Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Atilla Özsever

Atilla Özsever

İşçisiz asgari ücret

Türk-İş’in 2026 yılı asgari ücret komisyonu toplantısına katılmayacağı ifade ediliyor. Aslında işçi kesiminin komisyonda bir ağırlığı yok, kararı hükümet ve işveren veriyor. Ortalama ücret haline gelen asgari ücret için sendikalar daha etkin, kitlesel bir mücadele yöntemini benimsemeli!

Yayın Tarihi: 01.10.2025 , 23:25 Güncelleme Tarihi: 02.10.2025 , 00:10

Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, bu hafta başında yaptığı açıklamada, Türk-İş’in 2026 yılı için belirlenecek asgari ücret komisyonu toplantısına katılmayacağını teyit ettiklerini söyledi.

Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay da, geçen yıl aralık ayı sonunda belirlenen 2025 yılı asgari ücret toplantısı sonrasında komisyon yapısının adil olmadığını belirterek “Böyle devam ettiği sürece adil olmayan bir komisyonda artık yer almayacağız” demişti.

Türk-İş’in 2026 yılında geçerli olacak asgari ücretin belirlenme sürecine katılmama kararı aldığını hatırlatan Hak-İş Başkanı Arslan, şunları ifade etti:

"Türk-İş ile yine bir görüşmemiz oldu. Katılmayacaklarını tekrar teyit ettiler. Bizim de katılmayacağımızı kendilerine tekrar ifade ettim. Bu hem işçilerin hem de hükümetin aleyhine bir kaosa dönüşecek. O zaman TİSK ile hükümet oturup asgari ücreti belirleyecek”.

Komisyonun yapısı

Bilindiği gibi Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 15 kişiden oluşuyor: 5 işçi, 5 işveren ve 5 hükümet temsilcisi. İşçi kesimini en fazla üyeye sahip işçi konfederasyonu temsil ediyor o da şu anda Türk-İş. İşveren kesimi adına da Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) katılıyor.

Hükümet temsilcileri de, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı başta olmak üzere 5 kişiden oluşuyor. Görüldüğü gibi işçi kesimi hükümet-işveren işbirliği karşısında hep azınlıkta bulunuyor.  Yani, “maça 2-1 yenik” başlıyor.

Hak-İş Başkanı Arslan, komisyonda işçi konfederasyonlarının üye sayıları oranında temsil edilmesi gerektiğini belirttikten sonra Almanya’dan örnek vererek masada sadece işçi ve işveren temsilcilerinin olmasını savundu.

Mahmut Arslan, 28 Eylül 2025 günü Anadolu Ajansı’na yaptığı açıklamada, bir ölçüde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı da kollayarak şöyle diyordu:

“Hükümete, 'Niye siz bu işe giriyorsunuz?' diyoruz. Asgari ücretin belirlemesinin faturasını hükümet ödüyor. 'Cumhurbaşkanı, hükümet asgari ücreti artırmadı.' deniyor. Bunu bırakın işverenler ile işçiler oturup konuşsunlar. Onlar belirlesin."

Açlık sınırının da altına

Halen asgari ücret, net 22 bin 104 TL. Türk-İş’in 30 Eylül 2025 tarihi itibariyle açıkladığı açlık sınırı (dört kişilik bir ailenin aylık gıda harcaması) 27 bin 970 TL, yani asgari ücret açlık sınırının altında bulunuyor.

Öte yandan gıda ile birlikte diğer tüm temel harcamaların oluşturduğu yoksulluk sınırı ise 91 bin 109 TL. Bir ailede iki çalışanın bulunduğu dikkate alınarak yoksulluk sınırı düzeyindeki bir gelirin aileye girmesi için asgari ücretin yoksulluk sınırının yarısı, yani 45 bin lira dolayında olması gerekir.   

En fazla yüzde 20

Asgari Ücret Tespit Komisyonu, bu yılın aralık ayı başında toplanacak. 2026 yılının asgari ücretinin belirlenmesinde birçok faktör etkili olmakla birlikte AKP Hükümeti’nin hedeflenen enflasyonu, TÜİK’in (Türkiye İstatistik Kurumu) sahte enflasyon oranları da etkili oluyor.

TÜİK’in verilerine göre 2025 yılı sonu enflasyon oranı, yüzde 32 dolayındadır. Merkez Bankası, 2025 sonu itibariyle enflasyon oranının yüzde 24 ile yüzde 29 bandında olabileceğini öngörürken 2026 için öngördüğü enflasyon oranı ise, yüzde 16’dır. 

Asgari ücret artışları da genelde, hedeflenen enflasyona göre belirlenmektedir. Öte yandan uluslararası finans devi JPMorgan'ın Türkiye ile ilgili yayımladığı bir raporda "2026'da asgari ücrete yüzde 20'lik bir zam varsayıyoruz, bu dönem sonu için enflasyon beklentimiz ise yüzde 24,6." şeklinde bir ifade yer aldı.

JPMorgan, geçen yıl asgari ücrete yapılan yüzde 30’luk zammı da doğru tahmin eden bir kuruluştur. Bu uluslararası finans kuruluşunun raporunda, 2026’da asgari ücrete yapılacak zammın enflasyon oranında altında kalabileceği belirtiliyor.

Çalışanın yarısı asgari ücretli

Ülkemizde çalışan nüfusun yarısının, yani 8 milyon çalışanın ücreti asgari ücret düzeyindedir. Asgari ücret, ortalama bir ücret haline gelmiştir. 2025 yılında asgari ücret, sadece bir kere belirlenmiştir.

2026 için de asgari ücretin yüzde 18 ile yüzde 20 dolayında artabileceği ifade ediliyor. Bu durumda asgari ücret 26 bin lira düzeyinde olabilecektir. Yine açlık sınırının altında kalıyor.

Komisyonda da işçi kesiminin bir ağırlığı olmadığına ve asgari ücret de toplumda belirleyici bir ücret haline geldiğine göre, tüm emek örgütlerinin daha güçlü ve farklı bir mücadele yöntemini benimsemesi gerekiyor.

Yıl sonu itibariyle 160 bin metal işçisini ilgilendiren MESS sözleşmelerinde de yeni asgari ücretin önemli bir etkisi olacaktır. Bu açıdan Türk-İş’in komisyona katılmaması bir tepki olarak yeterli değildir, bu konfederasyonla birlikte Hak-İş, DİSK dahil tüm emek örgütlerinin ciddi, kitlesel bir mücadele vermesi çok daha gerekli hale geliyor.

Mücadele ölçütleri

Öte yandan öncelikle asgari ücretle ilgili temel ölçütleri ortaya koymak lazım. DİSK’in de 2025 Asgari Ücret Raporu’nda bu yönde ölçütler yer aldı. Bu çerçevede asgari ücretin Anayasa’da öngörüldüğü gibi insanca yaşayabilecek bir ücreti sağlayabilmesi, bir ailede iki kişinin çalıştığı dikkate alınarak en azından yoksulluk sınırının yarısına denk gelmesi ısrarla talep edilmelidir.

Keza yılda en az iki defa arttırılması gerektiği, ücretin belirlenmesinde tek işçi değil ailenin esas alınması, tüm işçi ve memurlar için ortak olarak saptanması gibi ilkeler göz önünde bulundurulmalıdır.  

Bu çerçevede sendikaların güçlerini birleştirip asgari ücret konusunda ciddi bir eylemlilik içinde bulunmasının işçi sınıfı hareketi açısından önemli bir kazanımı olacaktır…

[email protected]

Atilla Özsever 'ın Son Yazıları