Atilla Özsever
Kemalist- Sosyalist İttifakı
Yayın Tarihi: 28.05.2025 , 23:54 Güncelleme Tarihi: 29.05.2025 , 00:03
Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi’nin (THTM) çağrısı üzerine 24-25 Mayıs 2025 tarihlerinde Ankara'da bir “Cumhuriyetçiler Kurultayı” toplandı. Cumhuriyetçiler Kurultayı’na akademisyenlerden gazetecilere, siyasetçilerden yurttaş inisiyatiflerine uzanan geniş bir katılım gerçekleşti. Kurultayda öncelikle çok sayıda Cumhuriyetçi dernek, meslek odası ve platformun temsilcileri görüşlerini açıkladılar.
Ardından beş oturumluk bir çalışma toplantısı yapıldı. Bu toplantıda, 1923 Cumhuriyeti’nden günümüze gelen süreç, laiklik, bağımsızlık, ekonomide halk egemenliği ile ilgili konu başlıklarında uzman katılımcıların görüşleri ortaya kondu. Son oturumda da sonuç bildirisi üzerinde görüş ve öneriler ifade edildi.
Cumhuriyetçiler Kurultayı, TMMOB (Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği) Makina Mühendisleri Odası’nın Kızılay’daki Eğitim ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.
Toplantı salonu tamamen doluydu, katılımcılar büyük bir dikkatle konuşmaları izlediler. Verimli, entelektüel düzeyi yüksek, sunulan görüşlerin izleyiciler tarafından da kolay anlaşıldığı ve konuların birbiriyle bütünlüğünün sağlandığı etkin bir kurultay gerçekleştirilmiş oldu.
Kemalist-sosyalist işbirliği
Yoğun ve özgün görüşlerin sergilendiği kurultayda, esas itibariyle Cumhuriyetçilerin birliğinin sağlanması, bu bağlamda Kemalistler ile sosyalist ve komünistlerin ortak bir program çerçevesinde bir ittifakının gerçekleştirilmesi anlayışı ön plana çıktı.
Kurultayda, kendini Kemalist olarak tanımlayan Ömer Atagenç’in konuşması da bu anlamda ilginçti. Ömer Atagenç,"Bugün buraya bir akademisyen olarak değil Kemalist olarak geldim" diyerek şunları söyledi:
"Biz daha kuruluşunda Cumhuriyet'i kaybettik. Devrimci, devletçi ve halkçı ilkeleri; altı okun üçünü 1945’lerde kaybettik. Sermayenin toplumun temellerine nasıl dinamit koyduğunu göremedik. Cumhuriyet’in kapitalist düzende asla taçlanamayacağını bildiğim için, Kemalizmin yüzünü sosyalizme dönmesi ile yaşayabileceğini bildiğim için aranızdayım."
Daha önceki süreçlerde Kemalist kadrolarda “antikomünizm” ağırlıklı olmasına rağmen günümüz gençliğinin bir bölümünde bu görüşün giderek aşıldığını ve sosyalizme dönük bir anlayışın geliştiğini ifade edebiliriz. Ömer Atagenç arkadaşımızla kurultayda yaptığımız özel sohbette de sosyalizme yakın olduğunu bizzat gözlemlemiş olduk.
Kuşkusuz Zafer Partisi gibi sağ partilerde “Atatürkçülük” savunulmakla birlikte ırkçı görüşler de ağırlıklı gözüküyor. Burada daha ziyade sol görüşlere yakın Kemalist kesimlerden ve onlarla bir ittifakın gerçekleştirilebileceğinden söz ediyoruz.
Cumhuriyetçi cephe
Öte yandan kurultayda, böyle bir ittifakın siyasal İslamcı AKP’nin gerici, piyasacı ve baskıcı düzenine karşı oluşturulması ve bu çerçevede mücadele edilmesi öncelikle ortaya kondu. Bu anlamda oluşacak Cumhuriyetçi Cephe’nin kamucu ekonomi, laiklik, tam bağımsızlık temel hedefleriyle emeğe dönük yüzünün yaşama geçirilmesi için mücadele etmesi önem kazandı.
AKP’nin ve Cumhur İttifakı’nın gerici, anti laik uygulamalarıyla birlikte emek karşıtı tarafının ve sermayeden yana olan sınıfsal kimliğinin de ortaya konup vurgulanması istendi.
Dinin istismarına karşı laikliğin ve cumhuriyetin savunulmasıyla aslında emekçilerin iktidarının savunulduğu, hem holdingler, hem tarikatlarla mücadele edilerek laiklik ve sosyalizmin inşa edilebileceği görüşü ifade edildi. Cumhuriyetçiler Kurultayı’nın sonuçta bir cepheye veya ittifaka dönüşmesinin amaçlandığı vurgulandı.
Çalışma hakkının önemi
Uzmanlık alanımız itibariyle kurultayın dördüncü oturumunda, “Ekonomide halk egemenliğini nasıl kuracağız?” başlığı tartışıldı. Burada başta gençlerin işsizlik sorunu olmak üzere bu sorunun çözümünde kamusal planlama ve ekonomiye önem verilmesi, çalışma hakkının en önemli mücadele alanı olacağı belirtildi.
Sendikal örgütlenme, grev hakkı, çalışma sürelerinin azaltılması gibi başlıklar üzerinde duruldu. Kuşkusuz bu konuyla ilgili daha sonra yapılacak çalıştaylarda daha detaylı öneriler ortaya çıkacaktır.
Genel grevin gündeme getirilmesi, sendikal haklar önündeki engellerin kaldırılması, asgari ücret mücadelesi, bu bağlamda asgari ücretin en düşük memur aylığına eşitlenmesi, emeklilerin düşük aylık sorunu ve sendika hakkının sağlanması, muayene ve ilaç katkı payı gibi ödentilerin ortadan kaldırılması gibi somut konular üzerinde de görüş ve önerilerin ortaya konması gerekebilir.
Cumhuriyetçiler Kurultayı’nın dört oturumunda mevcut durum ve saptamalar kapsamlı bir biçimde gündeme getirildi. Genelde bu teşhis ve tespitler önemliydi ancak “Ne yapmalı ve nasıl yapmalı?” sorusu da katılımcılar açısından dikkate alınan bir soruydu. Somut çözüm önerilerine dönük bu tür soruların önümüzdeki çalıştaylarda ve toplantılarda gündeme getirilmesi bekleniyor.
Sonuç bildirisi
Bu yazıyı yazdığımız saatlerde henüz sonuç bildirisi kamuoyuna açıklanmamıştı. Ancak kurultayda bir sonuç bildirisi taslağı da mevcuttu. Taslakta, bu kurultayın bir başlangıç olduğu, Cumhuriyetçilerin ortak bir yürüyüşe başlayacağı belirtiliyordu.
Yine taslak bildiride, “Cumhuriyetin kazanımlarının tasfiyesinde AKP’nin imzası vardır. Ancak sorumluluk emperyalizm, büyük sermaye ve dinci gericilik üçlüsüne aittir… Cumhuriyeti ayağa kaldırmak için bir halk hareketi inşa edeceğiz” deniliyordu.
Bildiride, emekçilerin konumuna da özel bir önem verilerek şu görüşler yer aldı:
“Emekçilerin politik ve sendikal örgütlenmesinin geri düzeyi, Cumhuriyetin ayağa kaldırılması için verilen mücadelenin en büyük boşluğunu oluşturmaktadır. Cumhuriyetçiler Kurultayı, emekçi halkı örgütlenmeye, bütün Cumhuriyetçileri bunun parçası olarak destek vermeye çağırmaktadır. Bu sınıfsal boyutu nedeniyle Cumhuriyetimiz ancak bir emekçi iktidarı olarak ayağa kalkabilecektir”.
Yine sonuç bildirisi taslağında, çeşitli alt başlıklarda bir dizi panel, sempozyum, konferans ve halk toplantılarının düzenlenerek kitleselleşmenin amaçlandığı belirtildi. Bu amaçla da kurultaya katkı yapan ve destek veren kişi ve kurum temsilcilerinden oluşacak bir koordinasyon kurulunun meydana getirileceği ifade edildi.