Atilla Özsever
Ağlaşan patronlar ve Marx’ın tespiti
Yayın Tarihi: 22.10.2025 , 22:35 Güncelleme Tarihi: 23.10.2025 , 00:00
Son günlerde özellikle tekstil sektöründeki patronların ekonomik kriz nedeniyle güç durumda olduklarına ilişkin açıklamaları gündeme geldi. Sektörün büyük kuruluşlarından Kiğılı şirketinin Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Kiğılı, geçenlerde katıldığı bir etkinlikte “Bizi büyük bir felaket bekliyor, 6 ay sonra ürün bulamayacağız. Devlet hazır giyim ve tekstili gözden çıkardı” değerlendirmesini yaptı.
Aynı etkinlikte konuşan LC Waikiki Yönetim Kurulu Başkanı Vahap Küçük de, “Bugün zor bir dönemden geçiyoruz. Enflasyon ve faizi indirme imkânınız yok” şeklinde ifadeler kullandı. Keza birçok tekstil firmasının da buradaki fabrikalarını kapatıp Mısır’a taşındığı belirtiliyor.
Büyük tekstil firmalarından Colins’in Aksaray’daki fabrikasını kapatıp Mısır’a taşındığı, bu nedenle 1.500 çalışanının da işsiz kaldığı bildirildi.
Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Toygar Narbay da, tekstil ve hazır giyimde yaşanan krizle ilgili olarak bu yılın ilk yarısında 3 bin şirketin kapandığını, 56 bin kişinin de işsiz kaldığını açıkladı.
TGSD Başkanı Narbay, yıl sonu itibariyle de hazır giyim ve tekstil sektöründe 100 bin kişilik istihdam kaybı yaşanacağını belirterek beyaz yakalı nitelikli eleman kaybının da olduğuna dikkati çekti.
Aslında yaşanan ekonomik kriz öncelikle geniş halk kitlelerini yoksullaştırırken patronların bu yakınmalarını neye yormak gerekiyor?
122 bin kişi işsiz kaldı
Ekonomik krizin yol açtığı iş kayıpları SGK'nin (Sosyal Güvenlik Kurumu) verilerine de yansıdı. Son olarak açıklanan Ağustos 2025 Ücretli Çalışan İstatistik verilerine göre, tekstil ve giyim sektöründe bir yıl içinde işsiz kalanların sayısı 122 bin 371’e ulaştı.
Krizle beraber üretim hacminin azalmasını adeta ‘fırsata çeviren’ kapitalistler, toplu işten çıkarmalara başvurdular. Özellikle merkezlerini Türkiye’den daha ucuz işgücü bulunan pazarlara taşıyan tekstil devleri, ülkeden çıkarken emekçileri de işsizliğe mahkum etmekten geri durmadılar. Son bir yıl içinde DeFacto 450, Colins 1500, Şık Makas / Crs Denim 800 işçiyi topluca işten çıkardı.
BİRTEK-SEN’in Raporu
Bağımsız Birleşik Tekstil Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası (BİRTEK-SEN), tekstil sektöründeki krizle ilgili 31 Temmuz 2025 tarihi itibariyle bir rapor yayınladı. Raporun girişinde şöyle deniyor:
“Yaşanan daralmayla birlikte tekstil ve hazır giyim patronlarının ve patron örgütlerinin ‘Tekstil sektörü alarm veriyor! Tekstil bitiyor! Eğer önlem alınmazsa tekstil sektörü tamamen yok olacak!’ şeklinde feveran eden açıklamaları da artmaya başladı.
Son birkaç yıldır tekstilde yaşanan daralma ve kısmi üretim düşüşünü ve buna bağlı olarak Mısır başta olmak üzere yatırımların farklı ülkelere kayıyor olmasını, hükümetten yeni teşvikler koparmak için ve işçileri daha düşük ücretle, daha ağır koşullarda çalışmaya ve daha çok taviz vermeye zorlamak için bir tehdit unsuru olarak kullanıyorlar.”
BİRTEK-SEN’in raporunda, patron ve işveren örgütlerinin abartılı rakamlarına rağmen tekstilde belli bir krizin yaşandığı ve kimi işyerlerinin kapanıp on binlerce işçinin işsiz kaldığına dikkat çekiliyor.
Sektördeki daralmanın bedelinin işçilere ödetildiği belirtilen raporda, işverenlerin milyarca liralık vergi teşvikleri, işsizlik fonundan aldıkları katkı ve arazi destekleriyle AKP iktidarından yararlandıkları rakamlarla ifade ediliyor.
Mısır’a gidiş nedenleri
BİRTEK-SEN’in raporunda, Türkiye’deki önemli tekstil firmalarının üretimlerini niçin Mısır’a kaydırdıkları şöyle açıklanıyor:
“Bir yandan Türkiye’deki üretime devam eden patronlar, öte yandan işgücünün, üretim maliyetinin daha ucuz ve vergi yükünün daha az olduğu ülkelere yatırım yapıyor ve bu durumu Türkiye’deki işçileri daha ucuza çalışmaya razı etmek için tehdit unsuru olarak kullanmaktan da geri durmuyor.
Bu ülkelerin başında da Mısır geliyor. Türkiye’deki tekstil firmalarından Mısır’a yatırım yaparak fabrika kuran şirket sayısı 200’ü geçti. Mısır’da tekstil sektöründe hali hazırda ortalama ücretler 200 dolar civarında. Patronlar, ülkeler arası ücret farklılığını, Türkiye’deki ücretleri bastırmanın aracı olarak kullanıyorlar.”
Marx’ın tespiti
Kapitalizme temelden eleştiri getiren, komünist düşüncenin kuramcısı Karl Marx, kapitalistlerin kar hadlerini artırmak için bir yandan ücretleri düşürüp makineleşmeye ve daha fazla üretim yapmaya çabalarken öbür yandan da işsizliğin artması ve işçilerin satın alma güçlerin azalması nedeniyle üretilen malların satılamaz hale geldiğini belirtir. Marx, bu durum için “kapitalist sistemin temel iç çelişkisidir” der.
Yani, görüldüğü gibi kapitalist patronlar, bir yandan ücretleri düşürüp karlarını daha çok arttırmak isterken öbür yandan da mallarının satılmasını arzu ederler. Peki satın alma gücü düşen işçi, bu malları hangi parayla nasıl satın alacak? İşte kapitalizmin temel çelişkisi budur.
Ama kapitalist patronlar, böyle bir durum karşısında mallarının satışı düşerken ağlamayı (!) da ihmal etmezler, burjuva devletinden daha çok destek beklerler.
Marx, devamla diyor ki, “sonuç olarak mallar talebe oranla aşırı üretilmiş olur ve ekonomi krize girer. Üretim fazlalığı ve tüketim yetersizliği, bir yandan bunalıma yol açarken kapitalist bu bunalımdan çıkış yolu arar. Ancak bir yandan tekelleşmeye, öbür yandan da sefalete yol açan ekonomik bunalım, belli bir süre dengeye gelse de daha sonra yine bir üretim anarşisinin doğması kaçınılmaz olur.”
Böyle bir süreç karşısında işçilerin daha örgütlü olup ekonomik ve sosyal haklarını korumaya çalışırken diğer yandan kendilerini her anlamda sefalete sürükleyen bu kapitalist düzenin kökten değişmesi için de siyasal bir mücadele vermeleri kaçınılmaz oluyor…