Belma Nur Kartal
Allahüekber dağları…
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:47 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:47
2013’e nasıl girdiniz diye soranlarım var. İçimizi ve geleceğimizi karartıp Ankara’da hükümet edenlerin inadına “Ankara’nın bağları” türküsüyle girdim ev halkıyla… Umudumu kesmediğim insanlığın ve artık olmasınlarımın şerefine, sevdiklerime sarılarak girdim.
Halkına ve insanlığa karşı işledikleri suçları görmeyip günahsız çam ağacından günah çıkarmaya çalışanlara, ocağımıza incir ağacı dikenlere inat çam ağacımı daha bir özenle süsledim. Çamlarla girdik yeni yıla, bir de zamlarla… Yasaklarla terbiye edemediklerini o gece bir de zamlarıyla vurdular.
O gece Samsun’da doğan 2013’ün ilk bebeğinin babası bir inşaat işçisiydi. 2012’nin son bebeği ise Adıyaman'daki çadır kente yerleştirilen Suriyeli bir kadının beşinci çocuğuydu. Adını Recep Tayyip koydular. Recep Tayyip’in babası Suriye’deymiş. Bizim Tayyip’e iletildiğinde bu haber, kim bilir ne çok hislenmiştir.
Yeni yıl mesajında “Son 10 yıldan bu yana eğitimden sağlığa, adaletten emniyete, dış politikadan ulaşıma kadar hemen her alanda Türkiye’de ilkleri başarmanın haklı gururunu yaşıyoruz. Yaptığımız reformlarla pek çok hayalimizi gerçeğe dönüştürdük. Bu düşüncelerle 75 milyon insanımızın tamamını sevgiyle kucaklıyorum" demiş. Sevgiyle kucakladıklarının başına gelenler ortada… Öldüren sevgi… “Ya benimsin ya kara toprağın!” diyor.
Bir kavanoz toprak verdi Samsun Valisi, Sarıkamış şehitlerine götürsünler diye İstanbul’dan gelen bisikletçilere… Gençlik ve Spor Bakanı Kılıç’la 10 bin genç, 90 bin askerin donarak can verdiği Sarıkamış'taki Allahuekber Dağları'na 6 Ocak’ta “Gençlik Şüheda’nın İzinde yürüyüşü yapacakmış. Gençler, “Emri sorgulamayan, aldığı emri milletin bekası için uygulamaya adım atan kendi ecdadını orada yâd etme imkânı bulacak”mış Suat Kılıç’a göre… “2023′ün, 2071′in anlamı ne?” diye de birbirlerine sormayacaklarmış.
“Burada Başbakan konuşuyor”, Allahüekber dağlarında da Bakan’ı konuşacak! Gençler susacak! Var mı itirazı olan?.. “ODTÜ ayakta” ise, uslu uslu oturmuyorsa Bakan da uslu 10 bin genciyle dağda! “Emri sorgulamadan uygulayan” gençlik isteyen bir Gençlik ve Spor Bakanımız var. 2012’yi ODTÜ hezimetiyle kapatan AKP, onunla birlikte 2013’te dağa çıkacak. Allahüekber dağlarından itaat etmeyen, sorgulayan, sorgulamadan uygulamayan ODTÜ’lülere ve onların sesine ses olan gençlere parmak sallayacak. Yerse… Ama, olmaz ki! Gençlik bu kalıba sığmaz, mızrak çuvala girmez!
Gençlik soruyor, soracak, 2013’te de sormaya devam edecek! Sizin yürüdüğünüz yollarda yürümeyecek! “Sarıkamış’ta gençler niye öldü?” diye de soracak, “Bu bizim savaşımız değil, bizim Suriye’de işimiz ne?" diye de soracak. O sorgulanmadan uygulanan emirle Sarıkamış’ta daha bıyığı terlememiş, Samsun X. Kolordu da dahil, çoğu 12-13 yaşında çocukların 22 Aralık 1914′te başlayıp 5 Ocak 1915’e dek açlık ve soğuktan neden kırıldığını, Osmanlı ordusunun nasıl yenildiğini, neden 5 ay sonra Ermeni tehcirinin yaşandığını soracak.
Dün Sarıkamış’ta Osmanlının ihtişamlı günlerine kavuşma hırsıyla Almanlar için 90 bin halk çocuğunu kırdıranlar, bugün de aynı özlemle Amerikan emperyalizmi için halkın çocuklarını kırdırmak istiyorlar. “Gençlik Şühedanın İzinde” deyip Allahüekber dağlarına bu yüzden 10 bin gençle çıkıyorlar. Yeni Sarıkamışlar için…
Ölen çocuklar için Enver Paşa, “Bunlar nasıl olsa bir gün ölmeyecekler miydi?’ demişti. Bugün AKP iktidarı da ölen ve ölecek olan gençler, işçiler ve halka böyle bakıyor. Nasıl olsa bir gün sorgusuz sualsiz ölecek olan askerler… Osmanlının Enver Paşaları…
Çok çalışıyorlar çok… Hele Gençlik ve Spor Bakanı Kılıç hiç boş durmuyor, bir bakıyorsun Ankara sokaklarında Meclis Taksi’de şoförlük yapıp dolmuşa gelen vatandaşa AKP propagandası yapıyor, bir bakıyorsun internette tweet atıyor. Kılıç’ın internet alemindeki en son icraatı “Siz de Bakan Suat Kılıç'ın Mehmet Akif Ersoy mısralarını retweet'leyin, Safahat'i kapın." tweetine, bir tweet de Bakanlık attı. “Bakanımız Kılıç, profil sayfasına yazdığı Akif mısralarını RT eden 10 takipçisine 'Safahat' armağan ediyor" diyerek yeni yıl hediyesini duyurdu.
Niye, çünkü konuyla ilgili ilk tweeti Başbakan attı, durmak olur mu? Yarış, Mehmet Akif Ersoy için Başbakanın 27 Aralık'ta attığı tweetle başladı. Başbakan 'Safahat' kitabı için 2. tweetinde şu satırları yazdı. "Sizlere tavsiyem şudur her evde bir Safahat olsun ama o yastık altı kitabınız olsun. Onu okurken uyuyun. O size huzur verir."
Gençler okurken uyur, uyurken huzur bulurken Ersoy’a ait "Doğacaktır sana vâdettiği günler Hakk'ın. Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın." dizelerini Kılıç tweettledi, emri sorgulamayanlar da 167 kez retweetledi.
Ersoy’un Safahat’ı benim de üniversite tezimdi. 1911-1933 yılları arasında yayımlanan yedi kitabındaki şiirleri bir araya getiren eserde Balkan, Çanakkale, İstiklal savaşları anlatılır ama tüm Safahat’a yayılan tema İslam birliğidir. Ersoy’un Kurtuluş Savaşını verecek olan Türk ordusuna seslendiği ve yarışma sonucu bir kuruş para almadığı İstiklal Marşı ise TBMM’nin 12 Mart 1921 tarihli oturumunda kabul edilir.
Nazım Usta demişti ki, "Bizim İstiklal Marşında aksayan bir taraf var, bilmem, nasıl anlatsam. Âkif, büyük şair, inanmış adam. Fakat onun ben inandıklarının hepsine inanmıyorum. Mesela bakın: ‘Gelecektir sana vaadettiği günler Hakkın.' Hayır. Gelecek günler için gökten âyet inmedi bize. Onu biz kendimiz vaadettik kendimize."
Dostlar, yoldaşlar… İşte Nazım’ın dizelerindeki kendimize vaat ettiğimiz o gelecek günler için yine mücadele dolu bir yıl geçireceğiz. Bin umut, sabır ve emekle… 3 Ocak, bugün dünyanın güneşe en yakın olduğu gün… Bugün de yarın da güneşe akınımız sürecek. Zafere kadar!.. Hepimize kolay gelsin, yolumuz açık olsun.
İşte: şu güneşten düşen ateşte milyonlarla kırmızı yürek yanıyor! Sen de çıkar göğsünün kafesinden yüreğini şu güneşten düşen ateşe fırlat yüreğini yüreklerimizin yanına at!
Akın var, güneşe akın! Güneşi zaptedeceğiz, güneşin zaptı yakın!