Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Belma Nur Kartal

Boyun eğmeyenlerin bayrağıdır direniş…

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:20 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:20

Direniş… İnatçı, bitmez bir gülüş, bir türküdür direniş… Zulme başkaldırı, sömürüye hayır diyebilmenin cesareti, umudun adıdır. Direniş diri olmak, bir haktır, insandır, boyun eğmeyenlerin bayrağıdır direniş… Her direniş bir okuldur, öğrencisi kim, öğretmeni kim bilinmez… Öğretirken öğrenir, öğrenirken öğretirsiniz. Biz de çok şey öğrendik tütün işçilerinin direnişinden…

Burası Samsun Sigara Fabrikası… 31 Mart sabahı bu fabrikanın yemekhanesinde her masada adı yazılı 120 işçiyi toplantıya çağırdı patronlar… Bir anda 12’si kadın, 120 işçiyi kapı önüne koydular. Atılanların hemen hepsi sendikalıydı. Şalteri indirmeye fırsat bulamadan işçiler, fabrikayı tatile, işçileri evlerine gönderdiler.

Burası Samsun Sigara Fabrikası… Daha 3 yıl önce çalışırlarsa parayla oynayacakları anlatılarak kandırılan, 8 saatten 3 vardiya çalışan, tek vardiyada 6 işçisinin 3 ton 700 kilo sigarayla 1 trilyonluk üretim yaptığı fabrikanın işçileri “Üretim hacmimiz düştü” denilerek atıldı. “Tazminatlarınızı verelim, çekin gidin” diyen patronlara “Para değil, işimizi istiyoruz” diyen işçilerin 31 Mart sabahı başlayan direnişi 19 Nisan akşamı bitirildi.

2007’nin Kurban Bayramında o zaman adı Ballıca Sigara Fabrikası iken, özelleştirilmeye çalışılırken, Ballıcalı TEKEL işçileri 18 Şubat 2008’de Ankara yollarına düşerken, Samsun’da AKP’ye il binasına yürüyüşleri polis saldırısıyla bastırılırken ve 23 Şubat 2008’de TEKEL işçilerinin, tüm özelleştirme karşıtlarının mücadelesine rağmen AKP, TEKEL’i British American Tobacco’ya peşkeş çekerken bu kentin sokaklarında da, 78 günlük şanlı Ankara direnişinde de tütün işçilerine yoldaşlık yaptı partimiz… Tütün işçileriyle bugün değil, o günlerde tanıdık, güvendik, sevdik birbirimizi… Bu yüzdendir, 31 Mart sabahı hiç tereddütsüz koştuk tütün işçilerine, bu yüzdendir hiç tereddütsüz bizi bağrına basıp yer açtı direnişlerinde tütün işçileri…

TKP direnişin başladığı ve bitirildiği son ana dek işçi kardeşleriyle fabrikadaki nöbetini birlikte tuttu, umut oldu, güç oldu, ses oldu. Aramızda genç yoldaşlarımız da vardı, henüz işçilerle tanışmayan ve belki yaşamlarında ilk kez bir direniş alanında bulunacak olan genç partililerimiz.. Direnişin ilk gününde işten atılan 120 işçi kendisini fabrikaya kapattı. İşçiler içeride, onlara destek veren işçi arkadaşları ve biz dışarıda gece gündüz hiç ayrılmacasına 20 günü devirdik. Özellikle genç yoldaşlarımız duruşları, tutumları ve özverileriyle direniş okulunda iyi bir sınav verdi. Partimiz, onların emeğiyle alana damgasını vurdu. Öyle ki, partimiz gibi destek veren başka yapılar da olmasına rağmen, tütün işçileri dayanışma sergileyen herkese TKP’li gözüyle baktı. Ziyarete gelen milletvekili aday adaylarına “Bizi TKP bekliyor” diyen işçilere tanık olduk çoğu kez…

Direniş süresince fabrikanın bahçesinde kurulan direniş alanında yoldaşlarımız moral ve motivasyonu sağladı, propagandif çalışmalar yaptı, öncü işçilerle temas kurdu. 78 günlük büyük Ankara direnişinden edindiğimiz deneyimlerle Ankara direnişinde gözlemlediğimiz eksikliklere düşülmemeye çalışıldı.

Direnişin 4. gününde 3 Nisan mitingi için yola çıktığımız gece miting aracımızla fabrikaya gidip işçilerle vedalaştık. Fabrika dışından içeriye elimizde “BAT haddini bil! TEKEL işçisi boyun eğmez! Hakkını almadan geri dönmez!” yazılı pankartımızla girdik. Pankarta el koymaya kalkan işçileri yalvar yakar ikna edip dönüşte teslim edeceğiz sözü verirken, aracımız hareket ederken 2 direnişçi işçi de bizimle birlikte yola düştü. “Sesimizi duyurun, konuşmadan gelmeyin” diyerek uğurladı arkadaşları işçileri… Sendika temsilcisi “Sloganınız sloganımızdır biz de boyun eğmeyeceğiz!” diye haykırdı.

Ertesi gün sendikanın ses aracından İstanbul’da boyun eğmeyenlerin sesi fabrikada “Türkiye Komünist Partisi’ne teşekkür ederim destekleri için… 120 arkadaşımızı işten attılar. Biz direneceğiz, sonuna kadar… Ölmek var, dönmek yok” diye kürsüden haykıran işçi kardeşimizin sesi umut olup, güç olup fabrikanın önünde yankılandı. Ve dönüşte sözümüzü tutup pankartı sahiplerine teslim ettik, partimizin ve direnişin pankartını direniş alanına işçiler kendi elleriyle astı. O pankart, alandaki destek veren bir yapının itirazına rağmen direniş süresince asılı kaldı. “İşçiler astı, işçiler indirir” dedik.

Direniş süresinde direniş komitesine sürekli ilerletici öneriler sunuldu, direnişin Samsun kent merkezine yayılması için kentteki yerel basın emekçilerine ve demokratik kitle örgütlerine, siyasi partilere çağrıda bulunuldu. Ortak basın açıklamaları, yürüyüşler bu çağrıların eseridir.
Direnişin başlamasından yaklaşık bir hafta sonra YGS skandalını da ele alarak, Solcu Liseliler "Hırsız Şifrecilerin Karşısında, Boyun Eğmeyen Tekel İşçisinin Yanındayız" yazılı pankartla basın açıklaması yaptılar. Basın açıklamasının ardından liseliler Engiz'e giderek işçileri ziyaret ettiler. Birkaç işçinin liseli çocuklarıyla tanışıldı.

“Oylar TKP’ye” diyen işçilerin sesi günden güne artarken bu işçilerden biri, direnişin 8. gününde Kahtalı işçi Mahmut Çelik partimizden milletvekili adayı olmak istedi. Diğer işçilerle ve sendika işyeri temsilcisiyle sohbetlerken paylaştığımız bu talebin kabul gördüğünü bir sürprizle öğrendik. KESK basınla birlikte işçileri ziyarete geldi. İşçiler sloganlarla fabrika kapısına geldi, sendika işyeri temsilcisi “Arkadaşımız işçilerin adayıdır TKP’den” dedi, biz de dahil herkesin şaşkın bakışları arasında… İşçiler hep birlikte “Vekilimiz Kahtalı” sloganları atarken alanda pankart krizinden sonra, ikinci krizimizi de bazı KESK üyeleriyle yaşamış olduk. “Vallahi bilmiyorduk” desek de “TKP ziyaretimizi kullandı” diyenler oldu.

Direnişin 9. gününde Sendika Genel Başkanı Mustafa Türkel geldi, mini bir miting yapıldı fabrika önünde… İşçiler, işçi aileleri ve işçi dostları sendikalar, dernekler, partiler koştu geldi alana… Gelenler, direnişin hikayesini mitingin bitiminde dağıttığımız TKP imzalı bültenden öğrendiler. Son anda alana yetiştirilen bültenleri hazırlarken bizimle birlikte koşturdu işçiler…

Direnişin 11. gününde direnişi dağıtmak üzere patronların talebi, Samsun Emniyetinin emriyle çevik kuvvet ekipleri saldırdı. Partimiz ve diğer yapılardan direnişe destek veren dostlarımız direnen işçilerle kolkola barikat kurdu. Gaz, tazyikli su ve coplu saldırıda milletvekili adayımız da dahil fabrika içinde direnen bütün işçiler gözaltına alındı. Direnişin başlangıcından bu yana olduğu gibi saldırıda ve sonrasında da işçilerin aldığı kararlara uyduk, onay vermedikleri ya da vermeyecekleri tutum ve tavır içinde olmamaya özen gösterdik.

Direnişin 13. gününde Ankara direnişinde TEKEL işçilerinin tanıdığı Parti Konseyimizden Tuncay Çelen ve Ali Somel direnişe destek için geldiler. Adayımız ve diğer işçilerle görüştüler. İşçilere hitaben yaptığı konuşmada Çelen, “TKP’nin 13 avukatıyla direnişin ve direnişe yönelik saldırıların takipçisi olacağını, direnen tütün işçilerinin sahipsiz ve yalnız olmadığını” vurguladı. İşçiler Çelen ve Somel’in nezdinde TKP’ye teşekkürlerini iletirken 11 Nisan saldırısında gözaltına alınan 4 işçi de direnişçi işçileri temsilen TKP avukatlarına vekaletlerini verdiler. Aynı gün Samsun Barosu ve yerel basın da Ankara’dan gelen heyetle ziyaret edilerek direnişe dikkat çekildi.

11 Nisan saldırısından sonra polisin bazı işçilere alanda öğrenciler olduğu için müdahale ettiklerini söylediği duyumu üzerine işçiler o günden sonraki fabrika önünde kurdukları barikatlarda partililerin ve diğer destekçilerin sadece slogan ve alkışlarla pasif destek vermesini istediler, bu kararlarına uygun davrandığımız için teşekkür ettiler. Ancak, direnişin 14. günündeki son saldırıda buna rağmen polis partilileri hedef gösterdi, “Önce akıl hocalarını alın” emriyle yine milletvekili adayımız da dahil bu kez 9 partilimizi ve işçileri darpederek gözaltına aldı.

O sabah 6 sularında çevik kuvvet ekipleri direniş çadırlarını söktü, işçileri fabrika dışına çıkarttı. Fabrikada üretimi engellemek isteyen işçiler, vardiyaya gelen işçi servislerinin önünü kesti ve çevik kuvvet ekipleri yolu kesen işçilere yine saldırdı. Gözaltında, işçilerle ayrı bölmelere koyulan TKP üyelerinin aleyhinde propaganda çalışması yapan emniyetin ve aynı gün fabrika önüne işçilere ziyarete gelip önce emniyet ve patronlarla görüşüp işçilere “Aranızda provokatörler olduğu söyleniyor. Onları atın içinizden, size yardım edelim” diyen MHP milletvekili Osman Çakır'ın bu girişimine işçiler itibar etmedi.

Direnişin 15, 16, 17, 18. günü sendika ve patronlar arasındaki pazarlık toplantılarını izlerken, her görüşmede işçi kardeşlerimizde giderek tükenen umutları diri tutmaya çalışırken, işçilerin polis saldırısı rağmına bedenini barikat yaptığı fabrikasına, sendikanın “İçerideki işçileri de düşünmek zorundayız, iş akitleri feshedilecek” sözleriyle geçişine izin verip, o araçları direnişçi işçilere alkışlattırırken, servis otobüslerinin peşinden “Üretim manyaklarııı !.. “ diye haykıran işçi Türker’in çaresizliğini izlerken, vardiyaya girecek işçiler “Bizi engelleyin, barikat kurun!..” diye yalvarırken, fabrikada üretim başlarken ve son gün patronların paketi işçilere oylatılırken, işten atılmadıkları halde direnişe katılan 40 işçinin “Biz fişlendik, bizi de alın toplantıya” talebi sendikaca reddedilirken, işçiler cüzdanla vicdan arasında köşeye sıkıştırılırken, “Sendika mı sattı bizi, işçi arkadaşlarımız mı?” medcezirlerinde direniş resmen sona ererken direnişin her anına tanık olduk.

Çok şey öğrendik, tanık olduk insana dair her şeye… İşçi Alpaslan’ın kanser eşi ve hala işten atıldığını bilmeyen üniversite öğrencisi oğlunu anlatırken gözlerinde gördüğümüz acıyı da, boyun eğmeyen tütün işçilerinin bize duyduğu güveni de, direniş ateşinin başında yaktığımız türküleri de unutmadık, unutmayacağız. Partimiz için büyük bir deneyim olan bu direnişte, sınıfın aklı parti, partinin okulu tütün işçilerinin direnişi olmuştur. Boyun eğmeyen işçi kardeşlerimizle daha yürüyeceğimiz yollar var.

Belma Nur Kartal 'ın Son Yazıları