Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Atilla Özsever

Atilla Özsever

Memur gücünü gösteremiyor!

Memur konfederasyonları AKP hükümetinin önerdiği sefalet zammına karşılık 18 Ağustos’ta iş bıraktı, eylem yaptı. Ancak bu eylemler yeterli olmadı, hükümet de eski teklifine sadece yüzde 1’lik bir zam ilave etti. Sonuçta uyuşmazlık hakem kuruluna gidecek. Orada da hükümet ağırlıklı…

Yayın Tarihi: 20.08.2025 , 21:57 Güncelleme Tarihi: 21.08.2025 , 00:31

4 milyonu memur, 2,5 milyonu da memur emeklisi olmak üzere 6,5 milyonluk bir kesimi ilgilendiren toplu sözleşme görüşmeleri uyuşmazlıkla sonuçlandı. Uyuşmazlık, Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’na gidecek.

Hakem kurulunun 11 üyesinden 7’sini Cumhurbaşkanı atıyor, geri kalan 4 üyesi de memur konfederasyonları tarafından belirleniyor. Yani sonuçta hakem kurulunda AKP Hükümeti çoğunlukta bulunuyor.

Şimdiye kadarki hakem kurulunun kararlarında hükümetin öngördüğü zam oranları esas alındı. Kararları kesin olan hakem kurulunun 31 Ağustos 2025 tarihine kadar memurların ücretlerine 2026 ve 2027 yılları için yapılacak zam oranlarını belirlemesi gerekiyor.

Şimdi bu gelinen süreci kısaca özetleyelim…

Sendikaların talepleri

28 Temmuz 2025 tarihinde başlayan toplu sözleşme görüşmelerinde yetkili memur konfederasyonu “AKP yanlısı” Memur-Sen idi. Bu toplu sözleşme görüşmelerinde 11 hizmet kolu ile ilgili ücret, sosyal haklar ve çalışma koşulları görüşülüyor.

11 hizmet kolunun 10’unda Memur-Sen, diğer 1’in de ise Türkiye Kamu-Sen yetkiliydi. Toplu görüşmelerde bu konfederasyon temsilcilerinin yanı sıra üye sayısı bakımından ilk üç sırayı alan konfederasyonların başkanları da görüşmelere katılıyor.

Bu üç konfederasyon, Memur-Sen, Türkiye Kamu-Sen ve Birleşik Kamu-İş’tir. KESK (Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu) dördüncü sırada olduğu için görüşmelerde temsil edilmiyor.

AKP döneminde üye sayısını hızla artıran Memur-Sen, toplu sözleşme görüşmelerinde imza yetkisi olan tek konfederasyondur. Memur-Sen, 2026 için toplamda yüzde 88, 2027 yılı için de yüzde 46’lık bir ücret artışı önerdi.

Diğer konfederasyonlar da, sonuç itibariyle memur ücretlerinin yoksulluk sınırı olan 86 bin liranın üzerinde olması yönünde tekliflerini ilettiler. Halen en düşük memur aylığı da 50 bin lira, ortalama memur aylığı ise 57 bin lira dolayında bulunuyor.

Sefalet zammında ısrar

AKP Hükümeti ise, kamu çalışanlarının ücretleri için 2026 yılının ilk altı ayı için yüzde 10, ikinci altı ayı için ise yüzde 6’lık zam teklifi etti, 2027 yılı için de yüzde 4 artı yüzde 4’lük bir artış önerdi.

AKP’li Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, ikinci bir teklif olarak da zam oranları ayni kalmak kaydıyla taban ücrete 1.000 TL’lik bir artışın yapılacağını söyledi. Bu sefalet zammının kabul etmeyen memur konfederasyonları da eylem kararı aldılar.

Memur-Sen ile Türkiye Kamu-Sen, ayrı, ayrı olarak 18 Ağustos 2025 günü iş bırakıp eylem yaptılar. Ancak Memur-Sen’in kimi işyerlerinde iş bırakma çağrısını örgütleyemediği, üyelerinin önemli bir kısmına eylemleri duyuramadığı yönünde yazılı basında haberler çıktı (Memur-Sen iş bırakma çağrısı yaptı ama örgütlemedi, Evrensel, 19 Ağustos 2025).

Üye sayısı açısından üçüncü ve dördüncü sırada olan Birleşik Kamu-İş ve KESK ise, diğer beş memur örgütüyle birlikte ortak iş bırakma kararı almıştı. Gerek Memur-Sen, Kamu-Sen  ve gerekse KESK’in öncülüğündeki memur sendikaları 81 ilde iş bırakma ve AKP Hükümeti’nin ücret politikası protesto ettiler.

Memur-Sen, iş bırakma eyleminin ardından Ankara Tandoğan Meydanı’nda bir miting düzenledi ardından da Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bir yürüyüş gerçekleştirdi. Türkiye Kamu-Sen de 81 ilde alanlarda eylem yaptı.

KESK ile birlikte yedi kamu emekçisi konfederasyon, 18 Ağustos günü Ankara’da Çalışma Bakanlığı önünde protesto gösterisinde bulundu, bu örgütler diğer kentlerde de iş bırakıp eylem düzenlediler.

Kadıköy’deki eylem

18 Ağustos 2025 günü Kadıköy İskele Meydanı’nda yapılan eyleme KESK ağırlıklı olmak üzere çeşitli memur sendikalarının üyelerinin katımı oldu. Basın açıklaması eyleminde DİSK Birleşik Metal-İş Sendikası yöneticileri, DİSK İstanbul Bölge Temsilciliği de destek için hazır bulundular.

Tüm Emekliler Sendikası üyeleriyle birlikte Hak-Sen (Kamu Çalışanları Hak Sendikaları Konfederasyonu) üyeleri de sınırlı sayıda da olsa mevcuttu. Memur konfederasyonlarının ortak eyleminde Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu’nun temsili Kadıköy’de göze çarpmadı.

Memurlar adına ortak basın açıklaması yapan KESK İstanbul Şubeler Platformu Sözcüsü ve Eğitim-Sen 5. Nolu Şube Başkanı Ertuğrul Eroğlu, taban ücrete yapılan günlük 33 lira zammın sefalet zammından başka bir şey olmadığını söyledi.

Eylemde atılan sloganlar çoğunlukla “Sefalete teslim olmayacağız”, “Birleşe birleşe kazanacağız”, “İş ekmek yoksa barış da yok” şeklindeki sloganlardı.

Kadıköy İskele Meydanı’ndaki topluluk çok fazla değildi. İstanbul Kadıköy gibi işçi, memur ve emeklilerin ağırlıklı olduğu bir kentte, 18 Ağustos’ta iş bırakma kararı alan memur konfederasyonlarının böyle bir etkinliğe sınırlı sayıda katılması da dikkat çekiciydi.

Katılımın yetersizliği

Kadıköy iskele meydanında görüştüğümüz kimi kamu çalışanlarının katılımın azlığı üzerine yaptığı yorumlar şöyleydi:

“Memurlar genelde ürküyorlar, korkuyorlar. ‘Nasıl olsa birileri bizim yerimize gelip eylem yapar’ diye düşünüyorlar. Aslında sendikaların bu çerçevede kendilerini sorgulamaları lazım. Sendikalar, birer kitle örgütü olduğu için emeği ile geçinen herkesi kapsaması gerekir.

Sol, ilerici sendikalar, ne yazık ki kimi zaman dar, ideolojik bir çerçevede örgütlenme anlayışına sahip oldukları için üye sayısında da azalma oluyor.

Öte yandan eylemlere gelmeyen memur arkadaşlarımız da gereken cesareti gösteremiyorlar. Eyleme gelirlerse en fazla bir yevmiye ceza kesilir. Memur bunu göze almazsa hakkını nasıl koruyacak, isteyecek?”

Kadıköy’deki eyleme katılımın azlığı üzerine akademisyen bir sendika yöneticisi de şunu söyledi: “AKP Hükümeti, bizim eylemlerimizi dikkatle takip ediyor. Memurun bu güçsüz katılımı ve mücadelesi üzerine ücret artışı yapmayabilir bile. Esprili anlamda söyleyeyim: Ben hükümetin yerinde olsam yüzde 10’luk teklifimi yüzde 8’e çekerim”

Zaten eylemlerin yapıldığı günün akşamüstü yeniden toplanan memur-işveren yetkililerinin görüşmesinde de, AKP Hükümeti’nin yeni teklifinin son derece düşük olduğu ortaya çıktı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, 2026 yılının ilk altı ayı için yüzde 10 olan tekliflerini bir puan artırarak yüzde 11’e, ikinci altı ay için yüzde 6 olan tekliflerini de yine bir puan artırarak yüzde 7’e çıkardı.

Hükümetin 2027 yılı için daha önce teklif ettiği yüzde 4 artı yüzde 4’lük teklif de değişmedi, taban aylığa olan bin liralık ilave de aynen kaldı.

Resmi enflasyonun altında

AKP Hükümeti’nin 2026 yılı için önerdiği yüzde 11 artı yüzde 7’lik teklif kümülatif olarak yüzde 18,8’e gelmiş gibi gözükse de aslında 12 aylık ortalama olarak yüzde 14,9’a denk düşüyor.

(Hesabı da şöyle: Örneğin 100 lira üzerinden ilk altı ay için yüzde 11’lik zamla ücret 111 TL x 6 ay = 666 TL, ikinci altı ay için de 111 TL x yüzde 7= 118, 77 TL x 6 ay = 712,62 TL. .Her ikisinin toplamı 666 TL + 712,62 TL = 1.378,62 TL. Bu bir yıllık toplamı 12 aya böldüğümüzde; 1.378,62/ 12 = 114,88 TL ediyor. Yani aylık ortalamada yüzde 14,9’luk bir artış sağlanmış oluyor). 

Memurların ücretlerine 2026 için gerçekte yapılacak yüzde 14,9’luk artış, Merkez Bankası tarafından güncellenen yüzde 16’lık hedefin bile altında bulunuyor.

Çalışma Bakanı Işıkhan, hakem kuruluna giden uyuşmazlıkla ilgili olarak yaptığı açıklamada, “Hiçbir memurumuzu enflasyona ezdirmeyeceğiz” diyerek resmi enflasyon hedefinin bile altında kalan zam oranı için gerçeği söylemiyor.

“Top” hakem kurulunda

Uyuşmazlık sonrası açıklama yapan Memur-Sen Genel Başkanı Mehmet Ali Yalçın, hükümetin teklifinin yetersiz olduğunu belirterek hakem kuruluna güvenmedikleri için gitmeyeceklerini, inisiyatifin hükümette olduğunu söyledi.

Bakan Işıkhan da, “11 hizmet kolu açısından memurlarımız için önemli sosyal haklarda kazanımlar sağladık. Oransal zamla ilgili mutabakat sağlayamadık. Tahkim süreci söz konusu. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’nun kararına hepimiz saygı göstereceğiz” diye konuştu. 

Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi hakem kurulunda hükümet çoğunlukta, karar da hükümetin istediği gibi olacak. Zaten bu karara itiraz yok. Memurların da tüm toplu sözleşme sürecinde yasal anlamda grev hakları da yok.

Bununla birlikte sonuç olarak şunu ifade edebiliriz ki;

  1. Niceliksel anlamda nüfusun önemli bir bölümünü kapsayan kamu emekçilerinin gücünün farkına varıp daha direngen ve kararlı bir şekilde davranması,
  2. Yasal anlamda grev hakları olmamasına rağmen uluslararası sözleşmelerden ve anayasayla bağlantılı olarak doğan grev hakkı için mücadele etmesi, eylemlerde yeterli katılım sağlaması, birleşik bir mücadelenin gerçekleştirilebilmesi,
  3. Ve de öncelikle sendikaların emeğin temel hakları üzerinden memurları kitle örgütü tanımına uyan bir biçimde örgütlenmeye çalışması önemli kazanıyor…

[email protected]

Atilla Özsever 'ın Son Yazıları