Aşkın Süzük
‘Irak’ta savaşla Türkiye’de yasayla’
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:46 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:46
Aşkın Süzük'ün “'Irak'ta savaşla Türkiye'de yasayla'” başlıklı yazısı 26 Aralık 2012 Çarşamba tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.
Yazının başlığı, Petrol-İş’in 2007 yılında çıkartılmaya çalışılan ancak dönemin Cumhurbaşkanı Sezer’den veto yiyen 5574 sayılı Türk Petrol Kanunu’na dönük itirazlarını topladığı rapordan alındı. Bu ifade, petrol sektöründe bugün yapılmak istenenlere ışık tutmaya devam ediyor. Hükümet aradan geçen beş yılın ardından, yeni bir Türk Petrol Kanunu’nu çıkarmak için düğmeye bastı. Tasarı geçen Cuma TBMM’ye sunuldu.
Irak’ta işgali tetikleyen başlıca nedenin bu ülkenin büyük petrol ve doğalgaz kaynakları olduğu herkes tarafından biliniyor. İşgal öncesinde tümüyle devlet kontrolünde olan bu kaynakların, piyasaya açılması yani özelleştirilmesi için bir savaş gerekmişti. Aradan 10 yıl geçmesine karşın Irak petrol ve doğalgazının özel sektöre devri ve ilgili faaliyetleri düzenleyecek yasa çıkarılamadı. Irak’ın iç dengeleri nedeniyle petrol gelirlerinin paylaşımı konusunda anlaşmazlık sürüyor. Şimdilik, servis anlaşmaları yoluyla kuyuların işletilmesi ve geliştirilmesi için çeşitli ihaleler yapılıyor. Ancak Irak’ta Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi’nin merkezi hükümetin onayı olmadan petrol tekelleri ile yaptığı anlaşmalar, bombanın fitilini ateşlemek üzere. Irak’ta savaşa ve işgale rağmen yasa çıkarılamadı, petrol tekelleri bir savaş daha istiyor.
Aynı şekilde, “Arap Baharı”nın sonuçlarından birisinin de, bu bölgede devletlerin kontrolündeki doğal kaynakların piyasaya açılması olacağı açık. Bugün dünyada petrol rezervlerinin yaklaşık yüzde 80’ini devlet şirketleri kontrol ediyor. Devlet kontrolündeki rezervlerin bulunduğu coğrafyanın önemli bir bölümünü ise “Arap Baharı”nın başladığı ve sürdüğü topraklar oluşturuyor.
Türkiye bu coğrafyaya dahil değil ama zengin doğal kaynakların bulunduğu bölgeye komşu. Türkiye’nin keşfedilmiş büyük petrol ve doğalgaz kaynakları yok. Ancak ülkemizde etkin ve yaygın bir arama faaliyeti hâlâ gerçekleştirilebilmiş değil. Özellikle deniz sahalarında bir potansiyelin olabileceği belirtiliyor. Bugüne kadar Karadeniz başta olmak üzere kısıtlı deniz aramalarında bu potansiyele rastlanamadı. Hem arama çalışmaları açısından bakir alanlar olması hem de petrol fiyatlarının yüksek seyretmesi, Türkiye’de Ortadoğu’ya göre daha maliyetli olan arama ve üretim faaliyetlerine yerli ve yabancı sermayenin ilgisini artırıyor. Üstelik, petrol ve doğalgaz açısından bir geçiş ülkesi haline getirilen Türkiye’de petrol sektörünün ilk halkası olan arama ve üretimde yer almak bu coğrafyada önemli bir enerji aktörü olabilmek için ciddi avantaj sunuyor.
Irak’ta petrol sektöründe savaş ve işgalle yapılmaya çalışılan serbestleştirme hamlesinin bir benzerini AKP hükümeti bugünlerde bir yasayla hayata geçirmeye çalışıyor. TBMM’ye iletilen Türk Petrol Kanunu Tasarısı ile petrol arama ve üretiminde yerli ve yabancı sermayeye çeşitli yatırım kolaylıkları getirerek, ülkemizin kaynaklarını petrol tekellerine sunmaya hazırlanıyor. Tabii bu hamlenin en önemli boyutu, devlet şirketi Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’na (TPAO) mevcut 6326 sayılı Petrol Kanunu ile verilen ayrıcalık ve hakların kaldırılması oluyor.
TPAO’nun bünyesindeki Tüpraş’ın öncülü rafineriler, dağıtım ve pazarlamada POAŞ, boru hattı taşımacılığında BOTAŞ, petrokimya şirketi Petkim ile gübre fabrikası İGSAŞ, deniz tanker taşımacılığı yapan DİTAŞ, LPG dolum ve dağıtımını yürüten İpragaz, 1980’li yıllarda TPAO’dan kopartılmıştı. Dikey entegre yapısı ortadan kaldırılan, kolu kanadı kırılan TPAO’nun şimdi de yasayla kendisine tanınan ayrıcalıkları yine bir yasayla elinden alınıyor. Tasarı yasalaşırsa TPAO, serbestleştirilen sektörde dev petrol tekelleri ile denk olmayan koşullarda rekabet etmeye zorlanacak, özelleştirilmesinin önü açılacak.
Arama ruhsatlarında tekelleşmeyi önleyen maddelerin iptal edildiği tasarı, mevcut yasada petrol ve doğalgaz arama faaliyetleri önündeki bir dizi sınırlamayı da kaldırıyor. Yabancı devletler ile doğrudan veya dolaylı bağı bulunan ve bu devletler adına hareket eden şahısların petrol faaliyeti yürütmesi Bakanlık iznine bağlanmıştı. İzne bağlanan bir diğer durum ise sınırlara 5 km mesafe dahilinde petrol faaliyeti yürütülmesi idi. Artık bu izinlere de gerek kalmayacak.
Tasarıda ilgi çekici bir değişiklik ise mevcut yasada doğal afet, savaş ve isyan olarak tanımlanan mücbir sebepler kapsamından “isyan” ibaresinin çıkarılması. Hükümet, sınırların giderek belirsizleştiği Ortadoğu coğrafyasında “Arap Baharı”nın arttırdığı “isyan” riskinin yerli ve yabancı yatırımcılar için caydırıcı bir etkide bulunabileceğini hesap etmiş olacak ki, bu ifadeyi mücbir sebeplerden çıkarmış.
AKP hükümetinin 2007 yılındaki girişiminde, kamuoyu tepkisi özellikle kanunda “milli menfaatlerin korunması” ilkesinin çıkarılması üzerine yoğunlaşmıştı. Yeni tasarının amaç kısmında bu ilkenin korunuyor olması, olası tepkileri azaltacak. Petrol sektörünü TPAO’nun zayıflatılması pahasına yerli ve yabancı sermayenin yararına yeni baştan düzenleyen bir tasarıda, bu ilke kalsa ne yazar...