Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Atilla Özsever

Atilla Özsever

Emeğin ortak mücadelesi: Gebze

1989’dan beri varlığını sürdüren Gebze Sendikalar Birliği, Türk-İş, DİSK, Hak-İş, KESK ve Birleşik Kamu-İş’e üye yerel sendika şubelerden oluşuyor. Birlik, 18 Kasım’da ilçedeki grev yerlerini ziyaret edecek, 26 Kasım’da da asgari ücret için kent meydanında bir miting düzenleyecek.

Yayın Tarihi: 12.11.2025 , 22:42 Güncelleme Tarihi: 13.11.2025 , 00:00

Ülkemizde 1989 Bahar Eylemleri sonrasında kurulan ve varlığını bugün de sürdüren tek sendikal birlik, Gebze Sendikalar Birliği’dir. Kocaeli’ne bağlı Gebze ilçesi, çeşitli işkollarındaki fabrikaların, dolayısıyla işçi sınıfının yoğun olduğu bir kenttir.

36 yıllık bir geçmişi bulunan Gebze Sendikalar Birliği, Türk-İş, Hak-İş, DİSK gibi işçi konfederasyonlarının yanı sıra KESK ve Birleşik Kamu-İş gibi memur konfederasyonlarına üye yerel sendika şubelerinin oluşturduğu bir birlikteliktir.

Bu birlikte Türk-İş üyesi sendika şubeleri şunlardır: Petrol-İş, Tek Gıda-İş, Tez Koop-İş ve Tümtis.

DİSK’e bağlı sendikalar ise; Birleşik Metal-İş’in 1 ve 2. No.lu şubeleri, Lastik-İş, Nakliyat-İş ve Emekli-Sen’dir.

Hak-İş’e bağlı da Özçelik-İş Sendikası, bu birliğin oluşumunda yer almaktadır.

Kamu çalışanları (memur) sendika şubeleri olarak da KESK’e (Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu) bağlı Eğitim-Sen ve Birleşik Kamu-İş’e bağlı Eğitim-İş Sendikası, bu oluşum içindedir.

Bu arada TMMOB (Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği) Gebze Temsilciliği de bu oluşum bünyesindedir.  

7 Kasım toplantısı

Gebze Sendikalar Birliği, birçok 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı ortak kutlamış ve işçi haklarıyla ilgili bir sürü eyleme de öncük etmiş bir kuruluştur. Birliğe bağlı şube başkanları, 7 Kasım 2025 tarihinde toplanarak önümüzdeki süreçle ilgili şu açıklamayı yaptı:

“Gebze Sendikalar Birliği bileşenleri olarak, emeğin gündemini oluşturan konuları değerlendirmek üzere bir araya geldik. Toplantımızda, bölgemizde süren grev ve direnişlerle omuz omuza dayanışmayı büyütme kararlılığımızı bir kez daha ilan ettik.

Asgari ücretin insanca yaşamaya yetecek bir düzeyde belirlenmesi ve hükümetin Orta Vadeli Program (OVP) kapsamında hayata geçirmeye çalıştığı TES’le (Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi) emeğe dönük yeni saldırılarına karşı birleşik bir mücadeleyi büyütme yönünde bir dizi  kararlar almış bulunmaktayız.

Birliğimizi güçlendirerek, insanca yaşam, güvenceli iş ve onurlu bir gelecek için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.”

Eylem takvimi

Gebze Sendikalar Birliği Dönem Sözcüsü ve DİSK Birleşik Metal-İş 2 No.lu Şube Başkanı Necmettin Aydın, önümüzdeki sürece ilişkin etkinlik ve eylem takvimini şöyle açıkladı:

“Bölgemizde Smart Solar işyerinde 22 Ekim’de başlayan ve 22 gündür devam eden bir grev vardır. Öncelikle bu grev yerini ziyaret edip arkadaşlarımızla dayanışma içinde olacağız. Yine Nakliyat-İş Sendikası’na üye oldukları için işten çıkarılan Hödlmayr işçileri de 27 gündür Doğuş Otomotiv önünde direniyorlar. Bu arkadaşlarımızı da ziyaret edip desteğimizi ileteceğiz”.

Birlik Dönem Sözcüsü Necmettin Aydın, grev ve direniş yerlerini ziyaretin 18 Kasım’da yapılacağını ayrıca 26 Kasım’da da bir yürüyüşle Gebze Kent Meydanı’nda asgari ücretle ilgili miting tarzında bir basın açıklaması gerçekleştireceklerini söyledi.

Yine birlik yürütmesi içinde yer alan Petrol-İş Sendikası Gebze Şube Başkanı Şivan Kırmızıçiçek de, Aralık ayı içinde OVP’de kıdem tazminatının TES bünyesinde eritilmesine karşı işçileri aydınlatmak amacıyla paneller düzenleyeceklerini belirtti.

Petrol-İş Şube Başkanı Kırmızıçiçek, OVP’de Tamamlayıcı Emeklilik Sitemi’nin 2026’nın bahar aylarında yürürlüğe konacağının belirtildiğini hatırlatarak Türk-İş’in kıdem tazminatına dokunulması halinde genel grev uygulama kararının da hayata geçirilmesi konusunda üyelerini hazırlayacaklarını söyledi.  

Gebze Sendikalar Birliği, önümüzdeki dönemde kitlesel işten çıkarmaların da söz konusu olabileceğine dikkat çekerek bu yönde de mücadele edileceğini vurguladı.

Sendikal Birliklerin önemi

Türkiye işçi sınıfı tarihinde özellikle sendikal birliklerin 1948-1970 yılları arasında önemli etkinlikleri ve mücadeleleri olmuştur. 1947 tarihli Sendikalar Kanunu, sendikalara grev ve siyaset yasağı getirmekle birlikte işçilerin sendikal birlikler halinde örgütlenmesine olanak tanıyordu.

Bu sendikal birlikler farklı işkollarından, farklı işçi örgütlerine üye yerel düzeydeki yatay örgütlenmelere imkan sağlıyordu. 1948 yılında 1 olan sendikal birlik ve federasyon sayısı, 1960’da 27 idi.

1948 yılında kurulan İstanbul İşçi Sendikaları Birliği, 31 Aralık 1961’de düzenlediği ve 100 bini aşkın işçinin katıldığı Saraçhane Mitingi’nde grev hakkını kapsayan sendikal yasaların bir an önce çıkmasını istemiştir. İstanbul İşçi Sendikaları Birliği, o dönemde mevcut birlikler içersinde en dinamik ve örgütsel kapasitesi en güçlü bir birliktelikti.

1961 Saraçhane mitingi, işçi sınıfının o tarihe kadar katılımı en yüksek düzeyde olan ve hak kazanımı açısından sonuç alan bir mitingiydi. Bu eylem ses getirmiş ve 274-275 sayılı sendikal örgütlenme ve grev hakkıyla ilgili yasalar bir süre sonra TBMM’den geçerek yürürlüğe girmiştir.  

15-16 Haziran 1970 Direnişi

Süleyman Demirel’in başbakanlığını yaptığı AP (Adalet Partisi) Hükümeti, 1970 yılında özellikle DİSK’in örgütlenmesini kısıtlamak için 1317 sayılı yasayı gündeme getirdi. Bu yasaya göre, bir sendikanın faaliyete geçebilmesi için o işkolundaki işçilerin en az üçte birini örgütlemesi gerekiyordu.

DİSK, bu yasaya karşı çıktı ve işçi sınıfı tarihinde 15-16 Haziran Direnişi olarak bilinen eylemlere başvurdu. Sonuçta Anayasa Mahkemesi, Şubat 1972 tarihinde işçilerin örgütlenmesini sınırlayan bu ve benzeri maddeleri iptal etti.

Ancak 1317 sayılı yasada sendikal örgütlenme konusunda sadece federasyon ve konfederasyonların yetkili olabileceği, sendikal birliklerin böyle bir örgütlenme içinde yer almayacağı öngörülüyordu.

CHP ve TİP (Türkiye İşçi Partisi), 1317 sayılı yasanın bu maddesinin de 1961 Anayasası’na aykırı olup iptal edilmesi isteminde bulundu. Yüksek Mahkeme, muhalefet partilerinin bu talebini kabul etmedi ve Anayasa’ya aykırı bulmadı. Dolayısıyla sendikal birliklerin yasal anlamda da güçlü bir konumda olması engellenmiş oldu.

Yerel Emek Platformu

Günümüzde sendikaların farklı işkollarında ve farklı konfederasyonlara bağlı olarak platform niteliğinde yerel düzeyde örgütlenmesine mani bir hal yoktur. Bu çerçevede Gebze Sendikalar Birliği gibi oluşumlar, işçilerin, memurların, emeklilerin hatta işsizlerin ekonomik ve sosyal çıkarlarını korumak için bir araya gelebilirler.

Gebze’deki sendikal birlik de, emekçilerin ortak sorunlarına çözüm bulmak amacıyla oluşturulmuş ve farklılıkları değil ortak yanlarını öne çıkararak bir mücadele yöntemini benimsemiştir. Bu çerçevedeki bir yaklaşımla da 36 yıldır birlikteliğini sürdürmektedir. 

1999 yılında konfederal düzeyde kurulan Emek Platformu, ne yazık ki işlevini sürdürememiş, “yandaş sendikacılığın” ve “sendikal bürokrasinin egemen olduğu” bir süreç içinde etkisiz hale gelmiştir.

Gebze Sendikalar Birliği gibi yerel düzeyde güçlü olabilecek sendikal oluşumların ülke çapında da daha büyük birliklere, yeni bir tarzda Emek Platformu tipi girişimlere örnek olması beklenmektedir…

Atilla Özsever 'ın Son Yazıları