Aşkın Süzük
Taammüden cinayet
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:44 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:44
Aşkın Süzük'ün “Taammüden cinayet” başlıklı köşe yazısı 5 Aralık 2012 Çarşamba tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.
Samsun’daki iş cinayetinde ölen işçilerin sayısı ne yazık ki 6’ya yükseldi. Ferdi Taşsümer, geçen Cuma günü yaşama gözlerini yumdu.
Ölen işçi Ferdi Taşsümer’in yaşam mücadelesi verdiği sırada Çarşamba günü, facia ile ilgili bilirkişi ön raporu tamamlandı. Raporda, amonyak tankının yapımı ile ilgili Eti Bakır’dan ihaleyi alan şirketin (Çel-Kom) sözleşmeye uymayarak işi bir taşeron şirkete (Tekgur), onların da başka bir taşeron şirkete (Bozkur Kardeşler) verdiği tespit edildi.
Bilirkişi raporunda, cinayetin asıl sorumlusunun iki taşeron şirket olduğu belirtilirken, Eti Bakır ile tank yapımında kullanılan malzemeleri denetlemekle sorumlu özel denetim şirketi Bureau Veritas tali sorumlu ilan edildi.
Raporun duyurulduğu saatlerde facianın birincil derecede sorumlularından biri sayabileceğimiz İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürü Kasım Özer, Erzurum’da tuhaf açıklamalar yapıyordu.
Başbakanın muhteşem polemiğinden feyz aldığı anlaşılan “ecdadımıza layık torunlar yetiştireceğiz” vurgusu ile öne çıkan konuşmasında “iş kazaları ve meslek hastalıkları maalesef başımızı çok ağrıtıyor” demiş. Bazılarının iş kazalarını, “iş cinayeti” diye tabir etmeye başladığını belirterek rahatsızlığını dile getirmiş. İş kazaları ile ilgili hiç kimsenin kimseyi öldürmek için hazırlık yapmadığını veya zemin hazırlamadığını belirtmiş. Derdim, Genel Müdür’ün ülkemizde iş cinayetlerinin neden önlenemeyeceğinin başlı başına birer kanıtı olabilecek sözler ve saptamalarla bezeli konuşmasını tartışmak değil.
Ancak her yıl binlerce emekçinin yaşamını yitirdiği, daha fazlasının sakat kaldığı faciaların kaza mı yoksa cinayet mi olduğu Eti Bakır özelinde bir kez daha sorgulanmalı...
Türk Dil Kurumu, kazayı “istem dışı veya umulmayan bir olay dolayısıyla bir kimsenin, bir nesnenin veya bir aracın zarara uğraması” olarak tanımlıyor. Cinayetin tanımı ise “adam öldürme” ve “adam öldürme derecesinde ağır suç” olarak veriliyor.
Eti Bakır’da, hükümet, patron, taşeron ve yabancı denetim tekeli, el birliğiyle adam öldürmek için her türlü hazırlığı yapmışlar, gereken zemini hazırlamışlar. Nasıl mı?
İşsizlik, örgütsüzleştirme ve güvencesizleştirme gibi sonuçları olan özelleştirme yağmasının yüzde 82’sinin altında AKP hükümetinin imzası var. Özelleştirmelerle, taşeron uygulamaları ve kuralsızlık da alabildiğine arttı. Eti Bakır’ın Samsun İşletmesi 2004 yılında CE-KA İnşaat’a satılmıştı.
İş cinayetlerinin önlenmesinde sendikaların denetleyici ve işverenleri zorlayıcı rolü yadsınamaz. Oysa hükümet ve patronlar, Türkiye’de sendikal örgütlülüğü yok etmek için ellerinden geleni yapmaktalar. Son olarak, Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nda sermayenin istediği oldu ve örgütlenmenin önündeki engeller olduğu gibi bırakıldı. Hükümetin bu tür icraatlarından güç alan Eti Bakır patronu, örgütlenmek isteyen işçileri 16 ay önce işten atmıştı.
İş cinayetlerinin büyük bir bölümü, taşeron uygulamalarına başvuran işyerlerinde gerçekleşiyor. Çünkü taşeron demek, ucuz, güvencesiz, kayıtdışı işçilik demek. Taşeron patronları, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerini sadece maliyet kalemi olarak değerlendiriyorlar. Hükümet ise sermayeye yeni yılda taşeron uygulamalarını genişletecek bir yasal düzenleme hediye etmeye hazırlanıyor. Eti Bakır’da amonyak tankının yapımında zincirleme üç taşeron şirket çalışıyordu.
Piyasa mantığının temelinde sınır tanımayan kâr hırsı bulunuyor. Piyasanın işleyişini sınırlayacak denetim mekanizmalarını, hükümet de patronlar da istemez. Bunun için denetim işlerinin bizatihi kendisi piyasalaştırılır, denetim hizmetleri özelleştirilir ve böylece işlevsizleştirilir. Hükümet bu konuda oldukça “ileri” bir adım attı. Çıkardığı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında piyasalaşmanın önünü açtı, denetim yetkisini özel şirketlere devrederek piyasaya bıraktı. Eti Bakır’da çalışmaları denetlemekle yetkili olan Fransız Bureau Veritas (BV) şirketi, destek ve montaj sistemlerinde teknik yeterlilik olmadığı konusunda rapor vermediği için bilirkişi tarafından kusurlu bulundu. Aynı şirketin kıdemli Başkan Yardımcısı Didier Chaléat 2010 yılında TÜSİAD tarafından düzenlenen gemi inşa sanayisinin, yani tersaneciliğin ele alındığı panelde “Avrupa çalışma saatlerini 35’e düşürerek bu sektördeki rekabet gücünü kaybediyor. Avrupa’nın yerini alabilirsiniz” diyerek sermayeye denetim dışında başka hizmetler de verdiklerini göstermişti.
Fazla söze gerek yok. Eti Bakır’da cinayet adım adım planlanarak işlenmiştir.
İş kazalarına cinayet denmesine içerleyen Genel Müdür Kasım Özer, baş ağrısı yine tutmuş olacak ki, tersanelerde yaşanan ölümlerin ardından 2008 yılında da “tersanelerde sanki ‘facialar varmış’ gibi gösteriliyor. Ama oranlara baktığımızda o kadar büyük değil” diyebilmişti.
Eti Bakır’da göz göre göre gelen faciada yiten 6 işçiyi unutturmamak için ısrarla... Kaza değil taammüden cinayet!