Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Atilla Özsever

Atilla Özsever

'Orta oyunu' grevle bozulur

Memurun yasal grev hakkı yok ancak uluslararası sözleşmeler ve anayasa hükmü çerçevesinde grev meşru haktır. AKP “yandaşı” Memur-Sen’in eylem takvimini ne kadar hayata geçireceği ise şüpheli…

Yayın Tarihi: 13.08.2025 , 22:17 Güncelleme Tarihi: 14.08.2025 , 00:02

AKP Hükümeti adına Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, 4 milyona yakın memur ve 2,5 milyon memur emeklisiyle ilgili olarak kamu sözleşmelerinde 2026 yılının ilk altı ayı için yüzde 10, ikinci altı ayı için ise yüzde 6’lık zam teklifinde bulundu.

İktidarın bu teklifi kümülatif olarak yüzde 16’ya ulaşsa da 12 aylık ortalama yüzde 13,3’e denk geliyor. AKP’nin teklifinin bir “sefalet zammı” olduğu ortadadır.

Kamu çalışanlarıyla ilgili toplu sözleşme görüşmelerinde yetkili konfederasyon olan Memur-Sen’in talebi ise 2026 yılı için toplam yüzde 88’e denk geliyordu. Arada çok büyük fark var.

Siyasal iktidar, 2027 yılının ilk altı ayı için de yüzde 4 ve ikinci altı ayı için de yine yüzde 4 oranında zam teklif etti. Bakan Işıkhan, bu tekliflerin ilk teklif olduğunu söyledi.

Memur-Sen’in 2027 yılı için toplam zam talebi ise yüzde 46’ya denk geliyor. Diğer memur konfederasyonlarının talepleri de, zamla birlikte ücretlerinin yoksulluk sınırının (86 bin lira) üzerinde olması yönündedir.

Sefalet maaşı

Halen en düşük memur aylığı, aile yardımı dahil 50 bin 534 liradır, ortalama memur maaşı ise 57 bin 418 liradır.

Hükümetin zam teklifine göre ortalama memur maaşı 2016 yılının ilk 6 ayında 63 bin 159 TL’ye, ikinci altı ayda ise 66 bin 948 TL’ye ulaşacak. Bu durumda kamu çalışanları yoksulluk sınırının yaklaşık yüzde 25’i altında bir maaş alacak.

Memur emeklilerinin durumu ise daha korkunç, onlar açlık sınırı dolayındaki aylıklarla sefalet düzeyinde geçinmeye çalışacaklar.

Memur-Sen Genel Başkanı Mehmet Ali Yalçın, hükümetin bu teklifini ciddiyetsiz bulduğunu belirterek konfederasyonun eylem takvimini açıkladı.

Eylem takvimi

Memur-Sen 81 ilde eylem kararı aldı. Konfederasyonun açıklamasına göre, kamu işvereninin 2026 ve 2027 yıllarına yönelik teklifinin, refah payı ve taban aylığı zammını içermediği, gerçeklerden uzak ve adaletsiz olduğu vurgulandı. Açıklamada, teklifin “Türkiye Yüzyılı” vizyonuna ve gelir dağılımında adalete uymadığı, memurları açlık ve yoksulluk sınırı arasında bıraktığı belirtildi.

Dün (13 Ağustos) hem Çalışma Bakanlığı önünde, hem de 81 ilde kamu işvereninin zam teklifi eleştirilerek toplu basın açıklaması yapıldı. Yarın da memur emeklilerinin katılacağı eylemler düzenlenecek.

15 Ağustos Cuma günü ise, hükümetten gelecek yeni teklife göre eylemler şekillenecek. Eylemlere devam kararı verilirse 81 ilde eylem çadırları kurulacak ve 18 Ağustos’ta da iş bırakma, yürüyüş ve Ankara’da miting düzenlenecek.

Diğer memur konfederasyonlarından Birleşik Kamu-İş ve KESK (Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu) de genel greve kadar gidebilecek etkili eylemlerden yana gözüküyor.

AKP iktidarı döneminde üye sayısını hızla artırarak yetkili konfederasyon durumuna gelen Memur-Sen’in eylem takvimini nasıl uygulayacağı, hükümete yönelik olarak ciddi bir tepki gösterip göstermeyeceği, diğer konfederasyonlarla ortak bir eylemlilik içine girip girmeyeceği belirsiz gözüküyor. Memur-Sen, eylemlerine 15 Ağustos’ta hükümetin yeni teklifi karşısından devam edip etmemeye karar verecek. Burada da bir şüphe doğuyor.

Uyuşmazlık ve Hakem Kurulu  

Yasaya göre toplu sözleşme görüşmeleri 19 Ağustos salı günü sona eriyor. Bu son gün ya anlaşma imzalanacak ya da süreç hakeme taşınacak. 6,5 milyon memur ile memur emeklisini ilgilendiren görüşmelerde anlaşma olmaması halinde yetkili konfederasyon olan Memur-Sen’in 20 Ağustos’ta Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’na başvuru süreci başlıyor.

Hakem Kurulu da, 31 Ağustos’a kadar kararını bildirmiş olacak. 11 üyeden oluşan hakem kurulunda ise hükümetin belirlediği üyeler çoğunlukta. 11 üyenin 7’si bizzat Cumhurbaşkanı tarafından atanıyor. Bu nedenle daha önceki anlaşmazlıklarda da hakem kurulundan çoğunlukla hükümetin teklif ettiği oranlar çıkmıştı.

Sonuç itibariyle gerçek anlamda bir toplu sözleşme görüşmesi ve grev hakkı bulunmayan bu müsamereye “orta oyunu” demekten başka bir şey denemez. Böyle bir “orta oyunu”nun da yasal anlamda memurun grev hakkı olmamasına rağmen uluslararası sözleşmeler ve Anayasa hükmü çerçevesinde grev hakkının kullanımı meşrudur.

Fiili ve meşru bir grev hakkının sınırlanamayacağı da Anayasa Mahkemesi kararlarıyla ortaya konmuştur. Memur-Sen’in bir günlük de olsa böyle bir grevi hayata geçireceği şüphelidir, en azından Birleşik Kamu-İş ve KESK’le birlikte ortak bir eylemlilik, AKP hükümetini daha fazla sıkıştırabilir.

Yetkili Memur-Sen

Toplu sözleşme görüşmelerindeki 11 hizmet kolundan 10’nunda Memur-Sen, sadece 1’in de Türkiye Kamu-Sen yetkili. Bu arada üye sayısı bakımından ilk üç sıradaki memur konfederasyonlarının başkanları da görüşmelere katılıyor.

Bu üç konfederasyon; Memur-Sen, Türkiye Kamu-Sen ve Birleşik Kamu- İş’tir. KESK, dördüncü sırada olduğu için toplu sözleşme görüşmelerinde temsil edilmiyor.

Çalışma Bakanlığı’nın Temmuz 2025 istatistiğine göre; Memur-Sen’in üye sayısı 1 milyon 78 bin 831. İkinci sıradaki Türkiye Kamu-Sen’in üye sayısı, 560 bin 60, üçüncü sıradaki Birleşik Kamu-İş’in üye sayısı da 189 bin 332’dir. KESK’in üye sayısı ise 166 bin 266’dır.

Özellikle AKP iktidarı döneminde üyesi sayısını hızla artıran Memur-Sen, toplu sözleşme görüşmelerinde genel anlamda tek yetkili konfederasyondur. Yani Memur-Sen Genel Başkanı, tek başına toplu sözleşmeyi imzalamaya yetkili bulunuyor.

Kamu işçisinin akıbeti gibi

Memur-Sen, genelde AKP “yandaşı” bir sendika olarak kamu emekçilerinin haklarını savunmada şimdiye kadar yeterince etkili davranmadı, daha önceki toplu sözleşme sürecinde de ciddi bir eylemlilik içine girmedi. Bu konfederasyon, seyyanen zammın (ilave ödemenin) memur emeklilerine de yansıtılması konusunda da etkisiz kaldı.

Şimdi de Memur-Sen, hakem kuruluna gitse bile kurulun kararının kesinliği karşısında “biz elimizden geleni yaptık” diyerek işin içinden sıyrılabilir.

Böyle bir sürecin 600 bin kamu işçisinin sözleşme görüşmelerinde olduğu gibi bir sefalet zammına yol açacak şekilde sonuçlanması ne yazık ki mümkün gözüküyor. AKP Hükümeti, 2025’te asgari ücrete yüzde 30 oranında zam yaptı, 600 bin kamu işçisinin sözleşmesinde de aşağı yukarı aynı oranda bir zam gerçekleşti.

Gerçek enflasyon oranının yüzde 60’ların üstünde olduğu bir ortamda ücretleri baskılama politikası güden hükümetin memurlar için de aynı yolu izlemesi mümkündür. Hem işçilerin, hem memurların daha etkin bir sınıf mücadelesi içine girmesinden başka çare yok.

Esas olan grevli toplu sözleşme

Görüldüğü gibi grevli toplu sözleşmeli sendika hakkı için mücadele etmenin temel bir gereklilik olduğu anlaşılıyor. Bu arada toplu görüşme masasında temsil edilmeyen KESK’in kamu çalışanları için grevli toplu sözleşme hakkının yanı sıra diğer önerileri de şöyledir:

  1. En düşük memur aylığı yoksulluk sınırının (86 bin TL) üstünde olmalı
  2. Aylık enflasyon farkları reel olarak bir sonraki ayın ücretlerine yansıtılmalı,
  3. Vergide adaletin sağlanması için yoksulluk sınırının altında olan herkesin vergi dilimi yüzde 10’a sabitlenmeli,
  4. Eşit işe eşit ücret ilkesi uygulanmalı,
  5. Tüm yan ödemeler, emekli aylıklarına yansıtılmalı. 
Atilla Özsever 'ın Son Yazıları