Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Atilla Özsever

Atilla Özsever

AKP’nin köleci emek düzeni

AKP, iktidara gelir gelmez çıkardığı yeni iş kanunu ile işçiyi değil işletmeyi koruyan esnek bir çalışma düzeni getirdi. Günlük çalışma süresi de denkleştirme adı altında 11 saate çıkarıldı. Şimdi de turizm işçileri, 6 gün değil 10 gün çalıştıktan sonra bir gün izin kullanabilecek. Tatil günlerinde de fazla mesai ücreti yok. Tam bir kölelik düzeni…

Yayın Tarihi: 30.07.2025 , 23:26 Güncelleme Tarihi: 31.07.2025 , 00:05

AKP’nin emek karşıtı ve sermayeden yana bir parti olduğu iktidara geldiği andan itibaren belliydi. Kasım 2002’de seçimleri kazanarak iktidara gelen AKP, daha bir yıl geçmeden 2003 yılında iş kanununda köklü değişiklikler yaptı.

Oysa 1971 yılında çıkarılan 1475 sayılı İş Kanunu, “işçiyi koruma” ilkesini temel alan ve yargı sürecinde “işçi lehine yorum” ilkesini benimseyen bir anlayışa sahipti.

Aile veya borçlar hukukunda taraflar eşit kabul edilirken iş hukukunda iktisaden zayıf ve güçsüz olan işçi kesiminin korunması esas alınıyordu. Bu çerçevede anayasal ve yasal düzenlemeler yapılıyordu.

Keza iş hukukuna göre, asgari olarak belirlenen kurallar, tarafların anlaşması sonucu işçi lehine olarak geliştirilebilirdi. Diğer hukuk dallarında böyle bir uygulama yoktu.

Öte yandan mahkemeler, toplu sözleşmelerde ya da hizmet akitlerinde tereddüt veya uyuşmazlık çıkması halinde işçi lehine yorum ilkesini uygulamaya koyardı.

32 yıl sonra AKP döneminde çıkarılan 4857 sayılı İş Kanunu ile işçiyi koruma ilkesinden vazgeçilerek işletmeyi koruma ilkesi esas alındı.

2003’teki emek gaspları

10 Haziran 2003 tarihinde yürürlüğe giren 4857 sayılı İş Kanunu ile emek kesimindeki hak gaspları şöyle sıralanabilir:

  • Esnek çalışma biçimleri yasallık kazandı. Böylelikle part–time (kısmi süreli) çalışma, çağrı üzerine çalışma, evde çalışma, ödünç iş ilişkisi (kiralık işçilik) gibi esnek çalışma modelleri gündeme geldi.
  • 4857 sayılı yasayla asıl işveren–alt işveren ilişkisi yeniden tanımlandı, işverenin asıl nitelikteki bir takım işlerini alt işverene (taşerona) vermesine olanak sağlandı. Böylece sendikal örgütlenmenin önündeki en önemli engellerden biri olan taşeron uygulaması yaygınlaştı.
  • Deneme süresi bir aydan iki aya çıkarıldı, özel istihdam bürolarının kurulmasına izin verildi.
  • Yine aynı yasada, denkleştirme adı altında iki aylık süre içinde haftalık ortalama 45 saat olmak koşuluyla günde 11 saatten haftada 66 saat çalışılmasına olanak sağlandı. Bu yolla işverenin fazla mesai ücreti ödememesine imkan tanındı.
  • 4857 sayılı yasanın geçici 6. maddesinde Kıdem Tazminatı Fonu’nun kurulacağı belirtilerek kıdem tazminatına göz dikilmiş oldu.
  • 2002’de Ecevit Hükümeti döneminde çıkarılan 4773 sayılı kanunla 10 ve daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde işçilere iş güvencesi hakkı sağlanıyordu.
  • AKP döneminde çıkarılan 4857 sayılı yasayla iş güvencesi hakkından yararlanma 30 ve daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde geçerli oldu. Bu durumda iş güvencesinden yararlanan işyeri sayısı, toplam işyerlerinin ancak yüzde 10’una denk geliyor. Ayrıca işyerinde altı aydan az kıdemi olanlar da iş güvencesinden yararlanamıyor.

Diğer hak kayıpları

AKP, 2003 sonrasında da sosyal güvenlik kanunu, sendikalar kanunu, iş kanunu gibi birçok yasada da değişiklik yaparak emek gasplarına devam etti. İşte bunlardan bazıları:

  • Emeklilik yaşı kademeli olarak 65’e yükseltildi.
  • Prim ödeme gün süresi 7 bin 200 güne çıkarıldı.
  • Emekli aylığı bağlama oranları SSK ve Bağ-Kurlularda yüzde 65’den yüzde 50’ye düşürüldü.
  • Emekli aylıklarındaki refah payı uygulaması, yüzde 100’den yüzde 30’a indirildi.
  • İhbar ve kıdem tazminatındaki zamanaşımı süresi 10 yıldı. Bu zaman aşımı süresi 5 yıla düşürüldü.
  • İş uyuşmazlıklarında arabulucuya başvurma zorunluluğu getirilerek işçinin dava açması zorlaştırıldı. Böylelikle işçilerin hak arama yolları sınırlandı.
  • Belirli süreli iş sözleşmeleri yaygınlaştırılarak kıdem tazminatı hakkından yoksunluğa olanak sağlandı.
  • 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’yla işkolu barajları korundu, toplu sözleşme yetkisi zorlaştırıldı ve grev yasakları genişletildi.

Turizmdeki kölelik düzeni

AKP, en son olarak da 14 Temmuz 2025 tarihli resmi gazetede yayınlanan yasayla turizm sektöründeki işçilerin dinlenme hakkına el uzattı.

Yasaya göre turizm işçisi, 6 gün değil 10 gün çalıştıktan sonra ancak bir günlük izin hakkına sahip olabilecek.

Yani, turizm işçileri 6 gün çalışıp 1 gün hafta tatilini yapma hakkını kaybedecek. Hafta tatilini 7. gün değil 11. günde kullanabilecek. Üstelik hak ettikleri hafta tatilinde çalıştırılan işçiler, fazla çalışma ücreti de alamayacak.

Yeni yasal düzenlemede bu durum için işçilerin onayı gerekiyor ama zaten fiili uygulamada işveren işçiden peşin onay alıyor, kabul etmeyen işçi ise işe alınmıyor.

Öte yandan böyle bir uygulamayla turizm işçilerinin aylık izin hakkı dört günden üç güne indiriliyor. Bu yasal düzenleme anayasa ve Türkiye’nin imzaladığı uluslararası sözleşmelere de aykırı. CHP’nin bu düzenlemeyi Anayasa Mahkemesi’ne götüreceği ifade edildi.

İşin diğer bir yanı turizm sektöründeki bu dinlenme hakkı gaspının zamanla diğer sektörlere de yaygınlaştırılabileceğidir. İnşaat sektöründeki işverenlerin de bu yönde talepleri bulunmaktadır.

Mücadele zamanı

İşçi sınıfının mücadele tarihine bakıldığında, önce 8 saatlik işgünü için büyük bir mücadelenin verildiği görülüyor. 1 Mayıs, bu mücadelenin uluslararası günüdür. Ardından hafta tatili, yıllık ücretli izin gibi hak mücadeleleri verilmiştir.

Şimdi sermaye sınıfı, bu hakları adım adım geri almaya çalışıyor. O nedenle mevcut tüm sendikaların, işçi örgütlerinin bu son yasal düzenleme başta olmak üzere hak gasplarına karşı ortak bir mücadele vermesi gerekiyor.

DİSK’e (Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu) bağlı Dev Turizm-İş Sendikası, 300 binden fazla turizm emekçisinin anayasal dinlenme hakkının fiilen ortadan kaldırıldığını belirterek sektördeki temel sorunları şöyle sıraladı:

  • Haftalık fiilî çalışma süresi 50-60 saat arasında değişiyor.
  • Kayıt dışı çalışma oranı yüzde 30’un üzerinde, yani birçok işçi yasal haklardan faydalanamıyor.
  • Yıllık izin hakkını kullanamayanların oranı yüzde 45,
  • Son 3 yılda işten ayrılma oranı yüzde 60, bu da sektörün istikrarsızlığını ortaya koyuyor.
  • Şimdi bu sorunların yanına turizm işçisinin haftalık izin hakkı gaspı geldi.
Atilla Özsever 'ın Son Yazıları