Belma Nur Kartal
Bize bir zafer gerek
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:21 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:21
“Burada kuşlar ötmüyor, ağaçlar yetişmiyor. Sadece biz omuz omuza, toprakta yetişiyoruz.
Yanıyor ve dönüyor gezegen, yurdumuz üstünde duman… Demek ki bize bir zafer gerek, herkes için bir zafer, bedeli neyse öderiz…”
Sovyet halkının milyonlarca evladının yaşamıyla kazanılan insanlığın bu büyük Zafer Günü'nü anlatır Bulatv Okudsava bu şarkısıyla… Anavatan savunmasında milyonlarca ölüme rağmen öldürülemeyen, teslim alınamayan umudun ve kurtuluş düşünün şarkısı… Umut etmek, düşlemek ve mücadele etmek, boyun eğmeyenlerin dün de bugün de en güçlü silahıdır. Dün 66 yıl önce Sovyetler Birliği Berlin'i faşizmden bu yüzden geri aldı, bugün bu yüzden umutla savaşıyoruz faşizme, emperyalizme, kapitalizme karşı… Yarınlarımız kurtulsun diye…
Dün anayurdunu savunmak için sabır, inat ve cesaretle savaşan kadınlarımız vardı ve erkeklerimiz... Biz, zaferin direnen emekçilerin olacağını ilk onlardan öğrendik. Mustafa Suphiler, Deniz Gezmişler ve onlarla aynı gün toprağa giren o güzel çocukların avukatı Halit Çelenk, nice kadınımız ve erkeğimiz, bu direnişin çocuklarıdır. Büyük insanlığa armağan ettiğimiz nice çocuklarımız gibi… O çocukların analarını düşünürüm. Bir kahramanın anası olmak ne onurlu, ne ölümsüzdür. Bir onursuzun, alçağın, halk düşmanının anası olmak ise ne acı…
Bir evlat, bir kardeş, bir sevgili ya da birinin eşi olmak… Ancak, bir ana olursanız görürsünüz dünyanın kaç bucak olduğunu… Ana olmak güller sunmakmış yüzünü yırtan dikenlere rağmen… Bağrını yırtmak, sabırlı olmak, dünyaya meydan okumakmış. Zormuş bir canı taşımak, yaşatmak ve geleceğe doğru fırlatmak… “Analardır adam eder adamı / aydınlıklardır önümüzde duran…”
Türkiye’de kadın olmak, hayatın içinde tutunabilmek, kendini var edebilmek ve ana olmak ve büyük insanlık için kendini adamak… Kadın olduğun için 1-0 yenik başladığın bu hayatta ve böyle bir ülkede, sadece kendi çocuklarının değil hiç tanımadığın, yüzünü görmediğin çocukların kavgasını da vermek, onlar için de yaşamak… Ne kadar güzel, ne kadar zorlu… Ve hep içimizde bir sancıdır, evlerimiz ve mücadelemiz arasında mekik dokuruz biz emekçi kadınlar…
Çocuklarımız ve yaşamları bizimkilere benzeyen çocuklar gülsün diye döktüğümüz teri, emeği biz biliriz. Ya çocuklarımız?.. Ben bunun yanıtını bu Anneler Günü’nde aldım. Bana öyle bir sürpriz yaptı ki kendi küçük yüreği büyük Ulaş Baran’ım, facede kendi çapında tıklanma rekoru kırdı. Baran’ın evdeki işbirlikçilerinin desteğiyle çektiği kamera kaydını izlerken gözlerim doldu.
“Bugün Anneler Günü… Anneler Gününü kutluyorum, senin gibi bir annem olduğu için çok şanslıyım, seni çok seviyorum anneciğim… Sadece kendi çocuklarını değil bu dünyadaki bütün çocukları düşünüyorsun, sadece kendi çocukların için mücadele etmiyorsun, diğer çocuklar için de mücadele veriyorsun. Diğer çocukların böyle bir annesi olmadığı çok acıyorum onlara... Görüyorsun onları, açlıktan ölüyorlar ama bu dünyada Türkiye Komünist Partisi iktidara geçerse o çocuklar asla aç kalmayacak, sınavlarda kopya çekilmeyecek, çocuklar açlıktan ölemeyecek, herkes mutlu mutlu yaşayacak. Bu ülkede ve dünyada savaşlar asla olmayacak, işsizlik olmayacak, her ülkenin ekonomik durumu iyi olacak, herkes çok iyi olacak. Çok seviyorum seni anneciğim. Yaşasın Türkiye Komünist Partisi, yaşasın annem!” TKP 100 Noktada Halkla Buluşuyor toplantılarından biri de Samsun’da yapıldı. O toplantıda TKP’li iki tütün işçisi, bir emekçi kadın ve bir de solcu liseli konuşmuştu.
Emekçi kadınımız, “Yoksul, emekçi bir kadınım, üç çocuğum var. Çocuklarımın geleceğinden kaygılıyım, çalışmak isterdim. Ben bu ülkede işsiz, kocasının eline bakmak zorunda bırakılan milyonlarca kadından biriyim. Çünkü, iş bulamadım. Oyumu TKP’ye vereceğim çünkü, çocuklarımın dersane parasını ödemek için evdeki birçok ihtiyacı ertelemek zorunda kaldığım için, oğlunun dersane parasını ödeyemediği için hapse atılan anneyi ve buna dayanamayıp intihar eden öğrenciyi hiç unutamadığım için... Ülkemizde işsizlik ve yoksulluk kol geziyor. Kübra bebek Samsun’da açlıktan öldü. O bebeğin annesinin yaşadıklarını yüreğimde hissettiğim için oyumu TKP’ye vereceğim. Son bir yıldır yapılan tüm sınavlara kopya, hile, şifre olaylarını damgasını vurdu. Kurumlara ve sınavlara güvenimiz kalmadığı için, bağımsız bir ülkede insanca yaşamak istediğim için oyumu TKP’ye vereceğim” demişti.
Solcu liselimiz ise “Karanlığa büründüğümüz, sermaye diktatörlüğünün hüküm sürdüğü bu ülkede işsizlik artıyor, şiddet, cinnet, kaos artıyor. Sınava girenlerin bir kopyayla hayatları değişiyor. Bizim saflarımız boyun eğmeyen bir gençliğin olduğu yerdir. Bu kapitalist değirmeni yıkıp yerine proleteryanın değirmenini dikeceğiz. Artık ezilen olmasın, yıkalım bu koyu karanlığı! Eğer bu dere bırakalım bildiği gibi aksın dersek o derede boğulmaya mahkumuz. Haksızlığa karşı gelmezseniz yalnız hakkınızdan değil, şerefinizden de olursunuz. Boyun eğmeyeceğiz. Gençliğin geleceği sosyalizmdir, tek yolumuz devrimdir. Kahrolsun emperyalizm, yaşasın sosyalizm!” demişti.
Kapitalizm yoksulluk, yıkım, savaş, faşizm üretiyor. Kapitalizme ve emperyalizme karşı savaşan emekçi kadınlar, analar da nice Baranlar büyütüyor. Büyük insanlık nasıl diz çökmüyor, dün olduğu gibi bugün de direniyorsa boyun eğmeyen anaların çocukları da boyun eğmiyor!
“Burada kuşlar ötmüyor, ağaçlar yetişmiyor. Sadece biz omuz omuza, toprakta yetişiyoruz.
Yanıyor ve dönüyor gezegen, yurdumuz üstünde duman…
Durum budur kardeşler, bir gün bunları hatırlayacağız ve kendimiz inanamayacağız.
Ama, bize bir zafer gerek, herkes için bir zafer… Bedeli neyse öderiz…”