Atilla Özsever
Harun Karadeniz’i hatırlamak
Yayın Tarihi: 16.08.2025 , 23:37 Güncelleme Tarihi: 17.08.2025 , 00:07
Harun Karadeniz (1942-1975), 68 kuşağının öğrenci hareketlerine, antiemperyalist mücadeleye, ardından da sosyalist mücadeleye damgasını vurmuş yetenekli gençlik liderlerinden biriydi. Bundan tam 50 yıl önce, Ağustos 1975’te bu dünyadan ayrıldı…
Harun, inşaat mühendisiydi. İnşaat Mühendisleri Odası da, ölümünün 50. yılı nedeniyle bir anma toplantısı düzenledi. Önceki gün (15 Ağustos 2025) Kadıköy Belediyesi Barış Manço Kültür Merkezi’nde düzenlenen toplantıya ağırlıklı olarak Harun Karadeniz’in arkadaşları, 68 kuşağının insanları gelmişti.
Salon tıklım, tıklım doluydu, ayakta kalan insanlar da vardı. Öncelikle Harun Karadeniz’in yaşamı ve mücadelesini konu alan kısa bir belgesel gösterimi yapıldı. Ardından da Harun’un İTÜ (İstanbul Teknik Üniversitesi) İnşaat Fakültesi’nden sınıf arkadaşı Mete Akalın kolaylaştırıcılığında bir panele geçildi.
Panelde Harun’un eşi Hülya Karadeniz, arkadaşları Faruk Pekin, Masis Kürkçügil, Fahri Aral ve Burhan Şenatalar birer konuşma yaptılar.
Kısa özgeçmişi
Belgeselde de ifade edildiği gibi Harun Karadeniz, İTÜ Öğrenci Birliği Başkanlığı’ndan itibaren üniversite öğrencilerinin hakları ve bu haklarla bağlantılı olarak işgal, boykot gibi eylemlerin yanı sıra özel okulların devletleştirilmesi konusundaki öncü mücadelesiyle de tanınıyordu.
Harun Karadeniz, Amerikan 6. Filosu’na karşı eylemlerde de, üniversite öğrencilerinin antiemperyalist mücadelesinde de etkin rol oynayan bir devrimciydi. Bu arada işçi sınıfı mücadelesiyle de bağlantı kurarak Derby fabrikasının işgalinde ve özellikle Kartal İşçi Birliği’nin oluşumunda örgütleyici, aktif bir konumda görev yaptı.
12 Mart 1971 darbesiyle birlikte cezaevine giren Harun Karadeniz’in daha önce başlayan kanser hastalığının ileri bir safhaya gelmesi, ardından tahliyesi ancak yurt dışında tedavisinin bir süre engellenmesi üzerine sağlığı giderek kötüleşiyordu.
Nihayet İngiltere’nin Londra kentine gitti, orada da ameliyat sonrasında sağ kolunu kestiler. Türkiye’ye döndükten kısa bir süre sonra da bu dünyaya “veda” etti…
Sıkıyönetimin gaddarlığı
Panel yöneticisi Mete Akalın, bir açış konuşması yaparak Harun Karadeniz’in öğrenci mücadelesinin yanı sıra işçi-köylü mücadelesine de önem verdiğini, Kartal’da işçilerle, Gerze’de de tütün üreticileriyle birlikte mücadele ettiğini anımsattı.
Mete Akalın, Harun’un emekçi halkın yararına bir eğitim politikasını benimsediğini de hatırlattıktan sonra ilk sözü eşi Hülya Karadeniz’e verdi. Hülya Karadeniz, Harun’la bir öğrenci eylemi nedeniyle tanıştıklarını ve Kasım 1971’de de evlendiklerini söyledi.
Hülya Karadeniz, Harun’un cezaevi sürecinde yargılanırken sıkıyönetim savcılarından Turgut Akan’a sağlık durumunun kötüleştiği yönünde dilekçe verdiğini ancak savcı Akan’ın “Zaten biz ölsün istiyoruz” şeklinde umursamaz bir tavır içinde olduğunu ifade etti.
Hülya, Harun’un bir Marksist olarak emekçilerin davasına kendini adadığını, onların diliyle onlara hitap etmenin gerektiği üzerinde durduğunu belirterek eşinin hem ailesi, hem de ülkemiz açısından önemli bir kayıp olduğunu sözlerine ekledi.
Toplantıda Harun Karadeniz’in kızı ve torunu da bulunuyordu. Onların da takdimi üzerine salondan büyük bir alkış koptu. Erkek torun, Harun’a çok benziyordu…
'İşçi-gençlik el ele'
Panelde daha sonra Harun Karadeniz’le aynı dönemde Robert Koleji, daha sonraki adıyla da Boğaziçi Üniversitesi Öğrenci Birliği’nin başkanlığını yapan Faruk Pekin söz aldı.
Faruk Pekin, Harun’un o dönemde 40-50 örgüt adına toparlayıcı konuşmalar yaptığını, Derby fabrikasının işgalinde de önemli bir rol oynayarak “işçi-gençlik el ele” sloganının ortaya konmasındaki rolünden söz etti.
Faruk Pekin, “Harun’un bu faaliyetleri Lastik-İş sendikasında işçilere eğitim vermesine de yol açmıştır. Harun, özü itibariyle ‘işçici’ bir niteliğe sahipti” dedi. Faruk, Harun’la dönemin sosyalist dergisi Ant’ta da birlikte çalıştıklarını söyledi.
Yine 68 döneminin öğrenci liderlerinden Masis Kürkçügil de, Harun Karadeniz’in Kartal İşçi Birliği’nin oluşmasında önemli bir rol üstlendiğini, devrimci öğrencilerin işçi hareketi içine dahil olmalarını savunduğunu ifade etti.
Masis Kürkçügil, Harun Karadeniz’in Hakkari’de Zap suyu köprüsünün yapılmasında da etkisi olduğunu hatırlattı.
Harun ve bilim
68 döneminin Orman Fakültesi Öğrenci Birliği başkanlarından Fahri Aral da, Harun Karadeniz’in öğrenci ve işçi mücadelesinin yanı sıra önemli bir özelliğinin de bilime olan inancı olduğunu belirtti.
Fahri Aral, Harun Karadeniz’in “Eğitim, üretim içindir” başlıklı eserinden çeşitli bölümleri de okuyarak kendisinin bilime adanmış, 50 yıl öncesinden bugünkü anlamda “yapay zeka”nın ortaya çıkabileceğini öngören bir beyne sahip olduğunu söyledi.
Panelde son sözü Prof. Dr. Burhan Şenatalar aldı. 68 döneminde öğretim üyelerinin, asistanların örgütlenmesinde aktif rol alan Burhan Şenatalar da, Harun Karadeniz’le özellikle Londra’daki ameliyat sürecinde beraber olduklarından söz etti.
Emekçi davasına bağlılık
Burhan Şenatalar, “Harun’un ameliyat sonrası sağ kolu kesilmişti. Sanki hiçbir şey olmamış gibi konuşuyordu. Çok yetenekli, lider vasıflı, öğrendiklerini çok iyi aktaran, güçlü bir örgütçü ve aynı zamanda hiç bencilliği olmayan mütevazı bir insandı” dedi.
Prof. Dr. Şenatalar, Harun’un 33 yıl gibi çok kısa yaşamına çok şey sığdırdığını belirterek “Çok daha fazla yaşasaydı, eminim ki topluma çok önemli katkıları olacaktı” diye konuştu.
Burhan, Harun’un o dönemde asker-sivil aydınların öncülüğündeki harekete karşı çıkarak işçi sınıfının bilinçlendirilmesi yoluyla mücadelenin gerekliliğini ortaya koymuş bir kişi olduğunun altını bir kez daha çizdi.
Paneldeki konuşmalardan sonra 68 kuşağının insanları kendi aralarında eski hatıraların, mücadele günlerinin sohbetlerine daldılar. Evet, bu dünyadan bir Harun Karadeniz geçti, ama hâlâ unutulmuyor, yaşatılıyor…