Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Atilla Özsever

Atilla Özsever

Türk-İş’in ‘genel grev’ sınavı

600 bin işçinin kamu sözleşmelerinin tıkanması üzerine Türk-İş’e bağlı sendikaların üyesi emekçiler bugün iş bırakacak. Bu iş bırakma, kamuda “genel grev” anlamına geliyor. Türk-İş yönetiminin bu kararına rağmen iş bırakma eyleminin ne düzeyde örgütlendiği, nasıl etkili olabileceği soru işaretleri taşıyor…

Yayın Tarihi: 16.07.2025 , 23:25 Güncelleme Tarihi: 17.07.2025 , 00:03

Yaklaşık 600 bin kamu işçisinin toplu sözleşme görüşmelerinin çıkmaza girmesi üzerine Türk-İş konfederasyonu, bir eylem takvimi açıklamıştı. Bu eylem takvimi bazı nedenlerle aksasa da bugün (17 Temmuz 2025) Türk-İş’e bağlı sendikaların kamu kesiminde örgütlü işçileri, işe gitmeyip iş bırakacak.

Bu iş bırakma eylemi bir anlamda kamuda “genel grev” anlamına geliyor. 600 bin işçi, ağırlıklı olarak karayolları, demiryolları, elektrik üretim santralleri, bakanlıklar, üniversiteler ve hastanelerin bulunduğu işkollarını kapsıyor.

Bu işkollarından savunma sanayinde, elektrik, petrol üretimi ve dağıtımı işyerleri ile kamu hastanelerinde yasal anlamda grev yasağı söz konusu. Kamu kesiminin 350 bine yakını Hak-İş’te örgütlü iken 250 bin dolayı da Türk-İş bünyesinde örgütlü bulunuyor.

Hak-İş konfederasyonunun ciddi bir eylem takvimi ve uygulaması olmadı, sadece yasal bir gereklilik olarak grev kararlarının alınabileceği ancak grev uygulamasına geçilip geçilmeyeceği konusunda da tam bir kararlılık ifade edilmedi. Hak-İş’in geçmiş söylem ve uygulamalarına bakıldığında “AKP yanlısı” bir işçi örgütü olduğu biliniyor. 

İşçiyle ‘alay’ edilen zam

Türk-İş ve Hak-İş konfederasyonlarının hükümet tarafına sunduğu 23 Şubat 2025 tarihli teklifte, 2025 yılının ilk altı ayı için yüzde 90 dolayında bir talep söz konusu iken kamu işveren sendikası TÜHİS (Türk Ağır Sanayi ve Hizmet Sektörü Kamu İşverenler Sendikası), bu teklife ancak 3,5 ay sonra yanıt verdi.

TÜHİS, ilk altı ay için önce yüzde 16, daha sonra da bu teklifini bir puan artırarak yüzde 17’lik bir öneriyle geldi. Böyle bir zam önerisi, “işçiyle alay etmek” anlamını taşıyordu. Böylece kamu sözleşmeleri de çıkmaza girmiş oldu.

Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, konfederasyonun eylem programının ortaya konmasından sonra 17 Haziran 2025 günü yaptığı açıklamada, işçinin dayanma gücünün kalmadığını, Haziran sonu itibariyle yasal olarak grev kararlarının alınabileceğini söylemişti. Atalay, şöyle konuşmuştu:

“Haziranın sonunda Demir Yolları'nın grev kararı geliyor. Akabinde Karayolları'nın, Makine Kimya'nın grev kararı geliyor. 15 gün sonra da, orman işçilerinin grev kararı alması gerekiyor. Onun için işçilerin, sendikaların bu haklı talebine ülkeye yönetenler bir an evvel müspet bir cevap versinler. Ülke gündeminden kamu sözleşmesini çıkarsınlar."

Türk-İş’in ikircikli tavrı

Haziran ayının sonu geçti, grev kararları alınmadı. Türk-İş Başkanı Atalay, 15 Temmuz 2025’te yaptığı açıklamada da “Önümüzdeki haftanın ortasında grev ilanını asmak mecburiyetindeyiz. En son 26 Ağustos’ta grevi uygulamaya geçirmek mecburiyetindeyiz” dedi.

Yasal anlamda uyuşmazlık tutanağının tebliğ tarihinden itibaren 60 gün içinde grev kararının alınması ve bu süre içerisinde de 6 iş günü öncesinden işverene bildirim yapılarak grevin uygulamaya konulması gerekiyor. Bu süre içerisinde, grev kararının alınmaması veya uygulanacağı tarihin işverene bildirilmemesi halinde ise, sendikanın toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi düşüyor.

Uyuşmazlık 26 Haziran 2025 tarihinde ortaya çıktığına göre, Türk-İş 60 günlük süreyi sonuna kadar kullanıp ancak 26 Ağustos 2025’te greve çıkacağını açıklamış bulunuyor. Aslında bu bir oyalama. Gerek Türk-İş, gerekse Hak-İş yönetimi, AKP Hükümeti’yle, daha doğrusu Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la karşı karşıya gelmek istemiyor.

Tabanın rahatsızlığı

Özellikle Türk-İş tabanı, net 35-40 bin lira dolayındaki aylık ücretleri karşısında kamu işvereninin çok düşük teklifine büyük bir tepki gösteriyor. Ancak işçinin mevcut yapısı, sendika merkezlerinden, Türk-İş yönetiminden gelecek kararlara göre hareket etme niteliği taşıyor.

Tabandaki işçinin tepkisini öne alan, Türk-İş içindeki mücadeleci sendika şubelerinden Harb-İş Sendikası’nın İstanbul Şube Başkanı Murat Yalçınkaya, bu konudaki görüşünü şöyle açıkladı:

“Türk-İş’in grev kararı alması önemli ancak esas olan uygulamadır. Grev kararını uygulayacak örgütlenme yapılmadığı zaman kararın altı boş kalıyor. Türk-İş yönetimi, önce haziran sonunda grev kararlarını alacağını açıklamıştı, daha sonra 15 Temmuz dediler. O da geçti. Şimdi temmuz sonu grev kararlarının alınacağı söyleniyor.

Grev kararının alınmasından sonra yasal olarak 60 gün içinde uygulanması gerekir. Aslında karar alınır alınmaz çok kısa sürede de uygulanabilir.  Böyle oyalama süreci olunca işçi tabanının Türk-İş’e olan güveni kırılıyor, azalıyor. İşçiler de ayrıca şöyle bir düşünce var: Biz eylem yapıyoruz ama Türk-İş düşük zamma imza atarsa ne yapacağız? Dolayısıyla işçide bir güven eksikliği yaşanıyor.”

Hak-İş imzalarsa?

Harb-İş İstanbul Şube Başkanı Murat Yalçınkaya, “Hak-İş de, grev kararı alıyor ama bu grevin uygulanması anlamını taşımıyor. ‘Çünkü hükümeti karşımıza alamayız’ diyorlar. Bizim talebimiz toplam yüzde 92 idi, kamu işvereni şimdilik yüzde 17 diyor. Kabul edilemez bir durum. En büyük korkumuz Hak-İş imza atarsa Türk-İş ne yapacak?” diye konuştu.

Murat Yalçınkaya, şimdiye kadarki uyuşmazlıklar sürecinde sadece Hak-İş’e Bağlı Öz Büro-İş Sendikası ile Türk-İş’e bağlı Tez Koop-İş Sendikasının birer işyerinde (ODTÜ’de) grev uygulamasına geçtiğini söyledi.

Harb-İş, savunma sanayinde örgütlü olduğu için grev yasağı kapsamında bulunduğundan 17 Temmuz’daki iş bırakma eylemine katılamayacak. Harb-İş’in sözleşmesinin Yüksek Hakem Kurulu’na gitmesi söz konusu.

17 Temmuz sonrası

Harb-İş Şube Başkanı Yalçınkaya, 17 Temmuz sonrasında Türk-İş yönetimine önce Çalışma Bakanlığı önünde tüm sendikaların genel merkez ve şubeler dahil yöneticilerinin oturma eylemine başlamasını, bir sonuç alınmazsa ardından açlık grevi ve nihayetinde işkolu, işkolu tüm işçilerin bakanlık önüne gelip güçlü bir gövde gösterilmesine başvurulmasının önerildiğini ifade etti. Daha sonra Ankara’da büyük bir mitingin düzenlenmesi istendi.

Türk-İş yönetimi, bu öneriye karşı çıkmamakla birlikte sürecin nasıl gelişeceğini gözlemleyecek.

Görüldüğü gibi bu günkü iş bırakma (genel grev) eyleminin nasıl gerçekleşeceği, taban açısından Türk-İş yönetiminin kararlılık gösterip göstermeyeceği, işçilerin eylemlerine nasıl sahip çıkacağı hep birlikte izlenecek.

Türk-İş’in sınavı

Sendikaların “sınıf bilinci” açısından doğru dürüst bir işçi eğitimi yapmadığı, grev ve diğer eylemlerle ilgili güçlü bir örgütlenmenin gerçekleşmediği ve sonuçta işçilerin genel merkez ve Türk-İş yönetiminin kararlarına baktığı dikkate alındığında ne yazık ki çok fazla umutlu olunmuyor.

İşçi tabanında Türk-İş’in yüzde 17 veya biraz daha yükseğine imza atması halinde konfederasyon yönetimine olan güvenin tamamen biteceği izlenimi var. Kamu işveren sendikasının son bir teklif olarak ilk altı ay için yüzde 22 gibi bir öneriyle geleceği belirtiliyor. Bu da işçiyi kurtarmaz.

Bakalım Türk-İş bu veriler ve koşullar dikkate alındığında bugünkü “genel grev” eylemini nasıl geçirecek, sınavdan geçebilecek mi?   

[email protected]

Atilla Özsever 'ın Son Yazıları