Aşkın Süzük
Krizden Yağma Çıkarmak
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:00 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:00
Ülkemizde 1985 yılından bu yana kamu işletmeleri ve kamu varlıkları, özelleştirme politikaları doğrultusunda yağmalanıyor. Yağma süreci zaman zaman kesintiye uğramış, ancak AKP hükümeti ile birlikte baş döndürücü bir tempoya kavuşmuştu.
Geçtiğimiz yıl, özelleştirmeye “kriz” molası verildiği bizzat hükümet ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB) tarafından ilan edildi. Elbette özelleştirmelere ara verilmedi. Kamu işletmelerinin taşınmazları satılmaya devam etti. Elektrik dağıtım ihalelerinin dört tanesi sonuçlandırıldı.
Geçen hafta ÖİB tarafından yapılan bir açıklama, özelleştirmede yeniden gaza basılacağına işaret ediyor. ÖİB Başkanvekili Ahmet Aksu, “Kriz ortamlarında sermaye bir yere yatırım yapmak durumunda. Sermayeyi bize yöneltebilirsek, Türkiye için önemli bir fırsat olacağını düşünüyoruz. Ona göre de planlarımızı yapıyoruz” diyerek, yerli ve yabancı sermayeye ciddi bir davette bulundu. Kriz nihayetlenmemiş iken satışta düğmeye basılmasının tek bir açıklaması var: Peşkeş.
Sermayeye kriz sürecinde önemli bir rant kapısı açacak olan özelleştirmeler ile AKP hükümeti, bütçede daha fazla genişletilemeyeceği açığın finansmanını sağlamaya çalışacak. Hem sermaye hem de AKP hükümeti kazanacak. Vin-vin (kazan-kazan) hesabı. Bu işin kaybedeninin kimler olacağını hepimiz biliyoruz.
2010 yılı sonuna kadar, Milli Piyango, köprü ve otoyollar ve kalan üç elektrik dağıtım işletmesi daha satılmış olacak. İGDAŞ ve Başkent Doğal Gaz şirketlerinin de gelecek yıl satılması planlanıyor. Halkbank, Türk Telekom ve Petkim'de kalan kamu hisselerinin ise halka arzı gündeme gelecek.
Ama daha önce, Türkiye'nin şeker fabrikaları elden çıkarılacak. 1935 yılında Cumhuriyet'in ilk yıllarında ülkenin şeker politikalarının merkezi olarak yürütülmesi amacıyla faaliyette olan dört şeker fabrikası tek bir çatı altında birleştirilerek, Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. (Türkşeker) kurulmuştu. Kastamonu, Turhal, Kırşehir, Yozgat, Çorum ve Çarşamba fabrikaları, varlık satışı yöntemiyle satışa çıkarıldı. Teklifler 19 Kasım gününe kadar toplanacak. Kalan şeker fabrikaları ise yine 2010 yılı sonuna kadar elden çıkarılmış olacak.
Bazılarına yine “beylik” gelebilir ama şeker sektöründe özelleştirme, doğrudan AB ve başta ABD şirketi Cargill olmak üzere yabancı gıda tekelleri tarafından dayatılıyor. Krizle gelen fırsat değerlendirilecek. Türkiye, şeker pancarından şeker üretmekten vazgeçirilmiş olacak. AB böyle istiyor...
Pancar üretimi yapan köylülere ise “başınızın çaresine bakın” denecek. Türkşeker ile anlaşmalı pancar üreten 200 binin üzerinde çiftçi bulunuyor. Şeker fabrikalarında çalışan sayısı ise 15 bin düzeyinde. Bu işletmelerde çalışan işçiler, potansiyel işsiz durumundalar.
Türkiye, geçen hafta sel felaketi sırasında selden fırsat yaratan “yağmacılar”ı lanetlemişti. Selden, kentsel dönüşüm ve rant için fırsat yaratacak olan belediyeler ve hükümetin, yağması daha büyük olacak. Buna kuşku yok. Hızlanan özelleştirmeler ise amaç ve sonuçlarıyla yağmanın daha vahşisine sahne olacak. Çünkü yağmanın bu türlüsünde, işsiz kalan milyonların hayatı da kararıyor.
Türkiye bu hafta seldeki “yağma”dan sonra, Şeker Bayramını konuşacak. Şeker Bayramı hepimize kutlu olsun.