Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Belma Nur Kartal

Anamızı ağlatanlara…

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:00 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:00

KENTİN SESİ - SAMSUN Yazıları

Sevgili okurlarım,

Bu mektubu size Trabzonlu hemşehrim Kanuni Sultan Süleyman’ın tahta çıkışının seneyi devriyesinde yazıyorum. Hani şu hastalanınca “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi/Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi” diyerek Osmanlı tarihinde "sosyal içerikli" ilk özlü sözlerden birini eden Süleyman… Süleyman, ne derde tutuldu da korkudan bu gazeli döktürdü bilinmez ama ben de mesela, migren krizlerimde soluğu Acil’de alıp Novalgin enjektesinden sonra gözüm açılınca hep bu beyti okurum.

Siz bakmayın Sultan Süleyman’ın hastalanınca “Saltanat didükleri ancak cihân gavgâsıdır” dediğine… Son savaşı Zigetvar seferinde can verdi Süleyman. Saltanat didükleri ancak cihan gavgasıydı da be babacım, sen niçün Zigetvar seferinde kaleyi kuşatırken hakkın rahmetine kavuştun? Yetmedi mi babandan devraldığın 6.557.000 km2 Osmanlı toprağı da yaptığın fetihlerle hızını alamayıp 14.893.000 km2’ye ulaştın? 46 sene saltanatta kalan Sultan Süleyman, o mel’un seferde 71 yaşında ölmeseydi, daha çoook yaşardı. Bu milletin ömrü o Süleyman’dan bu Süleyman’a, o padişahtan bu padişaha kullukla geçti. Köleliği reddedip istemezük deyu kazan kaldıran ve telef edilenlerin onurlu anıları, mücadelemizde yaşamaktadır.

Süleyman’ın Kanunisi’ni de gördük, Demirel’ini de… Padişahın Kanuni’sini de gördük, Tayyip’ini de… Bunların ortak özelliği iktidara ve dünyaya kazık çakmaları… "Ben çocuktum, Demirel başbakandı, bu yaşıma geldim hala başımızda" diyen, ‘Süleyman hep başbakan’ şarkısının bestecisi Fikret Kızılok bile toprak oldu ama bakın, 79 yaşındaki Demirel hala beyanat veriyor:“Henüz aktif siyaseti düşünmüyorum” Nasıl yani?.. Ciddi şüphelerim var, bu gidişle ben de ondan önce öleceğim sanırım.

Süleyman hep başbakan/ Başbakan hep Süleyman/Kenan sopalısıydı/Turgut boyalısıydı/ Tayyip Rizelisiydi... Sopalısı, boyalısı, 6 defa gidip 7 defa gelen Demirel’i, bir de Tayyip’in saltanatı ocağımızı kuruttu. Ey tarih, yalvarıyorum sana, aklını başına al artık da tekerrür edip durma. Acı bize, çoluğumuza çocuğumuza acı ey tarih… Hep geriye değil, biraz da ileriye git.

Son Osmanlı Şehzadesi Ertuğrul Osman 97, onun dedesi II. Abdülhamit 76 yaşında diğer tarafa intikal etti. Asmayalım da besleyelim mi diyen K. Evren 91 yaşında Marmaris'te halen beslenmeye devam ediyor, Demirel ise 80’e merdiven dayadı. Google tanrısına yazın "dünyaya kazık çakmak" ne demek diye, direkt bu adamların isimleri çıkar karşınıza... Ölemezler ki gam yok, kasavet yok, vicdan desen tatile çıkmış.

Ama, işçiler ölüyor 15'inde, 20'sinde, 30'unda…Ölümlerden ölüm beğeniyorlar. Ölümler birer rakamdır artık işçi tabutlarında... Demiryolu, tersane, tekstil, inşaat, mevsimlik işçileriyle Türk müsün, Kürt müsün, Laz mısın, Çerkez misin sormuyorlar, ucuz iş gücü müsün, yoksul musun, faili belli cinayetlerimizin maktulü olur musun diyorlar. Nasıl ölmek istersiniz? Davutpaşa’da, Tuzla’da mı, yoksa kot taşlamada mı, Kürt illerinden Karadeniz’e fındık toplamaya giderken göç yollarında mı?

Kürt ve Türk analar 25 yıldır gözyaşı döküp ölen çocuklarının anılarıyla yaşamlarını sürdürürlerken, Kürt Açılımı’yla anaların gözyaşlarının son bulacağı söyleniyor. AKP Grup Başkan Vekili Samsun Milletvekili Suat Kılıç, şimdi diyor ki “Şehit aileleri çözüm istiyor. Başka analar ağlamasın” Yıllardır anamızı ağlatanlara sormak gerek: Peki, iş cinayetlerinde ölen işçi analarının gözyaşı nasıl dinecek? Samsun’da kazıda çalışırken, iş güvenliği önlemi alınmadığı için göçük altında can veren 24 yaşındaki Ali Rıza Yakışır’ın, Tekkeköy ilçesinde demir çekme fabrikasındaki patlamada yanıp, geçen gün ölen 27 yaşındaki Yaşar Çulha’nın anasının gözyaşlarını kim dindirecek?

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı şimdi öyle bir yönetmelik çıkardı ki, işçilerin anası daha çok ağlayacak. Samsun Tabip Odası, hükümetin İş Sağlığı ve İş Güvenliği yönetmeliğine cevaben "Bu yönetmelikle işyerlerinde ölümlere devam dediler. İşçi sağlığı ve güvenliği can pazarına dönüştürülmüştür. Herkes bilsin ki, dün olduğu gibi bugün de, yarın da işçi sağlığı ve güvenliği alanının ticarileştirilmesi, piyasalaştırılması, taşeronlaştırılmasına karşı her girişimi yapacağız. Çünkü biz, "Önce insan" diyoruz. İş kazalarında ölenlerin anaları ağlamasın istiyoruz" dedi.

Salt işçi değil, işsiz anaları da ağlıyor. Samsun’da 32, 30 ve 27 yaşlarında üç çocuğu da işsiz olan Behiye ana, “En büyük oğlum iki üniversite mezunu ama iş bulamıyor. Çocuklarım işsiz, onları KPSS'ye sokacak sınav parası bile bulamıyorum" diyor, gözyaşları içinde AKP’li vekilden iş isterken... Bir başka ana ise Büyükşehir Belediye Başkanı için "Seçim sürecinde evime gelip seçim toplantısı yaptı. Çocuklarım için iş sözü verdi. Seçimden sonra unutulduk" diye ağlıyor.

Başbakan ne mi yapıyor? O da ağlıyor… Ama, iş kazalarında ölenlere değil. Peyami Safa, “Ağlamak, ruhun işemesidir.” demiş ya, o da gözüm rahatlasın, ruhum ferahlasın babında, okuduğu şiire ağlıyor. Şiirin adı, "Sana, bana, vatanıma, ülkemin insanlarına dair" Ne mutlu yaptığı suçtan nadim olup ağlayana… O ağlarken ben de ağlamak istiyorum dilimde Kürtçe bir ıslık… Sana, bana, vatanıma, ülkemin insanlarına…

[email protected]

Belma Nur Kartal 'ın Son Yazıları