Belma Nur Kartal
Dosta anlatın beni…
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:20 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:20
2007’nin Kurban Bayramının ikinci sabahı… Gazete manşetlerine düşer o sabah: “Özelleştirme kapsamında Ballıca Sigara Fabrikasını incelemeye gelen alıcı firma temsilcilerini fabrikaya sokmamak için direnen TEKEL işçileri haklarını sonuna kadar arayacaklarını söyledi”
18 Şubat 2008’de Ankara yollarına düşer Ballıcalı TEKEL işçileri… Buluşurlar diğer kentlerdeki TEKEL işçisi kardeşleriyle… Saldırır polis, tazyikli sularla biber gazıyla… O saldırıda tazyikli suyun basıncıyla yerlerde sürüklenen işçilerden biri, Ankara’dan Samsun’a dönüşünde, Tayyip olan oğlunun adını değiştirmek için mahkemeye başvurur. Ankara’daki saldırıdan dört gün sonra TEKEL Ballıca Sigara Fabrikası işçileri bu kez Samsun’da AKP’ye il binasına yürürler, binaya girme talepleri yine biber gazı saldırısıyla bastırılır.
Ve 23 Şubat 2008’de TEKEL işçilerinin ve özelleştirme karşıtlarının aylardır sürdürdükleri mücadeleye rağmen AKP, TEKEL’i de "babalar gibi" satar. 1.5 milyon işçi ve ailesinin geçim kaynağı TEKEL Sigara, 5’er dakikalık ihalelerle yarım saat içinde peşkeş çekilir. Ülkenin değerlerini, kamu işletmelerini, Telekom’u, Petkim’i, Tüpraş’ı ve diğerlerini yerli ve yabancı sermayeye pazarlayan AKP, TEKEL’i de ünlü Amerikan firması British American Tobacco’ya (BAT) satar.
Satışın ardından TEKEL'in satışı için yıllardır uğraşan Özelleştirme İdaresi Başkanı (ÖİB) Metin Kilci, Tekel çalışanları özelleştirmeye karşı "hassas davrandıkları” için "Çalışanları mağdur etmeyecek bir yaklaşım içerisinde, bu sorunu çözmek için elimizden geleni yapacağız" der ve gerçekten de ellerinden geleni yaparlar! Peşkeşin olduğu gün, Tek Gıda-İş üyesi işçiler, ihalenin yapıldığı Hilton Oteli önüne silah çelenk bırakır ve “TEKEL vatandır, vatan satılmaz”, “TEKEL bizim evimiz, ölürüz de vermeyiz” sloganları atarlar. Samsun Ballıca işçileri ise o gün şalter indirirler 3 vardiya, 800 işçi fabrikada üretimi durdurur.
15 Aralık 2009’da Ankara’da TEKEL işçilerinin 78 günlük şanlı direnişi başlar, çadırkent kurulur. Önce AKP Genel Merkezi önünde sonra Abdi İpekçi Parkı’nda polis yine saldırır, işçilerden kimi çocuğunu, kimi babasını kaybeder, Samsun’dan giden direnişçi işçilerden Hamdullah ise 73. günde bir cipin altında can verir. Direnişin 77. gününde Danıştay 4-C’ye geçmek için verilen 30 günlük süreyi hukuka aykırı bularak yürütmeyi durdurma, sendika da çadırları sökme kararı alır, alır ama mücadelenin hedefindeki 4/C iptal ettirilemez. İşçilerin çoğu, kamu kurumlarına köle pazarındaki köleler gibi dağıtılır. “Ölmek var, dönmek yok” diyenler 4-C’yle öldürülür. Ölümü görüp sıtmaya razı olanlar ise gelip BAT’ın kölesi olarak çalışmaya başlarlar. Adana’dan, Tokat’tan, Yozgat’tan, Malatya’dan, İstanbul’dan, Samsun’dan…
TEKEL vatandı TEKEL’i de vatanı da satanlar, BAT'a İstanbul Cevizli, Samsun Ballıca, Tokat, Malatya, Bitlis ve Adana fabrikaları yanında TEKEL'e ait 100 adet sigara markasını da teslim ederler. Satışın ardından fabrikalar kapanır, en son İzmir Tire de 2010 Mart’ında kapatılır, Tire’nin 140 çalışanı Samsun BAT`a getirilir. Samsun Ballıca olur, Samsun Sigara fabrikası… Bu işçiler sendikasızdır. Ayrıca, Derya, Burcu, Sofra grubu gibi beş ayrı taşeron firmanın işçisi vardır fabrikada artık… Bu işçiler arasında TEKEL satıldığında BAT’ın tabelasına “Amerikan bunlar” diye taş atan ilçenin işsiz gençleri de vardır.
TEKEL’den gelen işçiler ise sendikalıdır. 800 civarındaki işçinin 325`i sendikalı… Samsun`daki fabrika toplu iş sözleşmesi düzeninde çalışırken sendika temsilcisi Ömer İşleyici o günlerde sendikasız işçiler için şöyle der: “Onların örgütsüz bir yapıdan gelmesi sorun yaratacak. İşveren onları bahane ederek buradaki işçileri de tamamen sendikasızlaştırma yoluna gidebilir”
Burası Samsun Sigara Fabrikası… 31 Mart sabahı bu fabrikanın yemekhanesinde her masada adı yazılı 120 işçiyi toplantıya çağırdı patronlar… Bir anda 12’si kadın, 120 işçiyi kapı önüne koydular. Atılanların hemen hepsi sendikalıydı. Şalteri indirmeye fırsat bulamadan işçiler, fabrikayı tatile, işçileri evlerine gönderdiler.
Burası Samsun Sigara Fabrikası… 8 saatten 3 vardiya çalışan, tek vardiyada 6 işçisinin 3 ton 700 kilo sigarayla 1 trilyonluk üretim yaptığı fabrikanın işçileri “Üretim hacmimiz düştü” denilerek atıldı. Oysa aynı patronlar, daha 3 yıl önce o işçileri, özelleştirilen sigara fabrikasında çalışırlarsa parayla oynayacaklarını, ekonomik hiçbir sorun yaşamayacaklarını anlatarak kandırmıştı. Aynı patronlar, “Sadece Türk işçileri değil, yurt dışından gelen yabancı çalışanları da çıkardık” diyerek sermayenin vatanı olmadığını bir kez daha işçi ve emekçilere kanıtlamaktaydı.
Burası Samsun Sigara Fabrikası … Bu kentte 120 işçi, fabrikasını terk etmeden 6 gündür direniyor. Fabrikanın içi dışı tek yürek olup birbirine kenetlendi. İçeride direnen işçilere, dışarıda işçi arkadaşları ve işçi dostları şarkılarıyla türküleriyle, dayanışma mesajlarıyla destek veriyor. Hani Ankara’da sökülen çadırlar vardı ya, o çadırlar Samsun Sigara Fabrikası’nın kapısına kuruldu, ziyaretçilerini bekliyor, nöbetçilerini ağırlıyor, ailelerle birlikte... Kadın işçilerden birinin çocukları geliyor, biri kolunu çekiştiriyor annesinin... “Anne evimize gidelim” diye ağlıyor. Daha altı yaşında… “Biz bıktık artık böyle yaşamaktan… TEKEL’e girdim gireli ömrümüz eylemlerde geçti, hala çekiyoruz. İşçi düşmanı AKP! Duy sesimizi, biz yan gelip yatmadık” diyor anacığı… Başka bir işçi geliyor, Tokatlı… “Oğlum üniversitede okuyor, ben nasıl söylerim işsiz kaldığımı?” diye soruyor.
Gazeteler fabrikayı bekleyen TKP, ÖDP ve Halkevlerini yazıyor. Kapıya sloganlarla gelen işçiler, nöbetçilerine gurur ve güvenle bakıyor. Dev bir fıçıda yanan direniş ateşinin sıcağında paylaşılıyor her bir lokma… Milletvekili aday adaylarının ilgisi göz kamaştırıyor. Tokat’tan, Ankara’dan, İstanbul’dan araçlarıyla işçiler, işçi dostları geliyor dayanışma duygularını iletmek için…
İşçiler sendikalarının pankartlarının yanıbaşına asıyor Türkiye Komünist Partisi’nin 3 Nisan mitinginde taşıdığı “BAT haddini bil! TEKEL işçisi boyun eğmez! Hakkını almadan geri dönmez!” pankartını… Sendika temsilcisi “Sloganınız sloganımızdır biz de boyun eğmeyeceğiz!” diye haykırıyor. “Yolunuz açık olsun” derken işçi kardeşlerimiz de gidenlerle yol düşüyor, herkes bilsin, sesimizi duysun diye… “Türkiye Komünist Partisi’ne teşekkür ederim destekleri için… 120 arkadaşımızı işten attılar. Biz direneceğiz, sonuna kadar… Ölmek var, dönmek yok” diye kürsüden haykıran işçi kardeşimizin sesi umut olup, güç olup fabrikanın önünde yankılanıyor.
Halaya duruyoruz kardeşlerimizle… “Omuzdan tutun beni, halaya katın beni, düşersem bu kavgada dosta anlatın beni…”