Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Aşkın Süzük

THY işçileri ile dayanışma zamanı

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:55 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:55

Aşkın Süzük’ün “THY işçileri ile dayanışma zamanı” başlıklı yazısı 08 Mayıs 2013 Çarşamba tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

Türkiye’de çalışma yaşamı ve sendikal sistem, yaklaşık 30 yıldır 12 Eylül Darbesi’nin çıkardığı kanunlarla düzenleniyordu. 2002’nin son günlerinde iktidara gelen AKP hükümeti, 10 yıl boyunca yasakçı, sendikaların önünü tıkayan bu mevzuata dokunmadı. Darbeyle hesaplaşıldığı iddia edilen her gündemde grev yasaklarından, örgütlenmenin önündeki yasal engellerden bahseden hiç olmadı.

Nihayet 2012 yılına gelindiğinde 2821 ve 2822 sayılı kanunların değiştirilmesi için düğmeye basıldı. İşveren ve işçi kesiminin uzlaşma sağladığı belirtilerek ve kapalı kapılar ardındaki pazarlıklardan sonra, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu (STİSK) kabul edildi.

Kasım 2012’de yürürlüğe giren bu kanunla hükümet, çalışma hayatından 12 Eylül’ün izlerini sildiklerini iddia etti. Sendikal özgürlüğün esas alındığı belirtildi. Barajların düşürüldüğü, grevle ilgili kısıtlamaların kaldırıldığı söylendi.

Oysa çıkan kanunun iddia edilen bu yenilikleri getirmediği başta sendikalar tarafından biliniyordu.

Hükümetin 12 Eylül zihniyetiyle hiçbir derdinin olmadığının en açık göstergesi de yine 6356 sayılı Kanun oldu.

Bu zihniyetin aynen sürdürüleceğinin ilk işareti ise daha bu kanun TBMM’de görüşülmeye başlamadan aylar önce, Mayıs 2012’de 2822 Sayılı Kanun’da yapılan değişiklikle sivil havacılık işkolunda grev yasağı getirilmesi idi.

THY işçileri, bu değişikliği protesto etmek için örgütlü güçlerini kullanarak ses getiren bir eylem yaptılar. İnce hesaplarla bu grev yasağı için kulis yapmış olan THY yönetimi ise hükümetten aldığı güç ile 305 çalışanı işten çıkardı.

İşten çıkarılan işçiler, bu karara yine örgütlü bir şekilde yanıt verdiler, direnişe başladılar. Direniş 350. gününe yaklaşıyor, yani havayolu işçileri neredeyse bir yıldır direniyor.

Bu eylem ve direniş sayesinde, aylar sonra çıkan 6356 sayılı Kanun’da havacılık işkolundaki grev yasağı geri alındı.

Yine bu eylem ve direniş, Türkiye sendikal hareketinin sendikal mevzuatta sürdürülen 12 Eylül zihniyetinin ürünü grev yasakları ve örgütlenmenin önündeki türlü engellere nasıl karşı konulabileceğini de gösterdi.

Ne yazık ki, THY işçilerinin ve Hava-İş’in Mayıs ayında gösterdiği irade, 6356 sayılı Kanun’un yasalaşması sürecinde sendikalar tarafından gösterilemedi.

Yeniden Mayıs ayındayız ve ayın 15’inde Çarşamba günü Hava-İş Sendikası, THY’de greve çıkıyor.

Grev kararının birçok nedeni var...

THY yönetimi, sendikanın değişiklik önermediği maddeleri dahi uyuşmazlığa götürerek, THY çalışanlarının kazanılmış haklarını da geriye götürmek istediğini alenen ortaya koyuyor.

Vardiya saatleri yönetim tarafından keyfi şekilde değiştiriliyor, uçucu ekiplerin dinlenme süreleri azaltılarak hem çalışanların hem de yolcuların can güvenliği tehlikeye atılıyor. İş yükü sürekli artırılıyor.

THY çalışanlarının özlük haklarında istediği değişikliği ne sendikaya ne de çalışanlara sormadan yapan yönetim, toplu sözleşme hükümlerini de sık sık ihlal ediyor.

Çalışanların saçı, ruju ve giyimi ile uğraşarak mobbing yapan THY yönetimi işçilerin ücretine, devasa reklam bütçesi ve cirosunun hızlı artışı ile karşılaştırılamayacak oranda, yüzde 3 gibi komik bir zam öneriyor.

Ve en önemlisi, direnen 305 işçi için yargının verdiği ve Yargıtay tarafından da onaylanan işe iade kararlarının gereğini yapmıyor. Hatırlanacaktır, THY Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Topçu, direnişin başladığı günlerde işten atılan işçiler için “hukukun gereğini yerine getireceğiz” demişti.

Hava-İş, 15 Mayıs’a kadar grev nedeni olan konulara ilişkin her türlü görüşme ve uzlaşmaya açık olduklarını belirtmesine rağmen THY yönetimi hükümetten aldığı güç ile uzlaşmaz tutumunu sürdürüyor.

Önce Maliye Bakanı Mehmet Şimşek “THY yönetimi yalnız değildir” diyerek hükümetin, işçinin değil sermayenin sözcüsü olduğunu bir kez daha göstermişti. İki gün önce ise Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, sendikayı ve THY işçilerini açıkça tehdit ederek anlaşma sağlanamazsa duruma kayıtsız kalmayacaklarını belirtti.

Bu tavır, hükümetin 1 Mayıs’ta takındığı tutumun devamıdır. Alınan grev kararı boşa çıkarılmak istenmekte, işçinin iradesi hiçe sayılmaktadır.
İşçi sınıfına, sendikalara ve en temel sendikal haklara karşı taarruz 1 Mayıs’tan sonra şimdi THY işçilerine, 305 onurlu THY işçisinin direnişine ve Hava-İş’e yönelmiştir.

Başta sendikalar olmak üzere tüm emek güçlerinin bu taarruza ve grev hakkının fiilen yasaklanmasına karşı Hava-İş ve THY işçileriyle büyük bir dayanışma göstermesi gerekiyor.

Aşkın Süzük 'ın Son Yazıları