Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Belma Nur Kartal

Boyun eğmeyin!..

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:20 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:20

Küçük çocuk annesine sordu: “Sol ne demek?” Anne bir süre düşündükten sonra yanıtladı: “Sol sokakta seksek oynamak demek, korkudan öleyazsan da lunaparkta zincirli sandalyeye binmek demek, vicdan nedir bilmek demek… Sol, her yaptığın işin neye yarayacağını bilmek demek, okuduğun her kitabı, denizlerin tuzunu, göklerin mavisini iyi bilmek… Herkes birinin karşısında mum gibi dururken boyun eğmemek demek, geceden ölesiye korkmak ama her gecenin bir sabaha gebe olduğunu bilmek demek… Ağız dolusu gülmek, her yenilgiden sonra silkinip kendi küllerinden yeniden doğmak demek… Küçük çocuk haykırdı: “Şimdi anladım” dedi… “Sol demek, hiç durmadan düş kurmak demek…”

Biz solcuların mesleğidir hiç durmadan düş kurmak… Gücümüz, yenilmezliğimiz bundandır. Umutlarımızı teslim alamayanların, bize boyun eğdiremeyenlerin korkulu rüyasıdır düş kurma becerimiz… Saltanatlar, kurtuluş düşleri olmayanların sırtına basa basa yükselir, yıkılır düşlerine sahip çıkanlarla… Düş kurmak, eyleme geçmektir. Düş kurmak, düşmek ve kurmaktır, düşünce biriktirmektir… Yaşanabilir bir hayat, tarihin durdurulamaz akışıdır. Düş kurmak, intihar etmemek için sebeptir, düş kuramayanların olduğuna üzülerek düşlemek, insan olmaktır. Düş kurmak, karanlıklar içinde ışık olmak, tutsaklığın penceresinden özgürlüğe uçmak, suya özenmek, şiir yazmak, Devrimden Sonra’yı çekmektir. Düş kurmak, hayata kafa atmaktır…

Hayata kafa atanların fabrikasında direniş bitti. O fabrikanın önünde birlikte düş kurduk. “Direnirsek kazanacağız” dediler, “Direnir, boyun eğmezseniz kazanacaksınız” dedik. Bu yüzden işçiler bizi çok sevdi, düşlerimizin ortaklığı bizi birbirimize kenetledi. Önce polis tokatladı tütün işçilerinin düşlerini… Sonra BAT’ın patronları ve sendika… “Önce atıldık, sonra satıldık” derken tütün işçilerinin direnenleri, biz verdiğimiz sözü tutmanın derdine düştük: “Boyun eğmeyen tütün işçisi yalnız değildir!..” dedik, yalnız olmadıklarını direniş sonrasında da gördüler.

Sigara Fabrikası’nda işten atılan ve atılmadığı halde direnişe katılan tütün işçileriyle 22 Nisan’da yeniden buluştuk. Tütün işçilerinin bize duyduğu güveni de, direniş ateşinin başında yaktığımız türküleri de unutmadığımızı, unutmayacağımızı bir kez daha ilan ettik ve “Var mısınız?” dedik. Fabrika önündeki direniş bitse de hayatın içindeki direnişimizin, mücadelemizin bitmediğini, daha yeni başladığını söyledik. “1 Mayıs 1977 İşçi Bayramı’nda İstanbul’da öldürülen kardeşlerimizin anısına Kazancı Yokuşuna bu Pazar sizlerle birlikte karanfil bırakacağız. Tütün işçisi direnişçilerini diğer direnişçi işçilerle buluşturmaya var mısınız?” dedik, varım diyen 5 kardeşimizle yola düştük. Kahtalı da onlardan biriydi… Yaşıtız Kahtalıyla ama o bana abla, ben ona abi diyorum.

Yol boyunca anlatıyor bana… “Ağaları hiç sevmedim abla, zenginleri de…” diyor. Neden sevmediğine dair onlarca anısını anlatıyor bana… Sonra çocuklarını, onlara dair düşlerini… TKP’den neden vekil adayı olduğunu… Ve sonra bir düşünü daha paylaşıyor benimle… “Meclise girersem abla, işçi önlüğümle gireceğim!..” “Çok zor Kahtalı, çok zor…” deyişime içerliyor: “Neden olmasın abla, bu meclise hep …. lar mı girecek?” diye soruyor. “Küfür yok Kahtalı…” diyorum, “Hani sen demiştin abla, küfür işçi sınıfının ağzında açan bir çiçekti?..”

Sonra Adanalı Ünzile’nin yanına geçiyorum bizi İstanbul’a götüren otobüste… Memlekette bıraktığı çocuklarını anlatıyor, “Hastayım ama senin için bir şey yapmak istedim” diyerek yolculuğunun nedenini özetliyor. Sonra uyuyor, yola bakan gözlerim onun sesiyle irkiliyor. “Ağladım mı Belma?..” diye soruyor güzel gözleriyle… Hayır diyorum, “Ama, ağladım rüyamda” diyor, “Annemi gördüm, çocuklarımı… Fabrikanın kapısındaydım, içeri giriyordu işçiler, ben kapıdaydım. Sonra BAT’ın patronlarını gördüm. Hakkımı helal etmiyorum size, dedim. Kötüydü, karışıktı fabrika önü… Bak göreceksin, o fabrika kapanacak, kaçacak patronlar…” Kocaman, yiğit ellerini okşuyorum Ünzile’nin… Fabrika önünde gözaltına alındığında on polisin baş edemediği, polis aracının camını kıran ellerini…

Sabah yoldaşlarla buluşuyoruz Beyoğlu TKP’nin önünde ve sonra yürüyüşe geçiyoruz. 34 yıl önce 1 Mayıs İşçi Bayramı’nda katledilen kardeşlerimizin anısına karanfillerimizi bırakmak üzere Taksim Meydanı Kazancı Yokuşu’nun yolunu tutuyoruz. “İşçi sınıfı boyun eğmiyor. Yaşasın 1 Mayıs” yazılı pankartımızla Enternasyonal marşını hep bir ağızdan söylüyoruz Kazancı Yokuşunda… Sonra direnen işçiler konuşuyor. TEKEL işçilerinin Ankara’da yaktığı direniş ateşini Samsun Sigara Fabrikası’nda tutuşturan tütün işçileri adına Kahtalı’ya söz veriliyor.

“Merhaba arkadaşlar… 78 gün Ankara’da mücadelemizi verdik, direnişimizi kıramadılar . AKP bizim için yan gelip yatıyorlar dedi, ondan sonra bizi satmaya başladılar, peşkeş çektiler bizi… Fabrikada yapmadığımız iş, yaşamadığımız işkence kalmadı, bize dediler ki siz BAT’ta çalışacaksınız. Çalışalım dedik, en son bizi kapı dışarı ettiler. Burada işçi sınıfına yer yok, emekçilere yer yok, hakkını savunanlara yer yok dediler. Ben de bir işçi kardeşiniz olarak Samsun’da Türkiye Komünist Partisi’nden milletvekili adayı oldum. Ben burada tüm işçilere sesleniyorum oylarınızı başka partilere vermeyin, bilinçli partiye verin!.. Türkiye Komünist Partisi’ne davet ediyorum hepinizi… İşçi kardeşlerime tekrar sesleniyorum lütfen kardeşlerim benim, boyun eğmeyin!.. Biz boyun eğmedik, sizler de boyun eğmeyin!.. Hepinizi davet ediyorum, kardeşlerim benim!..“ “Paranın saltanatı varsa halkın TKP’si var” sloganı atıyor diğer işçiler…

1 Mayıs 2011, patronların ve siyasi iktidarın her türlü saldırısına boyun eğmeyen işçi kardeşlerimizin günüdür. MESS’e direnen metal işçisi ile Samsun’da polis saldırısına maruz kalan tütün işçisinin sigortasız çalışmaya mahkum edilen tekstil işçisi ile hizmet sektörünün kuralsız çalışma koşulları altında ezilen emekçinin aynı çatı altında çalışan kamu emekçisi ile taşeron işçinin kaderlerinin ortak ve mücadele yollarının bir olduğunu biz de kendi bölgemizde bu 1 Mayıs’ta göstereceğiz.

[email protected]

Belma Nur Kartal 'ın Son Yazıları