Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Belma Nur Kartal

Cevahiri Kararmayanlara...

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:17 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:17

“Yoldaş senin bir gülüşün, bir dostunun yarasını saramıyorsa artık, sen artık kendin değilsin…” Nasıl bir tesadüf ise sevgili İlkay’ın bu şarkısını dinlerken okudum, çok sevdiğim yoldaşımın yeni yıl mesajını: “Bizi gülümsemenden, güzel yazılarından, can dostluğundan mahrum bırakma 2011’de… Mutlu ol”

2008’in Haziranında başlayıp 2010 Mayısının sonunda susan, altı aylık suskunluğunun hesabını vermeyen ama dost ve yoldaşlarından gelen her sitemi ve sevgiyi biriktiren bendeniz, özür dileklerimle başlamak istiyorum yeni mücadele yılımıza… Bu borcumdur, tüm ayak diremelerime rağmen soL’daki Kent Yazıları serüvenimin kahramanı sevgili Kemal Okuyan yoldaşıma ve tüm yoldaşlara, dostlara…

“Hayat bize mutlu olma şansı vermedi sevgili, biz kendimizden başka herkesin üzüntüsünü üzüntümüz, acısını acımız yaptık çünkü.

Dünyanın öbür ucunda, hiç tanımadığımız bir insanın gözyaşı bile içimizi parçaladı. Kedilere ağladık, kuşların yasını tuttuk... Yüreğimizin zayıflığı kimi zaman hayat karşısında bizi zayıf yaptı. Aslında ne güzel şeydir insanın insana yanması sevgili... Ne güzeldir bilmediğin birinin derdine üzülebilmek ve çare aramak. Yaşamak ne güzeldir be sevgili... Sevinerek, severek, sevilerek, düşünerek... Ve o vazgeçilmez sancılarını duyarak hayatın”

Yılmaz Güney’in şiirindeki gibi… Ne güzel şey insanın insana yanması… Bu dertle yandık, biz yanmasak nasıl çıkardı karanlıklar aydınlığa?.. Ve yaşamak ne güzeldi… Sevinerek, severek, sevilerek, düşünerek… Yaşayanlarımız ve gidenlerimizle… En çok ihtiyacımız olana…

Yüreğimizin zayıflığı, yüreğimizin en güçlü yanına seslenmek istiyorum. Bana, iyi ki yoldaşınızım dedirten sevginize… Yeni yılda ezilelim, üzülelim fakat direnelim diyenleri, umudu kesmeyenleri, sol memesinin altındaki cevahiri kararmayanları, devrim koşumuzda en işe yaramazımızdan en iyimize dek hepimizi kucaklayan örgütlü gücümüzü selamlayarak başlamak istiyorum yeni mücadele yılımıza…

Meksika'da Inka tapınaklarına çıkmak isteyen Avrupalı bir grup arkeolog, birkaç yerli rehberle yola koyulur, dağın tepesindeki tapınaklara giden uzun yolu kısa sürede yarıladıktan sonra yerliler konuşup yere oturur ve beklemeye başlarlar. Saatler sonra, tekrar yola koyulurlar, sonunda tepenin üstündeki görkemli Inka tapınaklarına gelirler. Arkeologlardan biri yaşlı rehbere sorar, “Niye yolun ortasına oturup saatlerce yok yere bekledik?” Yaşlı rehber yanıtlar “Çok kısa sürede çok hızlı yol aldık, ruhlarımız bizden çok uzakta kaldı. Oturup ruhlarımızın bize yetişmesini bekledik...” Bizim ruhumuz, uğruna yandıklarımız ise… Yananları beklemeye, beklerken yürümeye, yürürken öğrenmeye ve öğretmeye devam edeceğiz. Arkeologların o yaşlı rehberi biziz çünkü bu topraklarda…

“Mutlu ol” diyor güzel yoldaşım, gazı kaçmış gazoz gibiyim oysa… Mutlu olmak varken bu dünyada, geceler geldi dayandı kapımıza…

Gülümsemek, tebessümle karşılamak bize yaşatılanları, kolay sanırdım yazarken ve hayatın içinde… Artık gitgide zorlaşırken gülümsemek düşmana inat bir görevdir oysa bugün her devrimcinin yüzünde, yüreğinde ve bilincinde… '' Biz hem biziz, hem de biz değiliz, ırmaklara iki kez giremeyiz. Her şey akar, her şey değişir. Yalnız bunu kavrayan kişi bilgeliğe erişir” diyen Herakletios’u severiz ama yığınların anlayışsızlığından bıkarak ne kentlerimizi ne yurdumuzu terkederiz. Yüreklere su serpecek haberleri muştulayacağımız günlere gebe bu topraklar…

Yeni yıla nasıl girersen o yıl öyle geçermiş, öyle gidermiş derler ya, yeni yıla denizin kenarında, 46 yıllık anamı, yeni yoldaşımı öperek girdim halkımız on, dokuz, sekiz, yedi... diye geriye doğru sayarken… Geriye sayarak yeni yıla girenlere durun diyemedim, aynı gece Kuranın nuzülünün ve nübüvvetin 1400. yılı nedeniyle İran’dan Kuran-ı Kerim dünya birincisi Cevat Hüseyni’yle OMÜ İlahiyat fakültesinden öğretim görevlisi Remzi Ateşyürek bu kentte sahne alırken, aynı kentte 50 bin işsizin olduğu söylenirken, AKP Samsun Milletvekili Demir, "2011 yılında da devletin tüm kurumları demokrasi, insan hakları ve hukuk alanlarındaki standartları yükseltmeye devam etmelidir. Büyük Türkiye'yi çok daha aydınlık yarınlara hep birlikte taşıyacak, nice yeni güzel yıllara birlikte kavuşacağız" derken, Bayındırlık ve İskan Bakanı Mustafa Demir, "Türkiye nereden nerelere geldi. 2011 yılı yepyeni bir dönemin başlangıcı olacak. Türkiye artık otomatik pilota bağlandı. Her şey yolunda gidiyor” derken, 2010 yılının 11 aylık döneminde Samsun’da 30 intihar vakası meydana gelirken, AKP Samsun Milletvekili Demir, "Türk kadını, demokratik ve siyasi haklara kavuşmada çağdaş ülke kadınlarının önüne geçmiştir" derken, aldığı 550 TL emekli maaşı ile 300 TL kira veren Semiha Apaydın, elinde kalan 250 lira ile hem evinin ihtiyaçlarını karşılamaya hem de 3 kızını okutmaya çalışırken Can Yücel geldi aklıma o an…

“Ölürsen en çok neye üzülürsün?” diye sormuşlar, “Hak edenlere küfür edemeyeceğime üzülürüm” demiş Can Yücel… Hak edenlere küfretmek yetmez ama evet demeyeceğiz. Yetti gayrı çektiğimiz zulüm, işkence… Deli Dumrullara, Hızır Paşalara ve onların gemisine binenlere hayır diyenlerin cephesini öreceğiz! Yeni mücadele yılınız mutlu ve umutlu olsun yoldaşlar!..

[email protected]

Belma Nur Kartal 'ın Son Yazıları