Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Atilla Özsever

Atilla Özsever

Emeğe darbe ve DİSK Davası

12 Eylül 1980 askeri darbesiyle birlikte DİSK Davası’nı konu alan DİSK Tarihi’nin üçüncü cildi yayınlandı. Bu cilt, 1980 ile DİSK yöneticilerinin beraat ettiği 1991 yılına kadar olan dönemi kapsıyor. 886 sayfalık kitap, askeri darbenin emeğe ve sendikalara yönelik saldırısını, DİSK yöneticilerinin yargılanma sürecini ve uluslararası dayanışmayı belgelere dayalı olarak anlatıyor.

Yayın Tarihi: 20.09.2025 , 23:25 Güncelleme Tarihi: 21.09.2025 , 00:00

12 Eylül 1980 askeri darbesi, esas itibariyle kapitalist sistemin krizi aşmak için ücretleri düşürüp sendikal hakları sınırlamayı amaçlayan emeğe ve sendikal harekete yönelik bir saldırı harekatıdır.

Kapitalist sistem, 1970’lerin başlarından itibaren krize girince önce 1973’te bir Latin Amerika ülkesi olan Şili’de CIA kanalı ile bir darbe gerçekleştirildi. Şili’de seçimle iş başına gelen sosyalist devlet başkanı Salvador Allende, askeri bir darbeyle devrildi.

Faşist general Pinochet liderliğindeki askeri cunta, sendikaları tasfiye etti, işçi haklarını kısıtladı, sosyal güvenliği özelleştirildi.

Ardından Batı ülkelerinde de neoliberal politikaları benimseyen iktidarlar iş başına geldi, 1979 –1981 yıllarında İngiltere’de Thatcer, ABD’de de Reagan iktidar oldu. Türkiye’de de demokratik yollardan neoliberal politikaların uygulanması mümkün olmayınca 12 Eylül 1980’de askeri bir darbe yapıldı.

Ülkemizde askeri cunta tarafından demokrasi askıya alınırken TBMM ve siyasi partiler kapatıldı, esas itibariyle de emeğin ve sendikal hareketin bastırılması amaçlandı.

DİSK Davası (1980-1991)

İşte bu çerçevede DİSK’in faaliyetleri askıya alınırken yöneticileri idamla yargılandı ve konfederasyon hakkında kapatma davası açıldı. DİSK Tarihi’ni hazırlayan uzman ekip, üçüncü cilt olarak 1980 askeri darbesinden DİSK yöneticilerinin beraat ettiği 1991 yılına kadar olan dönemi kitaplaştırdı.

886 sayfalık kitapta, 24 Ocak 1980 Kararları ile birlikte 12 Eylül askeri darbesine giden süreç, askeri cuntanın emek hareketine yönelik baskısı, hak kayıplarını içeren yasal düzenlemeler, 78’i idam talebiyle olmak üzere 1.500’e yakın sendikacı ve aktivistin yargılandığı DİSK Davası, yargılanma süreci ve uluslararası dayanışma, belgeleriyle birlikte ortaya konuyor,

DİSK Tarihi’nin ilk cildi, konfederasyonun kurulduğu 1967 yılından 1975 yılına kadar olan dönemi kapsıyor, ikinci cilt ise, Türkiye’nin en çalkantılı dönemi olan 1975 ile 1980 yılları arasını anlatıyor. Nihayetinde DİSK tarihinin ilk 25 yılı, 2.500 sayfayı bulan üç kitapta anlatılmaya çalışılıyor.

Bu ciltte de çok sayıda belge ve Cumhuriyet Gazetesi arşivinden ağırlıklı olmak üzere çok sayıda haber ve fotoğraf yer alıyor.

Uzman ekibin eseri

Öncelikle bu denli büyük özveri isteyen ve yığınlarca belgenin incelenerek tasnif edildiği bu çalışmayı gerçekleştiren uzman ekibe, işçi sınıfı tarihine yaptığı bu katkı için teşekkür etmek gerekiyor.

Bu uzman editoryal ekip, başta 40 yıldır sendikal hareket içinde bulunan deneyimli sendika uzmanı ve akademisyen Prof. Dr. Aziz Çelik ile yoğun, titiz ve özverili çalışmalarıyla bilinen DİSK – AR (DİSK Araştırma Merkezi) uzmanları Deniz Beyazbulut ve Zeynep Kandaz’dan oluşuyor.

Kuşkusuz ikinci aşamada, üç cilde de titiz çalışmalarıyla yayın danışmanlığı yapan ve editoryal katkı sağlayan Ergün İşeri ve Can Şafak’ı saymak gerekir. Bu arkadaşlarımızın yanı sıra kitapta çok sayıda katkı verenlerin isimleri de yer alıyor.   

Aziz Çelik, kitaba yazdığı önsözde bu kitabı var edenleri tek, tek sayarken DİSK Yönetim Kurulu’nun da desteğine, güvenine ve editoryal bağımsızlığa gösterdiği titizliğe dikkati çekip teşekkür ediyor.

Davanın esas amacı

DİSK Davası, Aziz Çelik’in tanımıyla 20. yüzyıl Türkiye’sinin en büyük ve kapsamlı anti-sendikal bir davasıdır. 11 yıl süren bu davada, DİSK yöneticilerinin büyük bir bölümü işkenceden geçmiştir.

DİSK Davası’nın arka planında, sermaye sınıfının 1960’lardan başlayarak giderek yükselen işçi sınıfı mücadelesine karşı giriştiği bir intikam anlayışı vardır. 15-16 Haziran 1970 Büyük İşçi Direnişi, 1 Mayıs’lar, DGM Direnişi, , Faşizme İhtar Eylemi, grevler, egemen güçleri ve sermaye sınıfını ürkütmüş, askeri bir darbeyle rövanş alınmak istenmiştir.

Bu davada, DİSK’i suçlayacak bir şiddet eylemi ve suç delili ortaya konmamış, meşru sendikal faaliyetler suç unsuru sayılmıştır. Nitekim 11 yıl sonra beraat kararı gelmiştir.

24 Ocak Kararları

DİSK Davası kitabı, öncelikle 24 Ocak 1980 Kararları’nın anlatımı ile başlıyor. Ülkemizde kapitalist sistemin krize girmesiyle birlikte neoliberal politikaların uygulanması, iç pazara dönük ithal ikameci modelden ücretlerin düşürüldüğü, sosyal ve sendikal hakların kısıtlandığı ihracata dayalı sanayileşme modeline geçiş için Demirel Hükümeti, 24 Ocak 1980’de yeni ekonomik kararları açıklamıştı.

Bu kararları demokratik bir ortamda gerçekleştirmenin zorluğu dikkate alınarak 12 Eylül askeri darbesi yapılmıştı. Nitekim askeri darbenin lideri Orgeneral Kenan Evren, 7 Ocak 1991 günlü Milliyet Gazetesi’nde yayımlanan demecinde,

“Eğer 24 Ocak Kararları denen kararların arkasından 12 Eylül dönemi gelmemiş olsaydı, o tedbirlerin fiyasko ile sonuçlanacağından hiç şüphem yoktu. Böyle sıkı bir askeri rejim sayesinde o tedbirler meyvesini vermiştir“ diyordu.

Sermayenin istediği oldu

Sermaye sınıfının önemli örgütlerinden Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu’nun (TİSK) Başkanı Halit Narin, 12 Eylül darbesi sonrasında şöyle bir açıklama yapmıştı: “20 yıl işçiler güldü, biz ağladık. Şimdi gülme sırası bizde“.

TİSK, 1982 yılındaki genel kurulunda çalışma yaşamında yapılması gereken taleplerini sıralamıştı. Bu taleplerin çoğu askeri yönetim tarafından yerine getirildi, kimi talepler 1982 Anayasası’na girdi. TİSK’in talepleri özetle şöyleydi:

  • Ücret artışları sınırlansın, yan ödemeler azaltılsın.
  • Emekli aylıkları düşürülsün.
  • Emekli yaşı yükseltilsin.
  • Haftalık ve genel tatillerde ücret ödenmesin.
  • Kıdem tazminatına tavan getirilsin, fon kurulsun.
  • Sendikaların siyasi partilerle ilişkileri sınırlandırılsın.
  • Grev ertelemelerinin kapsamı genişletilsin, grev ertelendikten sonra toplu sözleşmeyi
  • YHK sonuçlandırsın.
  • Hak grevi kalksın.

Sonuçta 12 Eylül askeri darbesiyle işçi hakları kısıtlanmış, sendikal faaliyetler askıya alınmış, toplu pazarlık yerine zorunlu tahkim sistemi getirilmiştir. 1982 Anayasası ile de sosyal ve sendikal haklar dar bir çerçeveye sokulmuştur.

Yargılama süreci

DİSK Tarihi’nin üçüncü cildinde, 12 Eylül 1980 darbesine geliş koşulları, darbe sonrasında DİSK yöneticilerinin tutuklanması, DİSK Genel Başkanı Abdullah Baştürk başta olmak üzere yöneticilere yapılan işkenceler, olayları bizzat yaşayanlar tarafından anlatılıyor.

Bu arada kitapta, ilginç sorulara yanıtlar da var. Örneğin “DİSK Neden Darbeye Karşı Direnemedi?“ sorusuna da yanıt veriliyor. “Asrın Anti-Sendikal Davası“ olarak nitelenen davada, iddianame, sorgular, savunmalar da geniş bir biçimde yer alıyor.

Abdullah Baştürk, askeri savcı Süleyman Takkeci’nin savcılık ifadesi alınırken “Asılacaksınız Abdullah Bey, asılacaksınız“ şeklindeki alaycı sözlerine “Siz ancak benim ceketimi asarsınız“ şeklinde yanıt vermişti.

DİSK Başkanı Baştürk, mahkemede de onurlu bir savunma yaparak “Eğer suçumuz kimsenin kimseyi sömürmediği, kimsenin kimseye kul olmadığı güzel günler için mücadele etmek ise, eğer suçumuz emperyalizme ve faşizme karşı çıkmak ise, biz bu ‘suçları‘ kabul ediyoruz“ diyordu.

Uluslararası dayanışma

DİSK Davası’nda uluslararası dayanışma da önemliydi. Maden-İş avukatlığı, DİSK Hukuk İşleri Dairesi Müdürlüğü yapan Yücel Top, 12 Eylül darbesi sonrasında yurt dışına çıkmak zorunda kalmış ve cezaevindeki DİSK yöneticileri tarafından Aralık 1981’de DİSK Avrupa Temsilciliği’ne atanmıştı.

Yücel Top, bu görevinden sonra Avrupa sendikaları ve kurumları nezdinde DİSK Davası ile ilgili dayanışmanın örgütlenmesinde ciddi rol oynadı.

Üçüncü ciltte, Yücel Top’un anılarının yer aldığı ve Hasan Tahsin Benli’nin nehir söyleşisi yaptığı “Günlerin Bugün Getirdiği“ adlı kitaptan uluslararası dayanışmaya ilişkin alıntılar bulunuyor.

Yücel Top kanalıyla Avrupa Sendikalar Konfederasyonu’nun (ETUC) tutuklu DİSK yöneticilerinin serbest bırakılması, diğer uluslararası sendikaların da desteğinin alınması ve cezaevindeki yöneticilere maddi yardım yapılması gibi konularda faaliyetleri olmuştu.

Nihayet 11 yıl süren DİSK Davası yargılamasının sonucunda Askeri Yargıtay 3. Dairesi, 16 Temmuz 1991 tarihinde, yargılamaya konu olan  TCK’nın (Türk Ceza Kanunu) 141 ve 142 maddelerinin kaldırılmış olması nedeniyle konfederasyon yöneticileri hakkında beraat kararı verdi.

900 sayfaya yakın bu kitap, gerçekten kapsamlı, belgeli ve titiz, özverili bir çalışmanın ürünü olarak Türkiye işçi sınıfı tarihine önemli bir katkı sağlamıştır… 

[email protected]

Atilla Özsever 'ın Son Yazıları