Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Aşkın Süzük

Yürütme-Yargı Gerilimi ve Özelleştirmeler

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:06 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:06

AKP hükümetinin gündeme getirdiği Anayasa değişiklik paketinin temel olarak yargıya müdahale etmek için gündeme getirildiği herkes tarafından kabul ediliyor. Paketle birlikte Türkiye'de kuvvetler ayrılığı ilkesi tartışılmaya başlandı. Paketin karşısındakiler, bu ilkenin ortadan kaldırılmak istendiğini söylerken, hükümet bu ilkeyi tesis etmeyi amaçladığını söylüyor. Çelişkili bir durum gibi görünse de mesele gayet açık.

AKP hükümeti, 12 Eylül Darbesi'nden sonra ilk seçimden sonra kurulan Turgut Özal liderliğindeki ANAP hükümetinden bu yana, yürütme ile yargı arasındaki gerilimi, yürütme lehine ortadan kaldırmaya çalışıyor. Darbeden sonra Türkiye'nin köklü bir dönüşüme sokulmasının temel aracı olan 1982 Anayasası, bu dönüşümün gerçekleştirilebilmesi için yürütmeye geniş bir alan tanımıştı. Darbe anayasasının ruhuyla hareket eden hükümetlerin başlattığı dönüşüm süreci, bugün AKP tarafından tamamlanmaya çalışılıyor.

Aynı süreçte, Anayasanın dar geldiği durumlarda ise Anayasa delinmiş, gerektiğinde değiştirilmiş veya ekler yapılmıştı. Çoğunlukla da, hükümetler Anayasa veya kanunlarla çelişen kanun hükmünde kararnameler (KHK) çıkararak icraatlarını sürdürmüşlerdi. Yani yürütme ile yargı arasındaki gerilim, yaklaşık 30 yıldır süren dönüşümü engellemek bir yana yavaşlatamadı bile.

Dönüşümün ekonomi ayağında özelleştirmeler, en temel ve de yürütme ile yargı arasındaki gerilim düşünüldüğünde en özel uygulamalardan biri oldu.

Hükümetler yargının açılan dava sayısına göre oldukça seyrek verdiği iptal ve yürütmenin durdurulması kararlarını, deyim yerindeyse, iplemedi. 1986 yılından bugüne özelleştirme uygulamalarının tarihi, uygulanmayan yargı kararları ile dolu. Yargı karşı karar vermemiş olmasına rağmen, kamu yararına aykırı birçok usülsüz ve şaibeli işlem de cabası. Özelleştirmeler söz konusu olduğunda, hükümetler yürütme ve yargı arasındaki gerilimi çözmenin ya da üzerinden atlamanın hep bir yolunu buldular.

Bu hususta, özelleştirme uygulamalarında hukuksuz ve şaibeli birçok işlemi, tereddütsüz yerine getiren “becerikli ve cesur” bürokratların hakkını yememek gerekiyor. Özellikle, AKP'nin özelleştirme işlemlerini yürüten bürokratlar, bu politikalara hükümetten daha angaje bir görüntü çizdiler. Türkiye'de toplam özelleştirmelerin yüzde 80'ini gerçekleştiren AKP hükümetinin, bu uygulamalar sırasında yargı ile en çok karşı karşıya gelen hükümet olduğu biliniyor. Hükümet soruşturulmasına izin verdiği sürece, gerçekleştirdikleri işlemler nedeniyle özelleştirme bürokratları hakkında ceza davaları açılabiliyor.

2003 yılında Özelleştirme İdaresi Başkan Yardımcılığı'na daha sonra ise kurumun başkanlığına getirilen Metin Kilci, Türkiye'nin en büyük özelleştirmelerine imza atılan dönemde idarenin başında yer alıyordu. Hakkında birçok ceza davası açıldı. Hükümet bürokratının soruşturulmasına izin vermedi. Yine yargı kararları ile hükümetin koyduğu engeller kaldırılarak ceza davaları açıldı. Davalarda takipsizlik verildi ya da beraat etti. Şimdilerde artık bir enerji bürokratı olan Metin Kilci'nin, bürokrasi macerasını izleyerek, AKP hükümetinin sermayeye kaynak aktarma mekanizmalarını nerede kuracağını ve oluşacak yeni rant alanlarını rahatlıkla tespit edebiliyoruz. Bir AKP bürokratı olarak Kilci, başka bir yazının konusu olacak.

Şimdi, özelleştirmelerde çoğu gitti azı kaldı.

AKP ve bürokratları ile yargının, kalan özelleştirme uygulamalarında ne oranda karşı karşıya geleceğini, hükümetin yargıya Anayasa paketi ile başlattığı kapsamlı müdahalenin seyri belirleyecek. Olası karşı karşıya gelişlerin, yani hükümet veya Özelleştirme İdaresi aleyhindeki kararların ise toplumda güçlü bir özelleştirme karşıtı rüzgar estirilmeden uygulanamayacağı açık.

Özelleştirme politikalarının yeniden sorgulanmaya başlamasını sağlayan TEKEL direnişi bu açıdan önemli bir olanak yarattı. Bu olanak, hem gündemdeki özelleştirmelerin engellenmesi hem de bugüne kadar gerçekleştirilmiş özelleştirme dosyalarının sorgulanmak üzere açılması için değerlendirilmelidir.

Aşkın Süzük 'ın Son Yazıları