Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Aşkın Süzük

O uzun yol…

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:04 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:04

Tevfik Çavdar’ı yitirişimizin üzerinden bir yıl geçti. Tevfik hoca ile yüz yüze tanışma fırsatım, ne yazık ki olamadı. Ama ben onu kitaplarıyla, işçi sınıfının bilinçlenmesi için yaptığı çalışmalarla, sendikal faaliyetlere katkılarıyla tanıdım. Hem de öyle iyi tanıdım ki…

Türkiye’nin en üretken aydınlarından birisi olan Tevfik hocanın sendikalarla 1960’lı yılların sonundan itibaren bir bağı oluşuyor. Ama asıl olarak 1970’li yıllarla birlikte sendikalarda eğitimler vermeye başlıyor ve sonraki yıllarda sendikal çalışmalarını zenginleştirerek sürdürüyor.

Tevfik hocanın bağ kurduğu sendikaların içerisinde Petrol-İş’in kuşkusuz ayrı bir yeri var. Petrol-İş’te Tevfik hoca, kar kış demeden ülkenin çeşitli bölgelerindeki eğitimlere katılıyor. Ayrıca, bu eğitimlerin daha etkili kılınması için o dönem Petrol-İş’te uzman olan İlyas Köstekli ile birlikte yaratıcı işlere imza atıyor. Eğitim materyali olarak tasarlanmış ve karikatürlerle desteklenmiş “Ali ile Fitnat” broşürleri bu şekilde yayınlanıyor.

İşçilere yönelik kaleme aldığı bu broşürlerle Tevfik hoca, artı-değeri, kârı, sömürüyü ve sermaye sınıfını açık ve anlaşılır bir dille anlatıyor. Sonraki yıllarda ise eğitimlerin aynı zamanda verilerle desteklenmesi fikrinden Petrol-İş Yıllıkları doğuyor. Yıllarca sendikal çalışmalarda temel referans kaynağı olan bu yıllıkların çıkmasında Tevfik hocanın büyük emeği var. Tevfik Çavdar’ın imzası bulunan bu çalışmalar, dönemin sendikal yayınlarına büyük bir nitelik katıyor.

Tevfik hoca, 2010 yılında Petrol-İş’in 60. Kuruluş Yılı için çekilen “Bir Mücadele Öyküsü: Petrol-İş” adını taşıyan belgesel için yapılan çekimlerde bu çalışmalarını ve aklında kalan bazı olayları anlatmıştı. Bu kayıtlardan, Ali ve Fitnat broşürlerinin işçiler tarafından bir hikaye okur gibi kolayca ve yaygın bir şekilde okunduğunu hatta işçilerin broşürleri çocuklarına okuttuğunu öğreniyoruz.

Tevfik hoca oldukça ses getiren bu broşürlerin, 12 Eylül Darbesi sırasında askerler tarafından sendikadan toplandığını ve askerlerin kendilerine “Ali ve Fitnat kim” sorusunu yönelttiklerini söylüyor ve ekliyor: “Ancak askerlerin dikkat etmesi gereken broşür başkaydı. O sırada biz 24 Ocak Kararları’ndan sonra ciddi bir broşür çıkardık: ‘Para Babaları Ne İstiyor?’ 24 Ocak Kararları çok tartışılıyordu, biz bu broşürde açıkça söyledik, darbeyi davulla zurnayla duyurduk. Fakat askerler gelip o broşürü almadılar. Ali ile Fitnat broşürlerini aldılar.”

Evet, Tevfik hocanın yazdığı sayısız broşürlerin biri de, adım adım gelen darbenin para babalarının ülke tahayyülünün bir ürünü olduğunu işçi sınıfına anlatıyordu. Tevfik hoca, ömrünün büyük bölümünü işçilerin öğrenmesine ve aydınlanmasına harcadı.

O eğitimlerinden aktardığı bir anekdot oldukça çarpıcı: “O dönemde Petrol-İş eğitimleri genellikle sınıf bilinci üzerine bina ediliyordu. Gelen işçiler evvela bizi yadırgarlardı. Çünkü biz iki tip eğitim yapıyorduk, bunlardan birisi sınıf bilincine yönelik eğitimdi. Diğeri ise tamamen onların güncel sorunları ve çalışma hayatı ile ilgili konulara odaklanan eğitimlerdi. Bu eğitimlerden birisinde, sanıyorum, Kırşehir’de lastik fabrikası [Petlas] vardı, bilmiyorum hâlâ yetkiniz var mı? O eğitimde tüm işçiler beni dikkatle dinliyorlar, hem de nasıl, ‘aslan hoca’ der gibi... Nihayet eğitim bitti, bir tanesi kalktı, ‘Hocam her şey güzel de, bir de şu soruyu yanıtlasan: Biz ne zaman işçilikten kurtulacağız?’... Şimdi ne yaparsınız? İki gün eğitim yapmışsınız, kan ter içinde anlatmışsınız... Kurtulamazsınız dedim... Kurtulamazsın. Cem Karaca’nın şarkısında dediği gibi... İşçi kalacaksın ama hakkını savunacaksın, mücadele edeceksin, sınıf bilinciyle mücadele edeceksin. Ücretini artıracaksın, siyasete gireceksin, siyasette ağırlığını koyacaksın! Ahh, ama ona uzun geldi bu yol, uzun geldiği için de bugünkü duruma geldik...”

Tevfik hocanın anlattığı bu anekdotun sonunda çektiği “ahh” öyle derin ki…

Memleketin bugün içerisinde bulunduğu karanlığın, işçi sınıfının siyasete ağırlığını koyamamasından kaynaklandığını anlattığı cevabında çok şey gizli.

Tevfik hocanın dediği gibi, o günden bugüne işçi sınıfına “o yol” çok uzun ve hep zor geldi. Ama çoğunluğu emekçilerden oluşan halkın ayağa kalktığı Haziran Direnişi’nden sonra o yolun ucu artık daha belirgin. O direnişte, ilk gençlik yıllarında artı-değeri ve sömürüyü Tevfik hocadan öğrenmiş birçok işçinin olduğunu ise gayet iyi biliyoruz.

Rahat uyu Tevfik hoca, işçi sınıfı seni hiç unutmayacak…

Aşkın Süzük 'ın Son Yazıları