Aşkın Süzük
Şişecam direnişi
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:47 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:47
Aşkın SÜzük'ün “Şişecam direnişi” başlıklı yazısı 9 Ocak 2013 Çarşamba tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.
Şişecam işçileri, 2013’e yıllardır ter döktükleri fabrikaya kapanarak girdiler. Eşleri ve çocukları ile birlikte gelecekleri için mücadele ediyorlar.
Şişecam yönetiminin Topkapı Fabrikası’nı kapatmasının ardından yüzlerce işçiyi sokağa atmasına itiraz ediyorlar. Emeğine ve işine sahip çıkan işçilerin talebi, Şişecam Topluluğu’nun diğer cam fabrikalarında mevcut haklarıyla çalışabilmek.
Daha önce benzerini SEKA’da, TEKEL’de gördüğümüz kararlılık, şimdi cam işçilerinin haklı mücadelesinde gözleniyor. Eylemin meşruiyeti, kolluk kuvvetlerinin tahliye girişimlerini püskürtüyor. İşçisini makinelerle bir tutup sadece bir maliyet unsuru olarak gören şirket yönetimi ise sus pus. İlk açıklamasını ancak 3 Ocak’ta yapabildi ve kamuoyunu yanıltmayı başaramadı. Direnişe destek çığ gibi büyüyor...
Şişecam yönetiminin planı şuydu: Topkapı Fabrikası’nın arazisinin rantından yararlanıp, Eskişehir’e taşıdığı üretimini yeni alacağı düşük ücretli işçilerle daha ucuza sürdürecekti. Hileli bir işlem yaparak yeni bir ticari unvanla yoluna devam edecek ve hükümetin verdiği istihdam teşviklerinden de yararlanacaktı.
Fakat, Şişecam yanlış hesap yaptı. Fabrikada çalışan ve ortalama kıdemi 18 yıl olan 572 işçi, sessiz kalmadı, işine sahip çıkarak direnişe geçti. 444’ü Kristal-İş üyesi sendikalı işçiler haklarını alana kadar mücadele edeceklerini ilan etti. Eylemlerinde en sık attıkları slogan ise TEKEL direnişinde toplumun vicdanına kazınan “Ölmek var, dönmek yok” sloganı.
Türkiye İş Bankası tarafından Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatı ile 1935 yılında kurulan ve biraz da bu nedenle kendisini Cumhuriyet ile özdeşleştiren Şişecam, bugün 170’e yakın tesisi ve 9 ayrı ülkeye yayılan faaliyetleri ile bir dünya devi durumuna geldi. Cam ev eşyasında Avrupa’da ikinci, dünyada 3’üncü, düz camda Avrupa’da 4’üncü, dünyada 8’inci durumda olan Şişecam, diğer önemli faaliyet alanı krom kimyasallarında dünyada ilk sırada ve soda kimyasallarında ise yine ilk 10 şirket arasında yer alıyor. Şişecam Topluluğu’nun bu noktaya gelmesinde camda Kristal-İş ve kimyasallarda Petrol-İş üyesi işçilerin emeği ve alınteri var.
Şişecam’ın bünyesindeki cam ve kimyasallarda toplu iş sözleşme süreçleri giderek daha zorlu geçiyor. “Rekabet ve yüksek işçilik maliyeti” gibi gerekçeler öne sürerek işçilerden daha azına razı olmalarını isteyen Şişecam, bu niyetinin karşısında örgütlü işçinin direncini buluyor.
Şişecam’a bağlı ve Petrol-İş’in örgütlü olduğu Soda Sanayi A.Ş.’de 2012-2013 yıllarını kapsayan sözleşme, yaz ayları başında 48 gün süren grev sonucunda imzalanabildi.
Kristal-İş, Topkapı Fabrikası’nın Eskişehir’e başka bir unvanla taşımasında şirket yönetiminin Cam Grup Toplu Sözleşmesi hükümlerinden kaçınmak amacını güttüğünü belirtiyor.
Tüm bu gelişmeler, Şişecam’ın fabrikalarında farklı bir çalışma rejimi hedeflediğini gösteriyor. Yurtiçi ve yurtdışında toplam 18 bin çalışanı bulunan Şişecam Topluluğu’nun CEO’su Ahmet Kırman, dünyada camda ilk 3 üreticiden biri olma hedefini bu insan kaynağı ordusundan aldıkları güçle gerçekleştireceklerini belirtirken bu ordunun giderek düşürecekleri maliyetini kastediyor olmalı.
2013’ün ilk sayısında Capital dergisinin “Camın Apple’ı olmak istiyoruz” sözlerini başlığa taşıdığı röportajında Kırman, 2013-2023 dönemi büyüme planlarını ayrıntısıyla anlatıyor. Aynı röportajında farklı ülkelerden 18 bin kişiyi yönetmenin sırrını “Gerektiğinde gerilmek, gerektiğinde esnemek” şeklinde özetlemiş. Anlaşılan o ki, yüzlerce işçinin çalışma hakkını elinden alan ve onları karda kışta sokağa atan karar da aynı anlayışın ürünü.
Şişecam işçisinin sırrı değil gerçeği ise belli... Eşiyle çocuğuyla hakkını alana kadar kararlı bir şekilde mücadele etmek, direnmek.