Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Atilla Özsever

Atilla Özsever

Türk-İş’ten ‘çıt’ yok!

Türk-İş’in temmuzda asgari ücrete ara zam yapılması konusunda herhangi bir sesi çıkmadı. 2025’te komisyon toplantılarına katılmayacağını açıklayan Türk-İş, en fazla üyeye sahip işçi örgütü olarak baskı unsuru görevini de yerine getirmiyor. Asgari ücret 25 aydır açlık sınırının altında bulunuyor.

Yayın Tarihi: 24.06.2026 , 23:46 Güncelleme Tarihi: 25.06.2026 , 00:00

Türkiye’nin en fazla üyeye sahip işçi kuruluşu olan Türk-İş,  Temmuz 2026'da asgari ücrete ara zam yapılması konusunda şimdiye kadar herhangi bir açıklamada bulunmadı. Türk-İş, Aralık 2025’te Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısının adil ve demokratik olmadığı gerekçesiyle bundan böyle komisyon toplantılarına katılmayacağını açıklamıştı.

Bu işçi konfederasyonu, böyle bir karar almasına rağmen görevi, işlevi ve temsiliyeti açısından ortalama ücret haline gelen asgari ücret konusunda bir baskı gücü olduğunu ortaya koymalıdır.

Sadece komisyon toplantılarına katılmamak yeterli değildir, halen 28 bin 75 liralık asgari ücretin yüzde 20 altı ve üstünü dikkate aldığınızda çalışan kesimin yaklaşık yüzde 60’ı bu ücretle geçinmeye mahkum oluyor. O nedenle Türk-İş’in bu konuda bir çağrı yapmaması, etkinlik düzenlememesi, bir baskı gücünü ortaya koymaması, kabul edilemez.  

Türk-İş neden ilgilenmiyor?

Peki, Türk-İş asgari ücret konusunda neden yeterli bir baskı gücü olamıyor? Öncelikle şunu ifade edebiliriz ki Türk-İş ve benzeri sendikalar, toplu sözleşme yoluyla asgari ücretin üstünde ücret gelirleri elde ettiklerinden üyeleri açısından bu konuya çok fazla ağırlık vermiyorlar. Amiyane tabiriyle “Bizim asgari ücretli üyemiz yok, o nedenle niçin bu konuyla fazla uğraşalım” diyorlar.

Oysa ülkemizin içinde bulunduğu duruma bakacak olursak; asgari ücret ortalama bir ücret haline gelmiş durumdadır. Bunun ötesinde eğer asgari ücret ne kadar yüksek belirlenirse toplu sözleşmelerde de o ücretin üstünde bir pazarlık gücü söz konusu olabilecektir.

Yani, asgari ücret ne kadar yükselirse toplu pazarlıkta da o ücretin üstüne çıkmak mümkün olabilir. Asgari ücret düşükse sendikaların toplu pazarlıktaki gücü de o oranda zayıflayabilir. O nedenle sırf kendi üyeleri açısından da olsa “asgari ücretli işçimiz yok, o nedenle bu konuyu niçin bu kadar fazla mesele edelim” mantığının tutarlı bir yanı yoktur, denebilir.

Öte yandan sendikalar madem bir sınıf örgütüdür, bu çerçevede de asgari ücret meselesine “sınıf mücadelesi” açısından bakılması, işçi sınıfının genel çıkarları açısından sağlıklı bir tutum olacaktır. Asgari ücret meselesindeki sınıfsal kazanımlar, diğer mücadele alanlarındaki kazanımları da tetikleyip etkileyecektir.

Türk-İş üst yönetimi, AKP döneminde uyguladığı politikayla hükümetle fazla çatışmaya girmeden uyumlu bir süreç izledi. “Sendikal bürokrasi” dediğimiz anlayış, “etliye sütlüye karışmadan”, sınıf mücadelesinin gereklerini yerine getirmeden ve tabanın mücadeleci girişimlerini de engelleyerek iktidarlarının devamını amaçlıyor.  

AKP: Ara zam yok

AKP Grup Başkanı Abdullah Güler başta olmak üzere iktidarın ekonomi yönetimi, Temmuz ayında asgari ücrete ara zam yapılmasına yönelik herhangi bir çalışmanın gündemde olmadığını daha önce açıklamıştı. 

AKP’nin “ara zam yok” açıklamasına karşın Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda işçileri temsil eden Türk-İş’in de sesi çıkmayınca çeşitli parti ve inisiyatifler temmuz ayında yeniden zam konusunu gündeme getirdiler.

EHP’nin (Emekçi Hareket Partisi) Haziran 2026 Raporu’nda, asgari ücretin tam 25 aydır açlık sınırının (35 bin 174 TL) altında kaldığı belirtilerek TÜİK verilerine göre bile yılın ilk 5 ayında enflasyonun yüzde 16,61’e ulaştığı, asgari ücretlinin 4 bin 663 TL, en düşük emekli aylığının ise 3 bin 322 TL alım gücü kaybettiği vurgulandı.

Üç büyükşehirde ortalama kiraların asgari ücreti geride bıraktığı ve barınma masraflarının son 23 yılın zirvesine çıktığı ifade edilen raporda, ekonomi büyürken işçi sınıfının milli gelirden aldığı payın eridiği, o nedenle ücretlerin yılda en az dört kez güncellenmesi gerektiği ifade edildi.

Şişli’deki eylem

Geçen cumartesi günü de (20 Haziran 2026) Asgari Ücret İnisiyatifi adlı platform, İstanbul Şişli’de temmuzda ara zam yapılması konusunda bir etkinlik düzenledi. Eylemde asgari ücretle birlikte emekli aylıklarına ve diğer tüm ücretlere zam yapılması talebi dile getirildi. İnisiyatif, taleplerini şöyle sıraladı:

  1. Asgari ücret, işçi ve ailesinin geçimini esas almalı, insan onuruna yaraşır bir düzeye çıkarılmalıdır.
  2. Ücretler; millî gelir ve gerçek enflasyon baz alınarak yılda dört kez güncellenecek şekilde belirlenmelidir.
  3. Gelir dağılımında adaleti gözeten bir ekonomi politikası derhâl izlenmelidir.

İnisiyatif, Temmuz'da ücretlere yeniden zam yapılana kadar sesini her hafta bir başka meydandan yükseltmeyi sürdüreceğini bildirdi. “'Gündemimizde yok” diyenlere karşı emeğiyle geçinenlerin derin bir yoksulluk yaşadığını belirten Asgari Ücret İnisiyatifi, “Asgari ücrete, tüm ücretlere ve emekli aylığına yeniden zam!” talebini ısrarla vurguladı. 

Özel sektörü etkiler

Asgari ücrete yapılan zam, özel sektör çalışanlarını da doğrudan ilgilendiriyor. Özel sektör patronları, asgari ücrete yapılan zamma göre büyük çoğunluğu örgütsüz olan özel sektör çalışanlarına o oranda ya da biraz altında zam yapıyor.

Ocak 2026’da asgari ücrete yüzde 27 oranında zam yapılırken özel sektördeki ücret artış oranları da yüzde 20 ile yüzde 25 arasında değişti. Temmuz ayında asgari ücrete ara zam yapılmaması halinde özel sektör çalışanlarına da bir ek zam yapılması pek mümkün gözükmüyor. 

Çok kısa bir süre kalmasına rağmen asgari ücrete temmuz ayında ara zam yapılması talebini güçlendirmek, sendikaların da bu konuda aktif bir tavır almasını istemek, önümüzdeki süreç açısından da gerekli olabilir. Bu anlamda somut sorunlar üzerinden yükselecek bir mücadele, AKP iktidarını zorlayabilir.

Asgari ücretin yükselmesi, diğer tüm ücretlerin yükseltilmesine yol açacağı gibi düşük tutulması da bütün ücretleri aşağıya çekecektir. O nedenle tüm emek kesiminin böyle bir anlayışı benimsemesi, sınıfsal mücadele açısından da yararlı olacaktır...

Atilla Özsever 'ın Son Yazıları