Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Atilla Özsever

Atilla Özsever

Emekliye ‘sosyal atık’ muamelesi

16 bin 881 liraya çıkarılan en düşük emekli aylığı, 26 bin liralık açlık sınırının çok altında. Emekliye “öl” deniyor. Öte yandan Türkiye, dolar milyoneri artışında dünya birincisi. Emeklilerin güçlü bir şekilde örgütlenip diğer emekçilerle birlikte mücadele vermesi gerekiyor…

Yayın Tarihi: 09.07.2025 , 21:55 Güncelleme Tarihi: 10.07.2025 , 00:08

TÜİK’in (Türkiye İstatistik Kurumu) sahte enflasyon oranlarına göre temmuz ayı itibariyle SSK ve Bağ-Kur emekli aylıkları yüzde 16,67, memur ve memur emeklisi aylıkları ise yüzde 15,57 oranında artırıldı.

14 bin 469 lira olan en düşük emekli aylığı da, yüzde 16,67’lik artışla 16 bin 881 liraya yükseltildi. En düşük emekli memur aylığı ise, 22 bin 617 lira oldu. Çalışan memurlara verilen seyyanen zam, memur emeklilerine yansıtılmadığı için aylıkları düşük kalıyor.

Görüldüğü gibi en düşük işçi, Bağ-Kur ve memur emekli aylıkları, 26 bin 115 liralık açlık sınırının altında bulunuyor.

AKP Grup Başkanı Abdullah Güler’in açıklamasına göre, en düşük emekli aylığı alanların sayısı 4 milyon 11 bin oldu. En düşük emekli aylığı alan emekli sayısı, geçen yıla göre yaklaşık 300 bin kişi arttı. “Sefalet maaşı” alan emekli sayısı giderek yükseliyor.

'Devlet beni terk etti'

BirGün gazetesinin haberine göre, en düşük emekli aylığı ile sefalet düzeyinde bir yaşam sürdüren 75 yaşındaki Nejla teyze, İstanbul Avcılar semtinde bin bir zorlukla yaşıyor.

Nejla teyze, temmuz zammı öncesindeki 14 bin liralık maaşının 10 bin lirasını kiraya verdikten sonra geri kalan 4 bin liralık parasını da elektrik, su gibi faturalarına yatırıyormuş. Komşularının yardımı olmasa geçinmesi mümkün değilmiş.

Nejla teyze, sosyal yardım için başvurduğunda “paran yetmiyorsa git merdiven sil” demişler. Sonuç itibariyle Nejla teyze, “devlet beni terk etmiş” diyor (BirGün, 5 Temmuz 2025, Ebru Çelik’in röportajı). 

65 yaş üstü perişan

TÜİK 2024 verilerine göre, 65 yaş üstü nüfus son beş yılda yüzde 20,7 artarak 2024 yılında 9 milyon 112 bin 298 kişiye ulaştı. Yine aynı verilere göre, ülkemizde 1 milyon 750 bin 900 yaşlı tek başına yaşamını sürdürüyor. Bu yaşlıların yüzde 23,3’ü yoksulluk ya da sosyal dışlanma ile baş başa bırakılmış bir durumda.

Öte yandan sosyal güvencesi olmayan 65 yaş üstü ihtiyaç sahiplerinin aylığı, yeni zamla birlikte 4 bin 664 TL’den 5.390 TL’ye yükseldi. Ancak, bu yardımdan yararlanacak kişilerin 65 yaşın üzerinde üstü olması, emekli aylığı girmeyen bir hanede, net asgari ücretin üçte biri yani 7 bin 368 liradan az gelire sahip olması gerekiyor. 5 bin 390 liralık yardım için 7 bin 368 liradan az gelir şartı aranıyor.

'Sosyal atık'

Yukarıdaki verilerden de anlaşıldığı üzere AKP Hükümeti, hak sahipleriyle birlikte 16 milyon emeklinin büyük bir bölümünün “sefalet maaşı” düzeyinde yaşamasını önemsemiyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in bir vesile emekliyi “bütçeye yük” olarak görmesi de bunun başka bir itirafı şeklindedir.

Bolu Kartalkaya’daki otel yangınında ailesiyle birlikte hayatını kaybeden değerli vergi uzmanı Nedim Türkmen’in daha önceki bir ifadesiyle “Hükümet, emekliyi sosyal atık olarak görüyor”.

AKP Hükümeti, gerçek enflasyon oranının çok altındaki bir ücret artışını asgari ücretliye, işçiye, memura ve emeklilere reva görürken bütçeden sermaye kesimine yapılan aktarmalar fazlasıyla kabarıktır.

Keza gelir vergisinin yüzde 62’sini ücretliler öderken yine işçinin, emeklinin, dar gelirlinin ödediği dolaylı vergi oranı da yüzde 68’dir. AKP iktidarı açık bir biçimde sermayeden yana emek karşıtı bir iktidardır.

TKP’nin tepkisi

Türkiye Komünist Partisi (TKP), emeklilere yapılan “sefalet zammı” ile ilgili açıklamasında, şu görüşleri dile getirdi:

“Açlık sınırının 26 bin 155 lira olduğu, yoksulluk sınırının ise 85 bin 56 lira olarak açıklandığı ülkemizde bu zam oranları emeklileri ölüm sınırına itmek, milyonlarca emekçiyi de yoksulluğa hapsetmek demektir.

TÜSİAD’ı, MÜSİAD’ı, tüm patron örgütleri kâr rekorları ilan ederken emekçilerle alay eden bu veriler ve zam oranları halka yönelik açık bir meydan okumadır. Onların servetleri katlansın diye emekçilere kölelik koşullarını dayatan bu düzenden soracak bir hesabımız var.”

Türkiye’nin dolar milyonerleri

Ülkemizde ücretliler ve emekliler sefalet koşullarına mahkum iken varlıklı kesim daha da zenginleşiyor. Türkiye, UBS isimli İsviçre Bankası’nın 2024 Küresel Servet Raporu’na göre dolar milyoneri sayısındaki artışta dünya lideri oldu.

Rapora göre geçen yıl dünyada milyoner sayısının artış hızı ortalama yüzde 1,2 iken Türkiye’de bu oranın yüzde 8,4 olması dikkat çekti.

Dünyadaki dolar milyoneri sayısı, 684 bin kişi. Türkiye’deki dolar milyoneri sayısı ise, 68 bine yaklaştı. Dolar milyonerlerinin artış hızına göre ülkelerin değerlendirildiği listede, Türkiye’yi yüzde 5,8’lik artışla Birleşik Arap Emirlikleri izledi. Ardından da Rusya geldi.

ABD, 24 milyona yakın dolar milyoneriyle dünyada ilk sırada yer aldı. İkinci sırada gelen Çin’de 6,3 milyon, üçüncü olan Fransa’da da yaklaşık 3 milyon dolar milyoneri bulunuyor.

Bu arada dünyaca ünlü ekonomi dergilerinden Forbes’in 2025 yılı küresel dolar milyarderlerinin listesinde de, toplam serveti 79,4 milyar dolar olan 35 Türk yer alıyor.

Gelir eşitsizliği

Öte yandan Türkiye,  servetin en eşitsiz dağıldığı ülkeler arasında yer alıyor. Gelir eşitsizliğini ölçen Gini katsayısına göre,  servetin en eşitsiz olduğu ülke Brezilya (0,82) olurken, onu Rusya (0,82)  ve Güney Afrika (0,81) izledi. Türkiye (0,73) listede 9. ülke olarak yer aldı.

Gelişmiş ülkeler arasında yer alan Almanya’nın Gini katsayısı 0.68, Japonya’nın ise 0.54 oldu. İsviçre gibi serveti yüksek ama dağılımı görece dengeli ülkelerde ise, bu oran 0.67 civarında gerçekleşti. Slovenya ve Belçika ise servetin en adil dağıtıldığı iki ülke olarak dikkat çekiyor.

Emekliye sendika yasak

Gelir adaletsizliğin yoğun olduğu ülkemizde emekliler de ileri yaşlarına rağmen sokaklara çıkıp haklarını arıyorlar. Türkiye’de emeklilerin ekonomik, sosyal ve sendikal hakları için mücadele eden çok sayıda dernek, federasyon, sendika ve platform bulunuyor.

Ülkemizdeki yasal mevzuata dayanarak emeklilerin sendikal örgütlenmesine izin verilmiyor. Oysa ILO (Uluslararası Çalışma Örgütü) ve diğer uluslararası sözleşmeler bağlamında Anayasa’nın 90. maddesine göre emekliler için de sendikal hakların mümkün olması gerekir.

Birleşik emekli örgütü

İşçilerden sonra ülkemizdeki en büyük toplumsal grup olan emeklilerin daha etkili bir mücadele verebilmesi için birleşik bir örgütlenmeye ihtiyacı olduğu gözüküyor. Örneğin Avrupa’daki emekli örgütlenmesine baktığımız zaman şöyle bir oluşum söz konusudur:

Avrupa’da emekliler, kendi ülkelerindeki sendikalara olan üyeliği emekliliğinde de devam ettiği gibi farklı emekli sendikası ya da örgütü kurabiliyorlar. Bununla birlikte kıta çapındaki emekli sendika ve örgütlerinin bir federasyon çatısı altında örgütlendiği de söz konusudur. Bu örgütün ismi, Avrupa Emekliler ve Yaşlılar Federasyonu (FERPA)’dır.

FERPA, Avrupa Sendikalar Konfederasyonu (ETUC) ile birlikte emeklilerin yoksullaşmasına ve düşük aylık almasına karşı mücadeleyi ortaklaştırmaya çalışıyor. Bu çerçevede, özellikle emeklilerin gelir, sağlık, barınma, enerji ve temel hizmetlerden yararlanma konusuna ağırlık veriliyor.

Türkiye’de de bir yandan emeklilerin sendikal hakları için mücadele verilirken diğer yandan mevcut emekli örgütlerinin bağımsızlıklarını koruyarak federasyon ya da konfederasyon adı altında bir çatı örgütü oluşturmaları mümkün olabilir.

Böyle konfederal bir emekli örgütlenmesi, diğer işçi ve memur konfederasyonlarıyla birlikte de ekonomik, sosyal ve sendikal hak mücadelesini daha etkili olarak sürdürebilir…

Atilla Özsever 'ın Son Yazıları