Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Aşkın Süzük

Tarihi 1 Mayıs'ın Mesajı

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:08 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:08

1 Mayıs 2010, 32 yıl sonra Taksim'in bir işçi eylemine açılmış olması nedeniyle tarihe geçti. Taksim'de 1 Mayıs Alanı'nda toplanan yüzbinlerce emekçi, mücadele tarihinin en kalabalık işçi eylemlerinden birine imza attı.

1 Mayıs ülkenin dört bir yanında kutlanırken, bütün gözlerin 1977'de adı 1 Mayıs Alanı olan Taksim'de olması ve burada toplanan muhteşem emekçi kitlesi fiilen “tek 1 Mayıs” kutlanmasına neden oldu. Ülkenin diğer merkezlerinde kutlanan tüm 1 Mayıs mitingleri ve etkinlikleri, Taksim'de kutlanan 1 Mayıs'ın gölgesinde kaldı.

Yüzbinlerce emekçinin son yılların en büyük işçi eylemine imza atıp Taksim'e toplanması, sermayeye ve hükümete verilen önemli bir uyarı mesajıydı. Bu mesajı güçlendirecek unsur ise katılan yüzbinleri ortaklaştıracak, 1 Mayıs'ın ertesine mücadeleye hazırlayacak ve emekçinin mesajını net bir şekilde duyuracak konuşmalar ile kitleyi miting boyunca diri tutacak bir kürsü idi. İşin bu kısmı büyük bir fiyasko ile sonuçlandı.

Bu durumun kanıtı, büyük gövdesi ile böyle bir işçi eyleminin sunduğu fotoğrafın, hükümet, medya ve yandaş sendikal odaklar tarafından rahatlıkla çekiştirilebilmiş olmasıdır.

AKP hükümetinin son birkaç yıldır 1 Mayıs'ı Taksim'de kutlamak isteyenlere karşı uyguladığı şiddetin, Anayasa değişiklik paketinin estirdiği “demokratikleşme” havası ile yerini diyalog ve uzlaşma havasına bırakması, başlı başına ikiyüzlülüktü. Yalnızca bu ikiyüzlülük nedeniyle dahi hükümet ve mülki amirler yerin dibine batırılabilirdi. 1 Mayıs öncesinde değilse bile, 1 Mayıs günü...

Ancak, Taksim'de daha zor bir başka şey başarıldı. 2009 yılının sonunda önce kamu emekçilerinin grevi, ardından TEKEL işçilerinin 78 günlük direnişi ile işçi hareketinin kazandığı ivme, yeni bir aşamaya taşınabilirdi. Emeğe saldırı programını gündeminden düşürmeyen AKP hükümetine güçlü bir uyarı verilebilirdi.

Yine TEKEL direnişinin itkisiyle dört konfederasyon tarafından alınmış 26 Mayıs'ta grev kararının, yeniden gündeme taşınması ve emekçiler ile ülkenin bu mücadele gününe hazırlanmaya başlaması sağlanabilirdi.

Çünkü yüzbinlerce emekçi İstanbul'un göbeğinde Taksim'de toplandı.

Başbakan Tayyip Erdoğan ise 1 Mayıs'ı kendi mesajını vermek için bir fırsat olarak görebildi. Türkiye artık normalleşiyor, açık bir toplum haline geliyor, vatandaşlar da demokratik haklarını kullanabiliyordu. AKP hükümetine de bu nedenle hakkı artık verilmeliydi. Öyle ki, Erdoğan Taksim'in 1 Mayıs'a açılması ile ilgili, “kimse hükümetimizden kopara kopara bir şey almamıştır, alamaz” diyebildi. Başbakan, son yılların en görkemli emekçi eyleminden hemen sonra 1 Mayıs'ın kendilerinin lütfu olduğunu imâ edebildi.

Oysa, 1 Mayıs'tan sonraki gün yaptığı AKP Grubu toplantısında Başbakan, bu ülkenin zenginliklerinin özelleştirme adı altında yıllarca sermayeye peşkeş çekilmesine ve bu peşkeşte AKP'nin özel rolüne ilişkin eleştirilere yanıt verebilirdi. 4-C uygulamasının yaygınlaştırılması ile “kiralık işçi” düzenlemesinin birbirini bütünleyen iki uygulama olmadığını açıklamaya girişebilir ve AKP'nin emek düşmanı bir parti olmadığını tartışabilirdi. Demokratikleşmenin altının boş olduğu ve hükümetin bu konuda ikiyüzlü davrandığı, gerçek demokrasinin emekçilerin önce insanca yaşamak için ekonomik haklarını aldığı, emekçilere insanca çalışma koşullarının sağlandığı bir ülkede mümkün olabileceği gerçeğini, boyun damarlarını şişire şişire ters yüz etmeye çalışabilirdi...

Medya ise Başbakanı bütünleyen bir anlayışta yayın yaparak, Türkiye'nin “artık” değiştiğine vurgu yaptı. Televizyonlar, kameraları ile inen cam çerçeve ve “provokatör” aramayı bu kez bıraktılar. Gazeteler, kürsüde yaşanan protesto ve oluşan belirsizliği ertesi gün satır aralarında vermeyi tercih ettiler. Normalleşme ve uzlaşı tablosunu bozacak (!) habercilikten kaçındılar. Pekala, AKP'ye sert eleştirilerin yapıldığı bir kürsüye sahip bir 1 Mayıs mitinginin ardından, AKP hükümeti temsilcilerine doğan cevap hakkını kullanmaları için mecra açma yarışına girebilirlerdi...

Memur-Sen ve Hak-İş ise AKP döneminde artan üye sayıları ve “prestijleri”ni aşındıran TEKEL direnişinden sonra, 1 Mayıs'a cılız katılımları ve Taksim'de bir kez daha sergiledikleri emek mücadelesinde yön saptıran eylem kültürleri ile bir kez daha deşifre edilebilirler ve emekçiler nezdinde sendikal alanda daha izole bir noktaya sıkıştırılabilirlerdi. Fakat, Taksim'de kutlanan 1 Mayıs'a ilişkin ilk açıklamalar bu konfederasyonlardan geldi. Kürsü protestosunu bahane ederek, hem diğer konfederasyonlara hem de TEKEL işçilerine bol bol salladılar. 26 Mayıs grevini sabote etme çalışmalarının startını, yüzbinlerce emekçinin katıldığı görkemli mitingi konu ettikleri açıklamalarında vermeyi başardılar.

Kısacası...

Taksim'de 1 Mayıs'ın en önemli mesajı, emekçi halkın çıkarının savunulması ve bu doğrultuda güçlü bir mesaj verilebilmesi için bazen yüzbinlerin toplanmasının yetmeyebileceği idi.

Aşkın Süzük 'ın Son Yazıları