Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Belma Nur Kartal

Doğamıza Ne Ettunuz? BELMA NUR KARTAL (Samsun)

Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36

Ben bu kadar heyecan düşkünü hükümet görmedim. Memleketi kocaman bir lunaparka çevirdiler. Milleti de lunaparktaki çarpışan arabalara, dönme dolaplara, gondola, kamikazeye, rangere, korku trenine bindirdiler. 72 milyon çığlık çığlığa, adrenalin her an dorukta bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete... Lunaparkın kapısında bilet kesen hükümet, yaşatılacak korku ve heyecanın bedelini ödetirken "Heyecanımıza ortak oluuun!" çığırtkanlığıyla çektikleri müşterileri lunaparkta oyalıyor. Korku treninin başında Çevre ve Orman Bakanıyla Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, balerinin başında Maliye Bakanıyla Bayındırlık ve İskan Bakanı, dönme dolabın başında Adalet Bakanıyla İçişleri Bakanı, çarpışan arabaların başında Ulaştırma Bakanıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, kamikazenin başında Milli Eğitim Bakanıyla Sağlık Bakanı, rangerin başında Milli Savunma Bakanıyla Dışişleri Bakanı korku ve heyecan yaşatırken, oyuncaklardan düşüp ölenleri lunaparkın dışına atıp yeni müşteriler alıyorlar. Seda Sayan, Fatih Ürek, İbrahim Tatlıses şarkılarıyla lunaparkın kolonlarına coşku verirken, Başbakan Sihirbaz Mandrake gibi pelerini ve şapkasıyla gösteri yapıyor. Şapkasından çıkardığı TEKEL'i, Telekom'u, Petkim'i, Erdemir'i, Tüpraş'ı, Seydişehir'i ustalıkla yok ederken, pelerininin altından demokrasi, ihale, sadaka çıkarıp lunaparktakilere alkışlatıyor. Alkışlamayanlara da aba altından sopasını gösteriyor.

Bu heyecan verici işlerin hepsi bizim için... Başka ülkelere bakın, oralardaki yaşamı inceleyin, ne kadar sönük ve can sıkıcı bir yaşamları vardır. Bombalar patlamaz, işçileri kazayla ölmez, çöken çürük binalarının altında çocukların öldüğü kuran kursları bile yoktur. Millet öylece sakin sakin oturur. Bu şuurla Samsunlu milletvekilleri diyorlar ki, "Açılan duble yollar, tersaneler, santraller, kentsel dönüşüm projeleri, barajlar ve göletlerle heyecan verici bir ülke göreceksiniz." İstersen heyecanlanma bak neler oluyor. Coşku kelebeği olmayıp kaygılı gözlerinizi ve sözlerinizi yakaladıkları an, yandığınızın resmidir! İtinayla fitil fitil burnunuzdan getirilip, mahallenin yaramaz, gürbüz çocukları gibi ya döverler, ya söverler, ya da fıtık ederler.

İşte Karadeniz'deki fındıkçıları da böyle fıtık ettiler. Sen misin geçen yıl binlerce kişiyle fındık mitingi yapıp hükümeti fıtık eden?!... Aylardır açıklama bekleyen fındık üreticisi, şimdi Karadeniz'de kimi görse soruyor, "Vekilim, ne olacak fındığın fiyatı?" Vekiller ise "Fındığın fiyatı, fındığın fiyatı..." diye başlıyorlar konuşmaya... Bir heyecan bizim uşaklarda, şak şak şak alkışlarrr... "Evet sayın vekilim, ha gayret vekilim, fındığın fiyatı?!..." Ama ne mümkün "Fndığın fiyatını ne siz sorun, ne ben söyleyeyim, Sayın Başbakanımız Rize'de açıklayacak pek yakında... Kafamızı bozmayın, hiç açıklamayız sonra" deyip çıkıveriyorlar işin içinden...

İşte beklenen gün!.. Başbakan Rize'de, bizim uşaklar da ekran başında "Aha şimdi açıklıyo, susun ula hot kafalılar!" diye birbirini yerken, Erdoğan "Ben çevrecinin daniskasıyım. Asıl çevreci benim" demesin mi... Karadeniz derelerinin o cezbeden masumiyetini görünce, bir de binlerce Karadenizlinin deremize dokunma, HES'lere geçit yok mitingini duyunca bizimki zıvanadan çıkmış. "Ahh, bu derelere ne santraller yapılır. Dereme dokunma, vadime dokunma velev ki dokunduk, ne yapacaksınız? Zamanın behrinde koskoca Bush'a "Siz Teksaslıysanız, ben de Kasımpaşalıyım!" demedim mi? Doğu Karadeniz'deki dereler HES yapımı için özel sektöre peşkeş çekilecek diye bu kadar yaygara yapmaya ne gerek var? Şu çevrecileri Sinop'taki gibi evire çevire dövmek lazım. Çevrecinin daniskası karşınızda be! Siz kimle dans ediyorsunuz?" diyerek Karadenizlilere höt höt yaparken denizde bir karaltı belirdi Erdoğan'ın konuşmasını dinleyenlerden " Aaa!.. Amerikan savaş gemileri geçiyor sanki" sesleri yükselince, Erdoğan daha çok asabileşti: "Şuursuzlar! Onlar savaş gemisi değil, mama gemisi. Velev ki savaş gemisi size ne!" dedi. Gemi geçer, Tayyip bakar...

Kafaya koymuşlar, gözlerini dikmişler ille de Karadeniz'in çanına ot tıkayacaklar. Biz zaten Çernobil'le yaralıyken, telef olmayıp hayatta kalanlarımızı da bunlar kanser edecekler. Öyle dönmüş ki gözleri, "Bizumla alıp veremeduğunuz nedur uşağum? Doğamıza ne ettunuz?" diye soran Karadenizlilerin çığlığını duymuyorlar bile.. . Onların gözleri var görmez, kulakları var duymaz. Durmak yok yola devam, patronlara selam!...

Karadeniz sahil yolu rezaletiyle Karadeniz'in sahil yapısını, doğasını, hatta kültürünü, yaşam biçimini tahrip ettiler. Eskiden caddeler denizin kenarında, denizin kenarında parklar vardı, tarihi yalılar vardı. İstanbul'daki, Boğaz'daki yalılar gibi. Ama, bunların tamamı denizden koparıldı şimdi. Çünkü deniz dolduruldu, Karadeniz oldu Kayadeniz!... Sahil yolunu açtılar, şimdi o yolun üzerine termik santraller kondurmaya çalışıyorlar. Santraller kurulacak kentlerden biri olan Samsun zaten 2 tane mobil santralle yıllardır uğraşıyordu ama şimdi Samsun'un başında daha büyük belalar var 5 tane termik santral. Yatağan 630 megawatt, Yatağan'ın iki katı büyüklüğünde bir termik santral söz konusu ve Samsun'a Çarşamba ovasına kurulmak isteniyor. Çarşamba'yı sel değil, kül dağları alacak bundan sonra. Sadece kömür santralleri de değil, doğalgaz santralleri de var sırada. Tekkeköy'de 800 megawatt'lık bir doğalgaz santrali, Çarşamba'da 890 megawatt, yine Çarşamba'da 485 megawatt. Bunların bazıları lisans da aldı ve davalık da oldular.

Eğer bu santraller hayata geçerse Samsun, Sinop, Karadeniz afet bölgesi olur. Çünkü, devasa santraller bunlar. Soğutma suyu kullanılıyor termik santrallerde, aynı nükleer gibi. Karadeniz kıyıları da bu yüzden parselleniyor, Ege'den Akdeniz'den daha soğuk suları olduğu için... Her yere termik santral yapacaklar. Bir değil, bir kaç tane nükleer reaktör, araştırma reaktörleri, yakıt zenginleştirme tesisleri... Ya hep beraber bu baş belalarını Karadeniz'den kovacağız, ya da biz Karadeniz'i terk edeceğiz. Ya ölerek ya da göçerek...

AKP'nin temel seçim sloganlarından birisi "Tek Millet, Tek Devlet, Tek Parti" idi. İktidarlarının başarısının hep "tek millet, tek parti" sayesinde olduğunu anlattılar böbürlene böbürlene...

Tek parti döneminin 17 yıl valiliğini yapmış Nevzat Tandoğan, siyasi faaliyetlerinden ötürü tutuklanarak yanına getirilen Osman Yüksel Serdengeçti'ye hiddetlenir ve şöyle der:

"Ulan öküz Anadolulu sizin milliyetçilikle, komünizm ile ne işiniz var? Milliyetçilik lazımsa bunu biz yaparız. Komünizm gerekirse onu da biz getiririz. Sizin iki vazifeniz var: Birincisi çiftçilik yapıp mahsul yetiştirmek. İkincisi askere çağırdığımızda askere gelmek" der ve emrindekilere görevlilere emir verir:"Alın bu iti götürün"

Bugünün Türkiyesi'nde, felaketin eşiğindeki ülkemizde insanlarımıza başka vazifelerinin de olduğunu hatırlatmak, yurtseverlik borcumuz olsun...

[email protected]

Belma Nur Kartal 'ın Son Yazıları