Aşkın Süzük
Üç de yetmez...
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:51 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:51
Aşkın Süzük'ün “Üç de yetmez...” başlıklı yazısı 20 Şubat 2013 Çarşamba tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.
Başbakan Tayyip Erdoğan uzun süredir kadınlardan en az üç çocuk yapmalarını istiyor. Nikah şahidi olduğu genç çiftlere, mitinglerde konuşurken halka bu yönde nasihatta bulunuyor. 2013’ün hemen başında düzenlenen Uluslararası Aile ve Sosyal Politikalar Zirvesi’nde ise “Bir çocuk iflas, iki çocuk iflas, üç çocuk ancak yerinde saymak” diyerek çıtayı dörde beşe çıkaracağının sinyallerini verdi.
Çocuk sayısı bahsinde bu kadar ısrarcı olan bir hükümetin, bunu teşvik etmek için düğmeye basması sürpriz olmayacaktı. Nitekim müjdeyi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik verdi. Haftasonu yaptığı açıklamalarda, doğum izninin 24 haftaya çıkarılması, doğum sonrası işe dönüşlerin ve kreşlerin zorunlu hale getirilmesi, çocuk yardımlarının artırılması, çocuk sayısına göre emeklilik yaşının kademeli hale getirilmesi, kadınlara doğumdan sonra 6 yıla kadar esnek çalışma olanağının sunulması, doğum izninden sonra kadının aynı işine dönebilmesi gibi konuları içeren bir taslak üzerine çalıştıklarını söyledi.
Bu paketin hazırlanması için talimatı Başbakan’dan aldığını belirten Bakan’ın “çocuk da yaparım kariyer de” sözünün altını doldurmaya çalıştıklarını vurgulaması, asıl niyeti gizlemeye yetmiyor. Bu paketle asıl amaçlanan, kadınların kariyer yapması değil çocuk yapmasıdır.
Dahası var. En az üç çocuk yapan kadınların hâlâ kariyer yapma şansı ve isteği olursa, esnek şekilde istihdam edilebilmelerinin koşulları yaratılacak. Erkeklere göre zaten daha güvencesiz, daha ucuz ve daha fazla kayıtdışı çalışan kadınlara, “kendinizi yormayın, daha az çalışın” denilecek.
Bu durum, kadınlar için emeklilik yaşının aşağı çekilmesi, yarı zamanlı ve kısmi zamanlı çalışma, öğlene kadar çalışabilmelerinin sağlanması ile formüle edilecek. Çalışma Bakanı’nın kadınlar için esnek çalışma biçimlerini gündeme getirdiği konuşmasında “Kadınların öğlene kadar çalışma öğleden sonra aile bütünlüğü açısından zamanını evine tahsis etme konuları gündemimizdedir” şeklindeki ifadeleri basına çok yansımadı ya da yansıtılmadı. Bu sözler, AKP hükümetinin kadına nasıl baktığını ortaya koyuyor.
Aslına bakılırsa tüm bu açıklamaların yapıldığı seminerin sadece başlığı bile çok şey anlatıyor: “Ebeveyn İzni ve İş-Yaşam Dengesi Yaklaşımı Çerçevesinde Esneklik.”
Peki bu yaklaşım yeni mi? Elbette değil. İlk hali 2010 yılında hazırlanan Ulusal İstihdam Stratejisi (UİS) Taslağı’nda da kadınlarda toplumsal cinsiyet rolleri ile iş ve aile yaşamının uyumlaştırılmasına yönelik mekanizmaların yetersizliğine vurgu yapılmaktaydı. Uzaktan çalışma, esnek zaman modeli gibi bazı esnek çalışma biçimlerinin “iş-aile yaşamının uyumlulaştırılması” açısından önemsendiği belirtilmekteydi.
Hükümet, günlük yaşamda toplumsal cinsiyet eşitsizliğini veri alırken, “iş-aile yaşamının uyumlulaştırılması” amacıyla kadınlara toplum tarafından atfedilen evdeki görevlerini yerine getirebilmesinin nesnel şartlarını oluşturmaya çalışmaktadır.
Bu açıdan, neo-liberal saldırıların bir parçası olan esnekleşme ve bu doğrultuda özellikle kadınların esnek çalışmaya zorlanması, hükümetin uyguladığı politikalarla dayattığı muhafazakar toplum modeli ile müthiş bir uyum gösteriyor. Esnek çalışma biçimleri ile kadınlar, toplumsal yaşamdan çıkarılıp eve hapsedilecek.
Çocuk için kariyerini bırakan, evden hiç çıkamayan ve çalışamayan kadınların esnek de olsa istihdama dahil olabileceği söylenerek yeni paketin meşrulaştırılmasına izin verilemez.
Emin olun, UİS Taslağı’nda işsizlik oranının düşmemesini aritmetik bir değerlendirmeyle kadınların ve gençlerin işgücüne katılım oranının yükselmesine bağlayabilen, kriz döneminde işsizlik oranlarının artışından iş aramaya başlayan kadınları sorumlu tutabilen, kadın ve erkeği eşit görmeyen bir zihniyetin asıl amacı bu olamaz...