Belma Nur Kartal
Baran’a ve Umut’a
Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36
KENTİN SESİ - SAMSUN Yazıları
Oğullarım...
Sımsıcak uyumaktasınız siz şimdi... Göklere, denizlere doğru büyümektesiniz. Kollarını dönüştürüp salıncağa, yeni bir yaşamı kollamak, geceler boyu uykusuz gözlerinin nuruyla ödemek bir gülücüğü... Hiçbir şey ayırmadan kendine, göğüs germek haksızlıklara yalnızca sürsün diye yaşam, yaşasın diye dünya. Övünüyorum kadın doğuşumla ve anneniz oluşumla...
Bugün 28 Nisan... İl Duce lakaplı faşist Mussolini'nin İtalyan partizanlar tarafından öldürülüşünün yıldönümü... Hani şu faşist Hitler'in kankası, İtalya'nın Başbakanı... Ülkenin problemlerini çözeceğini vadeden, eski Roma İmparatorluğu günlerine geri dönüleceğine söz veren, komünistlerin ve grevci işçilerin avcısı Mussolini... Faşist parti dışındaki tüm partileri kapatan, sendikal eylemleri yasadışı ilan eden, kitap ve gazetelere sansür getiren, işgalci faşist Mussolini'nin kaçmaya çalışırken yakalanıp Milano'da Loreto Meydanı'nda başaşağı sallandırıldığı gün bugün. Ardında milyonlarca ölü, yaralı, viran edilmiş kentler, acı ve gözyaşı bırakan insanlık tarihinin en kirli savaşını başlatan Hitler'in işbirlikçisi...
Dün faşist Nazilerdi insanlık suçu işleyen, kıyım yapan, bugün emperyalistler ve onların işbirlikçileri... Dünya halkları onları çok iyi tanıyor. Dünyanın neresinde bir insanlık suçu işleniyorsa orada artık onlar. Onlar, engerekler ve çıyanlardır aşımıza, ekmeğimize göz koyanlardır. Bakmayın derilerinin kara ya da ak oluşuna. Tanıyın onları, tanıyın da büyüyün.
Savaşlar ve pazarlar çağıydı sevgiye açılmayan yüreklerden geçtik pusu yataklarından... Pazarlarda aynı kan, aynı paranın değiş tokuşunda karanlık çarşılar, aynı kanlı tarih her defasında... Dünyanın karanlık efendilerini gördük. İtalya'da Gladyo'yu, Fransa'da Rüzgar Gülü'nü, Almanya'da Sessiz Şebeke'yi, İspanya'da Gal'i, Türkiye'de gerillanın Kontr'ünü... NATO'yu ateşi ve ihaneti gördük: Topraklarımıza diktikleri üsleri, Yugoslavya, Kosova, Afganistan, Irak, Filistin, Lübnan'a götürdükleri 'özgürlük ve barış'ı gördük.
Her şey 'barış' adınaydı. Ölüm ve kanla sulanması çöl topraklarının, petrol bataklığında boğdurulması Mezopotamya halklarının, tank ve top paletleri altında ezilmesi çöl çiçeklerinin, Amerikan akıllı bombalarıyla yıkılması Babil'in asma bahçelerinin hepsi barış adınaydı.
Zorbalık her yerdedir artık. Hapishanede, tüfeklerin ağzında değildir sadece... Çocukların başına vurulan dipçikte, karanlık ve dumanlı operasyonların iddianamelerinde, gizlice aralanmış kapıların ardında korkuyla fısıldanan haberlerdedir, gazete sütunlarındadır. 70 milyon dinleniyoruz, 'konuşma, konuştukça sıra sana gelecek' fısıltılarındadır.
Zorbalık, bugün Samsun'da hastane inşaatında çalışan işçilerin 6 aydır alamadıkları ücretlerini talep edince işten atılmalarındadır. Zorbalık, hastanenin inşaatında çalışırken iş kazası geçiren Mustafa Yalçın'ın "Söz verdiler ama tedavi masraflarımı bile karşılamadılar" sözlerindedir. Aylardır belediyelerden bir kuruş maaş almadan çalışan temizlik işçilerinin gözbebeklerindedir.
Zorbalık, Çernobil felaketinin 23. yıldönümünde, Hopa'dan Samsun'a boydan boya Karadeniz'de patlayan kansere rağmen Sinop'ta verilen hukuka aykırı nükleer santral ihalesidir. Zorbalık, Karadeniz'e yağan radyasyon yağmurlarına, halka içirilen radyasyonlu çaylara, benim güzel kardaşım Kazım Koyuncu'nun verdiği cana rağmen nükleeriyle, termiğiyle işsizlikten ve yoksulluktan hala ölmeyen Karadenizlileri ölüm santralleriyle katletmektir.
Zorbalık, 'nasılsın'larda, ikiyüzlü el sıkışmalarda, soytarılıklarda... Sökün ederler aynı tiyatroya kolkola. Zorbalığın olduğu yerde her şey, zincirin halkası gibi dört yandan kuşatır insanı....
Oğullarım, hayatımdaki herşeylerim. İnsanca bir yaşamınız olsun isterken ben, kuşsunuz dediler yavrularım, bir kuşsunuz dediler size. Onların şarkılarına uymayın düşmeyin avcıların eline! Oğullarım, Baran'ım ve Umut'um... Tuzağa düşmüş bir ceylanın bakışındaki hüzün değildir umut kınalı keklik gibi ürkek bir kuş da değildir. Ne yalvar yakar olmuştur zulmün pençesinde ne de düşürmüştür kırların ve türkülerin onurunu yere. Bahara bir tomurcuk gibi patlayan öfkedir umut... Emzirir aşkı ve büyütür Ferhat'ın sabrını. Siz de benim umudumsunuz zorbalara inat... Kapılmayın umutsuzluğa! Bütün kötülükler geçer, yaşar iyi ve güzel olan... Asırlardır bu böyledir.