Aşkın Süzük
KESK Operasyonunun Mesajı
Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36
Geçen hafta gözaltına alınan 34 KESK üyesinden 14'ü tutuklandı. Bir hafta boyunca arkadaşları için eylem yapan KESK üyeleri, protestolarını tüm ülkeye yaydılar. Eylemlerin, diğer KESK üyeleri serbest bırakılana ve konfederasyon üzerindeki baskılar son bulana kadar devam edeceği duyuruldu.
KESK'e düzenlenen bu operasyonun zamanlaması dikkat çekicidir. Kürt sorununda "tarihi fırsat" tespitinin yapıldığı bir dönemde gerçekleştirildi. Süreçte, kontrolsüz unsurlar etkisiz hale getirilmeye çalışılıyor. KESK, daha önce tüzüğünden çıkardığı "ana dilde eğitim hakkı"na yönelik bir dizi çalışma yapmayı planlıyordu.
Düzen Kürt sorunun emek mücadelesi ile her türlü dolayımını ortadan kaldırmak istiyor. Kürt hareketinin sola en açık bölümünü oluşturan sendikal alan ile bağları zayıflatılıyor.
Ancak yalnızca bu değil. Operasyonda, bir taşla çok kuş vurulmuştur.
KESK binalarının aranması ve gerçekleştirilen gözaltıların biçimi, teşhir etme ve itibarını zedeleme amacının taşındığını gösteriyor. Bu tür operasyonlara Türkiye, Ergenekon soruşturması ile aşina hale gelmişti. Tüm gün operasyonu an be an yayınlayan televizyonlar, KESK'in eylemlerinden görüntülerle sendikayı "terörist" ilan ettiler. Kamu emekçilerinin haklarını korumak için yaptığı eylemler ise suç şeklinde sunuldu.
Operasyonun kurgusu, "memleket meseleleri" ile hükümetin ve sermayenin inisiyatifi dışında ilgilenen sendikal pratiğin mahkum edilmesine dayanıyordu.
Peki tam bu sıralarda, kamu emekçilerinin diğer konfederasyonu Kamu-Sen ne yapıyordu? "Eve kapanma, pazara çık" kampanyasında sermaye örgütleri ile aynı karede fotoğraf veriyordu. Medya, kampanyayı özlenen birliktelik olarak manşetlerine taşıdı.İstenen, işçilerin ve kamu emekçilerinin sokağa eyleme değil, pazara çıkmasıdır...
AKP hükümeti, özelleştirme saldırısında bir hayli yol aldı. Devlet birkaç işletme dışında üretimden elini çekti. Sıra, bütünüyle özel sektöre devredilemeyecek devlet hizmetlerinin, piyasa esaslarına göre üretilmesine geldi.
Bunun bir adımı olarak ise kamu personel sistemine, performansa dayalı bir sistem getirilmek isteniyor. Değişikliğin temel ekseni ise esnekleşmenin kamu çalışanlarına dayatılması olacak. Yalnızca bu da değil. Yeni sistemde, unvan ve yükselme esasları, sistemin kariyer ve liyakat ilkelerine göre belirlenecek. AKP hükümetinin kamu kurumlarında kadrolaşmasını kolaylaştıracak ve yaygınlaştıracak. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı yapılan Ömer Dinçer de, Kamu Yönetimi Reformunun parçası olan bu çalışmaları koordine edecek.
KESK bu değişikliklere net bir şekilde karşı çıkıyor. Kamu-Sen ise hükümete sistemde yapılacak değişikliği birlikte konuşalım diyor. Düzenlemelerin tek tek gündeme sokulacağı döneme kadar KESK'in soluksuz kalması ve etkisizleşmesi hükümetin işine gelir.
Ayrıca sadece KESK'in örgütlü olduğu alanda değil, sermayenin talepleri doğrultusunda emeğin elinde kalan kazanılmış tüm haklarına dönük kapsamlı bir saldırı hayata geçirilmek isteniyor. Bu saldırı, ülkemizdeki çalışma rejimini topyekun değiştirmeyi amaçlıyor. Hükümete ve sermayeye, bu saldırılara karşı mücadele eden değil, üçlü diyalog mekanizmalarında yer alarak bu düzenlemeleri "görüşen" sendikalar lazım.