Atilla Özsever
‘İnsan olma’ mücadelesi
Yayın Tarihi: 30.05.2025 , 21:06 Güncelleme Tarihi: 31.05.2025 , 00:00
Bundan tam bir yıl önce bugün (31 Mayıs 2024) değerli hekim ve yazar Erdal Atabek, dünyamızdan ayrılmıştı. Erdal Atabek, 1930 doğumluydu, 94 yıllık bir yaşamı olmuştu. Dr. Atabek, gerçek bir Cumhuriyet aydını, Atatürkçü bir kalem, sosyalist ahlak ilkelerini benimseyen bilge bir insandı…
Erdal Atabek, 1950-1955 yılları arasında İstanbul Tıp Fakültesinde okudu, iç hastalıkları alanında uzmanlık eğitimi aldı. Dr. Atabek, 1965 yılında SSK (Sosyal Sigortalar Kurumu) Samatya Hastanesi’nde dahiliye hekimi olarak çalışırken sendikalı işçilerle temas eder.
Erdal Atabek bu süreçte diğer hekimlerle birlikte sendikal mücadele içine girer ve o dönemde SSK Hekim ve Eczacılar Sendikası’nın kuruluşunda görev alır.
Dr. Atabek, daha sonra bu örgütçü anlayışını Türk Tabipleri Birliği’ne (TTB) taşır ve 1966 yılından 1984 yılına kadar bu birliğin başkanlığı görevini üstlenir.
Dr. Atabek, 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında Barış Derneği Davası’ndan cezaevine girer ve orada 38 aylık bir hapis hayatı yaşar. TTB örgütü de, Atabek’in o süreçte cezaevinde olmasına karşın kendisini yine başkan seçer.
Erdal Atabek, bir süre SSK Genel Müdürlüğü görevinde de bulunur. 1966 yılından ölünceye kadar Cumhuriyet Gazetesi’ndeki yazılarını sürdürür.
İnsan olmak ve kalmak
Erdal Atabek, 12 Eylül dönemindeki hapislik hayatına ilişkin anı ve gözlemlerini “İnsan Sıcağı” isimli kitapta anlatır. Hapishane koşullarının olumsuzluğuna rağmen insanın “ayakta kalabilmesine” önem verir. “İnsan Sıcağı”nda şöyle der:
“Ayağa kalkmanın bedeli ağırdır. Korkuyu yenmeniz gerekir, utancı yenmeniz gerekir. Yol uzundur, taşlıdır, dikenlidir, yorucudur, üzücüdür, yaralayıcıdır.
Ama bütün bunların önemi yoktur. Artık yürüyeceksiniz. Değil mi ayağa kalktınız. Ayağa kalkmanın bedelini ödeyeceksiniz…
Yaşamanız boyunca… bazen cesaretin azalışını, bazen güvenin sarsılışını, bazen onurun zedelenişini, bazen yalnızlığı yine duyacaksınız.
Ama ‘insanız’, bütün bunları aşacaksınız. Bütün bunları tanıyarak, bilerek, düşünerek, duyarak aşacaksınız…
Bazen insan olmak öylesine zordur ki. İnsan olmak ve insan kalmak. Sonuna kadar insan kalabilmek zor, evet ama ne güzel!”
Yaşama sevinci
Yaşama sevincini her koşulda ayakta tutmaya önem veren Erdal Atabek, hapishane sürecini şöyle değerlendirir:
“İnsan her koşulu yenebileceğine inanmalı ve hiçbir kötü koşulda yılgınlığa düşmeden gücünü kullanmayı öğrenmeli. Benim bu olaydan çıkardığım sonuç budur…”
Dr. Atabek, kitabını da şu sözlerle tamamlar:
“Sağlıklı olmak, yaşama sevincini duymaktır. Sağlıklı olmak, yaşamı güçle tutabilmek, yaşama cesaretle bakabilmek, yaşamı bir tat, bir koku olarak duyabilmektir.
Sağlıkla ilgili her şey, yaşama sevinci için vardır, onun desteğidir, onun parçasıdır. Şimdi, bir an durun, ‘varım’ deyin. ‘Varım, yaşıyorum, yaşadığımı duyuyorum’ deyin. Sağlığınızı duyuyorsunuz…”
Laiklik ve sosyalizm
Erdal Atabek, Atatürkçü düşünceye ve laikliğe büyük önem veren bir kişiydi. Birçok kitabında ve yazısında Atatürk’ün mücadelesini örnek göstererek “Ben Mustafa Kemal’i dinliyorum” derdi. Laikliğe verdiği önemi de Cumhuriyet’te çıkan son yazısında (29 Nisan 2024) şöyle dile getirmişti:
“Biz laik bilimsel eğitim istiyoruz. Söyleyecek söz budur. Bugün de yarın da bu sözle iktidarın karşısına dikilmeliyiz. Çocuklarımızın geleceğine sahip çıkmalıyız. Bu ülkenin geleceğine sahip çıkmalıyız. Kitlesel olarak ve kararlılıkla”.
Gençlerin bilinçlenmesine de büyük önem veren Erdal Atabek, “Modern Dünyada Değer Kayması ve Gençlik” isimli kitabında da Cumhuriyet değerleriyle insani, ahlaki değerlere tarihsel, sosyal ve ekonomik bağlamda değinir.
Dr. Atabek, kapitalist ve sosyalist ahlaki değerleri karşılaştırarak görüşünü şöyle açıklar:
“Kapitalist ahlak değerleri ile sosyalist ahlak değerleri arasındaki temel eksen farkı; kapitalist değerlerin ‘sahip olunan para ve mal varlığı’na dayanmasına karşın, sosyalist ahlak değerlerinin ‘insanın toplum yararına harcadığı emek değeri’ne dayanmasıdır…
Temel değişim, insanların üretme, yaratma ve paylaşma ilkelerini belirleyecek olan sosyal ve ekonomik yapıdır. Bu yapının uluslararası kapitalist ekonomi yoluyla oluşması önlenmeli, yeni bir sosyal ekonomik model bulunmalıdır. Bu model elbette insana ve insan emeğine dayalı olacaktır. Geleceğin sosyalizmini de bu hedefler biçimlendirecektir”.
Mücadeleyi sürdürmek
Erdal Atabek’le 1990’lı yılların başında bir tanışıklığımız olmuştu. Cağaloğlu’ndaki Cumhuriyet gazetesine zaman, zaman gidip kendisiyle çeşitli sohbetler yapardık. Erdal Atabek, gençlerle ve çalışma arkadaşlarıyla sohbet etmeyi sever, onları bilgilendirir, görüşlerini alır, kendi görüşlerini ifade eder, mizahi bir üslup konuşmayı severdi. Psikolojik sorunlarımızı da ona danışırdık…
2021 yılında “Mesele Teslim Olmamakta” isimli bir kitap çıkarmıştım, önsözünü Erdal Atabek yazmıştı. Erdal hocamız kitabın önsözünde, 1970 ile 2020 yıllarını kapsayan 50 yıllık dönemde yaşadığım somut olaylar üzerinden Türkiye’nin yakın tarihiyle ilgili sürece dikkat çekmişti.
Atabek, önsözün bir bölümünde, “Bugün de emek-sermaye çatışması sürüp gidiyor. Ama örtük bir çatışmadır bu. Sermaye, yanına dini de almıştır. Sermayenin cambazlarıyla inancın bezirganları el ele bu soygun düzenini sürdürmektedir” dedikten sonra emekten, insandan, doğruluktan yana mücadelenin sürdürülmesi gerektiğine işaret etmişti.
Erdal Atabek’i iyi ki tanımışız, iyi ki bize aydınlık bir gelecek için ufkumuzu açan bir mücadele deneyimi ve eserler bırakmış. Birinci ölüm yıldönümünde değerli büyüğümüzü saygı ve sevgiyle anıyoruz…