Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Belma Nur Kartal

Ateşi ve İhaneti Gördük BELMA NUR KARTAL (Samsun)

Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36

Sevgili Burkina Fasolular,

Adıyla müsemma, aklardan ak, tertemiz, beyaz ötesi, Beyaz Saray'dan da beyaz, TSE belgeli hijyenik partimizin sütten çıkmış ak kaşık olduğu hukuken de artık kanıtlandı. AK Parti oldu Pak Parti... Bu arada, Anayasa Mahkemesi aritmetiğine göre 6'nın 4'ten aslında daha küçük olduğunu da hayretle müşahade ettim. Matematikten nefret eden oğlumun, "Anne, bak bu amca da bilmiyo işte toplama, çıkarmayı" diyerek kıkırdamaları arasında Haşim Kılıç davanın sonucunu açıklayıverdi. O an yaşadığım infiali anlatamam. Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel/ Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu bu dava sonuçlanmadan önce. Basit bir dört işlem hatası nelere mal oluyordu? O gece mütemadiyen Hakan Taşıyan'ın "Kalmadı gönlümde taş üstünde taş / Toz duman olmuşum yıkılmışım ben / Gir de bak gönlüme sanki bir savaş/ Tanrım bu karardan davacıyım ben" şarkısını okurken, sabaha doğru gökyüzünden başıma ak bir taş düştü. Taşın üstünde şöyle yazıyordu:Ulu manitudan selam / Durmak yok, yola devam!..

Bu AKPak Parti yüzünden alemdeki tüm beyazlara düşman oldum. Yumurtanın akına, yalanın, sarayın beyazına, akbabalara, güvercinin beyazına bile düşman ettiler beni. Beyaz Unakıtan'ın pastörize yumurtası olur çıkar karşıma, leş yiyici akbaba olur çıkar karşıma, dünya halklarını inim inim inleten Yanki'nin Beyaz Saray'ı olur çıkar karşıma, cak cak çiğnenen demokrasi sakızının rengi, teslimiyetin, işbirlikçiliğin ve gericiliğin partisi olur çıkar karşıma, yılın en uzun, en aydınlık, en beyaz gününde bir araya gelen öz hakiki liberal, sol(!)cu ve dinci triosunun tekbirli, zılgıtlı 'Beyaz Yürüyüş'ü olur çıkar karşıma... Beyaz pankartlarındaki "Hepimiz AKP'liyiz Allah c.c. razı olsun" takiyelerini de, bu beyazları da sevemediysem suç benim mi?

N'olur beyaz deyip geçmeyin, içinde ak ve beyaz geçen her şeye çok iyi bakın, rengine aldanmayın sevgili yurttaşlarım... Mesela 'Ak' sözcüğünün Norveççede antikomünist demek olduğunu bilmeniz ve bizim akça pakçaların niyetinin ne olduğunu tespit etmeniz için Norveçli ya da benim gibi araştırmacı gazeteci olmanız gerekmiyor. Guruldayan midenizi bir yoklayın, yüreğinizi de tabii arada bir, bir de ayağınızın bastığı toprağı ve onurunuzu... Eminim aklınız başınıza gelecektir. Kolay değil tabii, biliyorum bu memleketi sevmek, emperyalizme ve yerli-yersiz işbirlikçilerine karşı olmak (g)üven , (ö)zveri ve (t)ecrübe ister. Bunu bir ben , bir de ODTÜ'lüler iyi bilir!...

Bugüne dek dava süreci etkilenir diye konuşmadım, hatta düşünmedim bile ama memleketin bu harala gürelesinde tefrika tefrika okunan bu ekşın film senaryolarından bir tek ana fikir çıkardım: "Kalsın benim davam, divana kalsın" özdeyişi, bu konjonktürde artık bizi bozar. Çünkü, bizim davamız divana bırakılmayacak kadar bizimdir. Son tahlilde, halkımızın AKP ile maçı henüz bitmemiştir. Şimdilik defansımız saha dışından atılan yabancı cisimlerle sakatlanmış ve gol yemiş olabiliriz ama daha bunun uzatmaları var. Ula şerefsiz emperyalizm, seni de, yerli ve yersiz işbirlikçilerini de yeneceğiz!.. "En güzel defter: Henüz dürülmemiş olandır. En güzel savcı: Henüz büyümedi. En güzel dava: Henüz görülmedi. En güzel günlerimiz: Henüz yaşamadıklarımız" sevgili taraftarlarım... B12 vitamininin faideleri işte, zihnim açıldı birden...

Zihnim açıldı dedim de aklıma yine kapatma davası geldi. Demo(de)krasi kazandı ya son tahlilde, bizim Samsunlu vekiller de sevindirik oldular tabii. Araştırmacı gazeteci olarak AKP il binasına gidiyordum ki ne göreyim Samsunlu vekiller ve kapatma davasında adı geçen belediye başkanları halay çekerek tey tey tey nidalarıyla il binasına doğru ilerliyorlar. Bazı trafik polisleri durdurmaya kalktıysa da ekip başı Suat Kılıç, "Durmak yok, yola devam!" sloganı atınca ekip hoppidi hoppidi il binasına giriverdi. Tabii, ben de arkalarında... İçeride bütün partililerin ellerinde birer ampul parlattığını gördüğümde "Hayırdır, temizlik mi var?" diye sordum ama o anda sevinçten ağlaştıkları için duymadılar beni.

Bir ara ortalık sakinleşince yönelttiğim, "Sayın vekilim, sonuçla ilgili duygularınızı alabilir miyim?" sorumu önce Suat Kılıç yanıtladı. "Bu yol uzun, ince, çetin bir yoldur. Milletimize hizmet yolculuğuna çıkanların, durup dinlenmesi söz konusu değildir. Millet yanımızda durduğu sürece, aşılamayacak hiçbir şey yoktur. Allah devletimize zeval vermesin" dedi. Yükselen amiiinn seslerinin arasında "Ama, daha bir hafta önce Başbakan bu yol engebeli bir yol demişti. Başbakan engebeli, siz uzun, ince, çetin bir yol diyorsunuz. Hangisi? " diye sıkıştırınca Suat Kılıç toparlandı ve "Evet, bu yol uzun, ince, çetin, engebeli, hatta stabilize bir yol" dedi.
Kararla ilgili, Milletvekili Mustafa Demir, "Ülkemiz için hayırlı olsun. Biz bu kapatma davası sürecinde tamamen çalışmalarımıza ve hizmetlerimize yoğunlaştık. Bundan sonra daha güçlü bir şekilde hizmetimize devam edeceğiz" deyince "Başka nereleri satmaya devam edeceksiniz?" diye sordum. Demir, şöyle yanıtladı: "Biz Samsun'u özelleştiriyoruz, güzelleştiriyoruz. TEKEL'i, limanı güzelleştirdik, şimdi de Çarşamba Şeker Fabrikası'nı güzelleştireceğiz."

Fatih Öztürk ise "Millete hizmete devam edeceğimizden dolayı çok sevinçliyiz. Bu kararla tren raydan çıkmadı. Demokrasi, hukuk ve laiklik kazandı. Biz asla laikliğe karşı gelmedik Elhamdülillah." demişti ki, o sırada dışarıdan sesler gelmeye başladı. Partinin önünde, kapatılması gündemde olan Çarşamba Şeker Fabrikası işçileri toplanmış, "AKP'yi açtılar, fabrikayı sattılar" diye slogan atıyorlar.

AKP İl Başkanı, elindeki ampulü pencereden işçilerin üzerine atarken, Milletvekili Demir, "Sayın basın mensupları, bunların hepsi Ergenekoncu!.. Geçen sene Ordu'daki fındık mitingi nümayişi de bu Ergenekoncuların işiydi. Yazın bunları! Taraf muhabiri nerde?" diye bağırırken, Milletvekili Kılıç, Ufuk Uras'ı arayıp, "Sayın vekilim, bu çeteleri çitileyin!" derken içim daraldı, ayrıldım oradan.
Olay mahallini terk edip gazeteye doğru yürürken duydum onun sesini... Şeker Fabrikası'nın acı yüklü işçileri arasında onun sesi kulaklarımda, omuzlarımda tüm ağırlığınca haykırıyor... "Ateşi ve ihaneti gördük ve yanan gözlerimizle durduk bu dünyanın üzerinde. Ateşi ve ihaneti gördük. Dayandık, dayandık her yanda, köle olmamak için iki kat, iki kat soyulmamak için..."

[email protected]

Belma Nur Kartal 'ın Son Yazıları