Aşkın Süzük
Hukukun Arkasından Dolanmak
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:04 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:04
Katsayı ile ilgili YÖK'ün yeni düzenlemesine Danıştay 8. Dairesi tarafından verilen yürütmenin durdurulması kararı ülke gündemine oturdu. Başbakan Erdoğan'ın eşi Emine Hanım'ın 3 yıl önce GATA'ya alınmamasının yankıları sürerken, verilen bu kararın siyasal neden ve sonuçları üzerine çok şey söylenebilir.
Ancak gündemin çok tartışılmayan bir boyutu var. YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan'ın, Danıştay'ın ilk kararının ardından yaptığı açıklama, büyük bir skandaldı. Üzerinde çok durulmadı.
Özcan ne demişti?
“Hukukun arkasından dolanır, yeni bir düzenleme yaparız...”
Hukuk sisteminin “arkasından dolaşılmaya” imkan tanıyıp tanımadığı, yargının AKP hükümetinin elini güçlendiren birçok siyasal karara imza atmakta olması bir yana, bu sözler ortalama bir AKP bürokratının “devlet işlerine” bakışını ortaya koyuyor. “Hukukun arkasından dolaşmak” ile hukuku çiğnemek arasında küçük bir fark olduğu muhakkak. Bu fark sonucu değiştirmez...
AKP, “Anayasa'yı bir kez delmekle kıyamet kopmaz” diyen Özal geleneğinin mirasçısıdır. Diğer hükümetlerin yaptığı gibi AKP hükümeti de, yalnızca siyasal konumunu güçlendirmek için değil, asıl olarak sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda hukukla pragmatik bir ilişki kurmaktadır. Konu sermayenin ihtiyaçları olunca, pragmatizmin sınırı yoktur. Gerektiğinde hukuk da çiğnenir.
Bugün TEKEL işçilerini kapı önüne konmak ya da 4-C statüsünde çalışmak dayatması ile karşı karşıya bırakan özelleştirme uygulamalarının tarihi, uyulmayan yargı kararları ile doludur. Sermaye adına daha cüretli adımlar atan AKP hükümeti döneminde yargı kararlarının hiçe sayıldığı uygulamalar devam etti.
AKP'nin mirasçısı olduğu ANAP geleneğinin ve sonrasındaki hükümetlerin Orüs'ün satışında toplam 90, Sümer Holding özelleştirmesinde 80 dolayında, çimento fabrikalarının satışında 4, liman özelleştirmeleri sırasında 35 yargı kararının uygulanmadığını biliyoruz. Havaş, Kümaş ve Kardemir'in devir kararları da iptal edilmişti.
AKP döneminde, Tüpraş ve Petkim'in özelleştirilmesinde yargının verdiği yürütmeyi durdurma kararları dikkate alınmadı. Tüpraş'ın yüzde 14,76'lık hissesinin usülsüz bir şekilde İsrailli işadamı Sami Ofer'e satışı iptal edilmesine rağmen hisseler geri alınmadı. Bu işlemleri hükümet adına yürüten Özelleştirme İdaresi Başkanı Metin Kilci hakkında dava açılmasına karar verildi ancak Başbakan bürokratının yargılanmasına izin vermedi. Doğalgaz çevrim santrallerinin özelleştirilmesinde yürütmenin durdurulması kararı, Bakanlar Kurulu'nun çıkardığı bir Prensip Kararı'na dayanarak uygulanmadı. SEKA Balıkesir İşletmesi, satış iptal kararına rağmen yandaş Albayrak Grubu'ndan geriye yıllar sonra ancak alınabildi.
Uygulanmayan yargı kararları, milyarlarca dolarlık kamu zararının oluşmasına neden oldu.
Sadece özelleştirmeler mi?
Anayasa'daki yasaklar ve 12 Eylül Darbesi'nin ürünü Sendikal Yasaların onca kısıtlayıcı hükmüne rağmen, Türkiye'de sendikal örgütlenme bir hak. Ancak, sendikaya üye oldukları için işçiler kapı önüne konuyor. Açılan işe iade davaları, işçiler etkili bir mücadele vermezse yıllara yayılıyor. Sendikal örgütlülük, yüzde 5 düzeyine gerilemiş durumda.
Kanuna aykırı olmasına rağmen sigortasız işçi çalıştırılıyor. TÜİK verilerine göre, Türkiye'de istihdamın yarısı kayıtdışı. Sermaye, bu konuda caydırıcı olmayan hukuki yaptırımlara ve yargı kararlarını gerektiğinde uygulamayan hükümetlere güveniyor.
Yargı kararlarının uygulanıp uygulanmaması, aynı konuda verilen mücadeleyle yakından ilişkili. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin yürütmenin durdurulması kararına uyarak metrobüs zamlarını geri alması bunun en iyi örneğidir.
Yakın dönemde yeni bir yargı kararı daha gündeme gelebilir.
TEKEL işçilerinin 4-C statüsüne karşı verdikleri mücadelede, konfederasyonların hukukçularının bu statünün iptali için dava açmaya hazırlandıkları belirtiliyor.
Anayasa'nın 10. Maddesi'ndeki “hakkaniyet ilkesi” ve 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 5. Maddesi'nde yer alan eşitlik ilkesine göre bu statünün iptal edilmesi mümkün.
Ancak programında kamuda istihdamın esnetilmesi olan AKP hükümetinin, bu yargı kararını uygulamamak için “hukukun arkasından dolanmaya” çalışacağına emin olabiliriz. Yeni kölelik statüleri icat edilmeye çalışılacaktır.
TEKEL direnişinin yarattığı meşruiyete, 4-C statüsünde çalışanların itirazı da eklenirse, hükümetin “hukukun arkasından dolanırken” tenhada kıstırılması pekala mümkündür.