Belma Nur Kartal
Cephenin cephanesi
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:17 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:17
“Düş kurmak güzeldir, her insan istediği kadar düş kurabilir, bütün kural ve dayatmalardan bağımsız, özgürce... Yeter ki yıkıldığında acıtmasın canını...” Shakespeare
Zaman hızla bizden kaçarken, bizden gidenler ve gelmesini umut ettiklerimizle bir yılı daha bitirdik. Antenler, rotatifler, kitaplar, duvarda afiş, sütunda ilan, dualar, ninniler, rüyalar, umutsuz günlerin gecelerinde ayışığı, ses, söz yalan söylerken düşlerimize sarıldık sımsıkı... Bu ölümlü, bu yaşanası dünyada bu bezirgan saltanatı, bu zulüm bitsin istedik. Vatanı çiftlikleri, kasaları ve çek defterlerinin içindekileri gibi görenlere, fabrikalarında al kanımızı içenlere yağma yok, bu memleket bizim dedik.
2010’un kışına 78 günlük direnişin onurlu sahipleri TEKEL işçileriyle merhaba dedik, baharına yüzbin emekçinin Taksim meydanında buluştuğu 1 Mayıs mitingiyle selam durduk, yazına AKP hükümetinin ve işbirlikçilerinin ‘evet’ cephesine karşı “hayır” cephesinde buluşan sosyalistlerle omuz verdik, sonbaharını üniversiteler bizimdir diye haykıran gençlerin yemeyip yedirdikleri yumurtalarıyla uğurladık. 2010 emekçiler ve tüm ezilenler cephesinde umut verecek bir direnişe tanıklık etti. Egemenler cephesi, bize tüm faşizanlıklarıyla yaşadıklarınız yaşayacaklarınızın teminatıdır demeye devam ederken, ezilenler ellerinde kalan tek şeye, umutlarına ve insanlık onurlarına sarılmaya devam ettiler.
“Teslim olmayalım Halilim” türküsünü söylemekten dilimizde biten tüylerle yeni yıla giriyoruz. Egemenlerle savaşımız bitmedi. Bu ne doğu cephesi, ne batı… Bu, yitik bir ülkenin topyekün kurtuluşunun savaşı deyip, safları sıklaştıralım çağrısı yaptık dostlara…
Cepheleşme çağrımızın üzerinden tam iki ay geçti. “Türkiye Cumhuriyeti bitirildi, yerine koymaya çalıştıklarına karşı bir direnç odağı oluşturalım” dedik. “Gecikilen her günün maliyeti çok yüksek, hovardalık zamanı değil” dedik. Cepheleşme çağrısını yapana baktılar, bir de cephanesine… Uzayan gölgelere değil, görevlere bakmak gerekirken… Egemenler umudumuzu, düşlerimizi ve bizi teslim almaya çalışırken…
2011, egemenlerin elimizde kalan o tek şeyi, umudu teslim almaya çalıştıkları bir yıl olacaksa ya teslim olacağız, ya direneceğiz! Direnmek, bu çürük düzene ayrı ayrı mevzilerde diklenmek, efelenmek yetmez artık… Direnenlerin, teslim olmayanların birbirini anlaması, dinlemesi ve aynı masaya oturup konuşması gerek artık… E, onu da yaptıysanız, konuşmak da yetmez artık oturduğunuz masadan birlikte kalkmanız ve birlikte yola düşmeniz gerek… Aynı cephede olanların, “İlan ediyoruz ki, artık bu coğrafyada ezilenler, işçiler, emekçiler, kadınlar, öğrenciler, teslim olmayanlar birlikte yürüyecektir. Açlık, yoksulluk, işkence ve zulüm kaderimiz değil, kurtuluş günleri yakında!” demesi gerek artık… Aynı cephede olanların kazanması için gereken cephane de burada gizlidir.
Yoksa hep birlikte, “Gerizler başından hoplayamadım /döküldü cephanelerim toplayamadım/ düşman galip geldi, haklayamadım” türküsünü söyleyeceğimiz günler yakındır. Bu halimizle ne gerizden hoplarız, ne de düşmanı haklarız, son mermiyi de aklımızı toplayamadığımız başımıza sıkar gideriz. Ya da anlatır dururuz yeni yılda yeni bir cumhuriyet kurulurken, halka karşı faşizan saldırılar gün be gün artarken: “Ey halkım, hendek çıktı önüme, atlamaya çalışırken cephanem döküldü, sol yanımdan da kurşun yedim, bayıldım, düştüm. Hoplayamadım, toplayamadım, haklayamadım…”
Egemenler ülkeye ve tekerine çomak sokanlara ayar çekerken, tüm baskı ve saldırılara rağmen yetmez ama Allah belanızı versin diyen insanlar var. Bu insanları öfkeleri ve yalnızlıklarıyla baş başa mı bırakacağız?
İşte sadece bu yüzden bile cepheleşme acil bir ihtiyaçtır deyip bu düzenin düzmecelerinden derdi olanların yeraldığı yapıların kurulması için biz de bu kentte dostlarımızla konuşuyoruz. Partilerle, sendikalarla, odalarla, derneklerle, gençlerle, kadınlarla, tek tek bireylerle… İçlerinde Fatsalı Terzi Fikri’yi, o yıllardaki mahalle meclislerini, yüzünde buruk bir tebessümle anlatan dostlarımız var. Gelmeyenlere gidelim diyenler, gericiliği ve sömürü karşıtlığını merkeze koyalım diyenler, cepheleşme çağrınızı konuşuyoruz, tartışıyoruz kendi içimizde diyenler, köy köy, mahalle mahalle örgütlenmeli diyen dostlarımız da var, genel merkezimizi bekliyoruz diyenler de... Yola koyulanlar da var elbet… Bu kentte cepheleşme adına ilk adımı atan üniversiteli gençler de var. İlk toplantılarını yaptılar, kapılarını ve yüreklerini dostlarına açık tutarak… Onlar derlenip toplandılar, AKP Samsun İl Başkanı Adem Güney, seçim işleri başkanlarına, “AKP'yi iktidardan düşürmek isteyen güçlere fırsat vermeyeceğiz” derken…
Torba yasayla aynı torbaya, çuvala sokulanların artık yeni yılda AKP eliyle dayatılan tüm şiddet ve yoksaymalara karşı birlikte mücadele etmesi gerekiyor. Sigaranın yasak, silahlanmanın yasal olduğu bu memlekette cepheleşmek en meşru haktır. Yeni yıl, yeni mücadele hattının örülmesi için eşik olsun. “Yeni yeni” diye höykürenlere rağmen yeniden ve yeniden direnmeye devam!.. Ya ölüm ya zafer!..