öldürmek için savaşan kadınlarız biz. Ne gölgemizden korkarız, ne de kurt ulumalarından!.. Siper ederiz bedenimizi ölümlere...
Samsun'da tütün işçisi, kucağındaki bebesiyle grevlerin kızıl gülü, "Ben işçiyim, elimin emeğiyle bu ana kadar çalıştım, mücadele ettim. Daha henüz bir şey bitmedi, söylenecek son söz de söylenmedi. İşçi sınıfının mücadelesinde yeni sayfalar açılacak ve bizim gibi binlerce insanın hikayesi yazılacak" diyen Zehra Kosovalarız.
Başı hiçbir zaman eğilmeyen, kadın ve yazar olmaktan onur duyan, bu topraklarda ilk basın sendikasının başkanlığını yapan Suat Dervişleriz. Upuzun izler bırakırız ellerine kısacık hayatın...
Faşizme hayır diye haykıran, kurtuluş mücadeleyle sağlanır, boyun eğerek değil diyen, oğlunu cezaevinde doğuran tavizsiz komünist, tek başına koro Behice Boranlarız. Ufak tefek kadınlarız... Ne gölgemizden korkarız ne de ne aysız gecelerde siren sesine karışan kurt ulumalarından... Düştüğümüz zaman boyumuzdan büyük yer yakarız!..
Sendika hakkı için aylarca direnen Novamedli kadınlarız. Bursa'da tekstil fabrikasında kapılar üzerine kilitlendiği için yanarak ölen sigortasız, sendikasız kadın işçileriz biz. Ne unutur, ne de affederiz! Düştüğümüz zaman boyumuzdan büyük yer yakarız!..
Babadan alınan, kocaya teslim edilen, pazarlarda satılan, erkeğin elinin kiri ya da namusu, parsellere ve paftalara bölünen, berdellerin, töre cinayetlerinin Güldünyalarıyız. Ne unutur, ne de affederiz! Düştüğümüz zaman boyumuzdan büyük yer yakarız!..
Kadınlar! Bizim kadınlarımız! Umutsuz ve geleceksiz bırakılanlar, sağlık ve eğitim hakkı gasbedilenler, koca dayağına, töre cinayetlerine kurban edilenler, atölyelerde karın tokluğuna çalıştırılanlar, türbana, kara çarşafa reva görülenler, eşit iş ve hayat hakkı için mücadele edenler, 8 Mart'ımız kutlu olsun!..
Ve kadınlar bizim kadınlarımız: korkunç ve mübarek elleri ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle anamız, avradımız, yarimiz ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki ve kara sabana koşulan ve ağıllarda ışıltısında yere saplı bıçakların
oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan kadınlar, bizim kadınlarımız!
8 Mart'ımız kutlu olsun!