Belma Nur Kartal
8 Mart’ınız kutlu olsun…
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:19 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:19
Merhaba işçi kadınlar, işsiz kadınlar, öğrenci kadınlar, ev emekçileri...
Merhaba emeği yok sayılanlar, daha çok çalışıp daha az kazananlar, namus için katledilenler, fabrikalarda diri diri yakılanlar, tecavüze, tacize uğrayıp, susmaya mahkum edilenler…
Merhaba bu dünyanın kahrını, yükünü, ezasını, cefasını çekenler…
Dünya Emekçi Kadınlar Günümüz kutlu olsun!.. Yeryüzünün tüm ezilen ve direnen emekçi kadınlarına selam olsun...
Bugün 8 Mart 2011... Yıllar önce işçi kadınların bedelini yaşamlarıyla ödeyerek bize devrettikleri, toplumsal mücadele ve kadın mücadelesinde değeri çok büyük direnişlerinin 101. senesinde, AKP faşizminin 9. senesinde…
Bizler dört duvar arasında ev işlerinin cenderesine sıkışmış ev kadınlarıyız.
Bizler ucuz işgücü olarak görülen işçi kadınlarız.
Bizler kayıt dışı her alanda, güvenceden yoksun çalışan emekçi kadınlarız.
Bizler dünden bugüne mücadele eden emekçi kadınlarız.
Bizler evlatları, eşleri, babaları, kardeşleri gözaltında kaybolan ve bir daha geri gelmeyen Cumartesi Anneleriyiz…
Bizler cezaevlerinde çürümeye terk edilen KESK’li kadınlar, “taraf olmadığı için bertaraf edilen” gazeteci kadınlarız.
Tacizcilerin, tecavüzcülerin, katillerin, cemaatçilerin dışarı salındığı, gazetecilerin içeri tıkıldığı, 3 aylık bebelerimizin açlıktan öldüğü, boşanmak istemenin, tek başına dışarı çıkmanın, yemeğin tuzunun fazla olmasının şiddet veya ölüm nedeni olduğu, etek boyu yüzünden işinden edildiği, töre ve namus cinayetlerine kadınların kurban edildiği, kadınları aşağılayanların adam yerine konduğu, kadınların yoksayıldığı badem bıyıklıların düzenindeyiz.
Bu düzen, emekçi kadınların ve onlara onurlu, güvenceli bir gelecek bırakmak isteyen anaların düzeni değil… Bu düzen, kadın cinayetlerinin yüzde 1400 arttığı, kadınların daha da çok yoksullaştığı, işsiz aşsız, geleceksiz bırakıldığı, gericilerin, piyasacıların ve onların işbirlikçilerinin köhne düzeni… Bu düzen, gazeteci ve yazar avına çıkmış avcıların düzeni… “Benden yana olmazsan seni mahvederim” faşizminde, artık hiç kimse için “Araf’ta kalmak” diye bir şey yok. Cennet ya da cehennem 'arası' yok artık... Ya iktidarın yandaşı, candaşı olur, cenneti yaşarsınız ya da gazeteci gibi gazeteci olur, cehennemi yaşarsınız.
“Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
ve ipek bir halıya benzeyen toprak,
bu cehennem, bu cennet bizim”
Bu memleketin cezaevlerinde cehennemi yaşayan gazetecilerin sayısının son tutuklamalarla 68’e, kadın gazetecilerin sayısının ise 10’a yükseldiğini Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı sevgili Ahmet Abakay’ın Samsun’daki meslektaşlarımızla ve Samsun kamuoyuyla paylaşılması için gönderdiği açıklamayla öğrendik. Gazetecilere Özgürlük Platformu, bugün İstanbul’da yeniden toplanıyor. “Cezaevinde tutuklu gazeteci kalmayıncaya ve basın özgürlüğü önündeki engeller kaldırılıncaya kadar” eylemlerini sürdürecek olan GÖP “Bugün gazeteciler ve aydınlar üzerindeki baskı ve korku ortamının artık dayanılmaz boyutlara ulaşmasındaki tüm sorumluluk mevcut siyasi iktidara aittir” diyor.
Eskiden gazeteciler öldürülürdü, şimdi ise susturarak öldürüyorlar. Bir gazetecinin, yazarın elinden kaleminin alınması ölümdür. Politik görüşlerine katılın katılmayın, bir yazarın yazdıklarından dolayı ceza alması hangi ileri demokrasinin eseridir? Dılşa, Dilek, Emine, Nevin, Suzan… Adları ve politik yönelimleri bana yabancı gazeteci ve KESK üyesi kadınları, onların analarını, eşlerini, çocuklarını, yoldaşlarını, arkadaşlarını düşünürken Başbakanın, “8 yıldır sesini kıstığımız tek bir yayın organı yok” sözü düşüyor aklıma… Bir de Türk Ceza Yasası, Düşünce ve İfade Özgürlüğünü Engelleyen Maddeler, Terörle Mücadele Yasası…
“100 gazeteci ve yazar daha sırada” diyenlere ürpererek bakıyorum. “Yetmez ama evet” diyenler kına yaksın Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün ülkelerin ‘Basın Özgürlüğü’ karnesine göre son 8 yılda Türkiye, 39 sıra gerileyerek 138. sıraya düşmüş. Siz yeter diyene kadar, sonuna kadar alkışlayın avcıları…
Düşünce ve basın özgürlüğü demokrasinin, insan hak ve özgürlüklerinin olmazsa olmazıdır. İçerde gazetecisi, yazarı bulunan bir ülke bunlardan söz edebilir mi? Türkiye eskiden can çekişiyordu, şimdi artık ölüyor… Yazamıyor, çizemiyor, düşünemiyor, konuşamıyor. Basın özgürlüğü için tek yasa çıkarmayanların ülkesinde yarın sıra hangimizde bilmiyoruz. Yeter artık! Düzeniniz batsın!..
Bugün bizlerin, tüm emekçi kadınların bize dayatılan sömürü düzenini alaşağı etmemizin vaktidir. Sadece seçim dönemlerinde kadını hatırlayan yalancılara, kadını yoksayan, öldüren gerici, piyasacı düzenlerine boyun eğmeyeceğiz! Gecelerinde aç yatılmayan gündüzlerinde sömürülmeyen bir ülke için, insan kalabilmek için…
Yaşasın emekçi kadınlar, yaşasın 8 Mart, yaşasın TKP!