Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Aşkın Süzük

AB Destekli Darbe

Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36

Meclis yasama yılı kapanmadan hemen önce geceyarısı dahil çalıştı. Bu hummalı mesai sonucunda bir dizi yasal değişiklik kanunlaştı.

Askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmasının önünü açan düzenleme yoğun bir şekilde tartışılıyor. Başbakan Tayyip Erdoğan'a göre bu yasal değişiklik, darbelere ve darbecilere karşı yapılmıştı.

Mecliste malum değişiklik oylanıp kabul edildikten sonra, milletvekillerinin elleri bu kez "İş Kanunu, İşsizlik Sigortası Kanunu ve Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı" için kalktı. Sabaha karşı kabul edilen tasarı ile AKP hükümeti emekçi kesimler açısından son derece kritik bazı düzenlemeleri bir çırpıda kanunlaştırdı.

Bu yasanın Mecliste görüşülmesinden bir gün önce yapılan Üçlü Danışma Kurulunda, üç işçi konfederasyonundan tasarıya itiraz gelmesine karşın, AKP değişiklikte ısrar etti. Tasarının kanunlaşması, Türk-İş, Hak-İş ve DİSK'in içinde yer aldığı ve hükümeti ise Çalışma Bakanı Ömer Dinçer'in temsil ettiği bu kurulun işlevsizliğini göstermesi bir yana, AKP'nin konfederasyonları artık hiç tınmadığını bir kez daha ortaya koydu.

Türk-İş ve DİSK şimdi, yasal değişikliği Cumhurbaşkanı Gül'ün veto etmesini istiyor. Cumhurbaşkanının yasayı veto etmeyeceğini herkes biliyor. Hele hele sendikalar değişikliğe yalnızca basın açıklamalarıyla tepki gösterirken...

Kanunlaşan tasarının içeriği, daha önce Başbakan tarafından açıklanan Teşvik ve İstihdam Paketinde istihdamı teşvik etmek gerekçesi ile duyurulan önlemlerden oluşuyor.

Tıpkı bir önceki Meclis bileşiminde kabul edilen kanun değişikliğinde olduğu gibi bu tasarıya da son dakikada bir ek önerge verildi. Önerge ile İşsizlik Sigortası Fonu'nun nemalarının 2010 yılında dörtte üçü, 2011-2012 yıllarında ise dörtte biri hükümet bütçesine aktarıldı. Fonun faiz gelirinin son olarak Mayıs 2009'da 481 milyon TL olduğunu not edelim. Gelecek yıllarda fonun hacminin daha da büyüyeceğini ise unutmayalım.

İşçiye ait olan fondan milyarlarca TL'lik bir kaynak, bütçeye aktarılıyor. Kriz sürecinde zaten beli bükülen işçilere ait fon yağmalanıyor. AKP vermek bir yana alıyor. Şaka gibi.

Kanunun kendisi ise daha beter.

Kriz sürecinde patronlar istihdam ettikleri işçilerin sigorta primlerinden muaf kılınıyor. Primler, İşsizlik Sigortası Fonu'ndan yani işçinin parasından ödenecek. Sendikalar, "İşsizlik Sigorta Fonuna dokunma" dedikçe, AKP hükümeti dokunuyor. Patronlara açıktan kaynak aktarılıyor.

Asıl önemlisi ise, 4857 sayılı İş Kanununun 7. maddesine "Mesleki anlamda geçici iş ilişkisini" düzenleyen bir yeni madde eklendi. Özel istihdam bürolarına geçici iş ilişkisi kurabilmeleri imkanı verilmiş oldu. Özel istihdam büroları istihdam ettikleri işçileri artık kiralayabilecekler.

Bu uygulama ile birlikte geçici, güvencesiz ve düşük ücretli istihdam yaygınlaştırılacak. İstihdam esnekleştirilecek, sömürü derinleştirilecek. İşgücü parçalanacak. Sendikal örgütlenmenin önüne bir engel daha çıkarılmış olacak. Grev yapmak daha da zorlaşacak.

İstihdamda modern kölelik düzeni adım adım örülüyor.

Kanunun gerekçesinde de açık açık belirtilmiş:

"Ülkemizde yaşanan işsizlik oranının çok yüksek olmasının nedeni, ekonominin işgücünü absorbe edecek yeni istihdam yaratma potansiyelinin düşük olması ile birlikte, mevcut iş yasamızdaki esnek uygulamaların ihtiyacı karşılayamamasıdır."

4857 sayılı İş Kanunu yetersiz kalıyormuş.

Gerekçe bundan ibaret değil elbette. Değişiklik AB'ye uyum çalışmaları doğrultusunda, 22 Ekim 2008 tarihli Avrupa Parlamentosu Geçici İstihdam Büroları Direktifi'ne (Temporary Agency Work Directive) uyum için gerçekleştiriliyor. Türkiye, birçok AB ülkesinden önce İş Yasasını bu direktife uygun hale getirerek, istihdamda esnekleşmenin önünü alabildiğine açmış oldu.

Türkiye'de AB'ye uyum sürecinin emeğin haklarının geliştirilmesi için değerlendirilebileceğini düşünenler vardı değil mi? Ya emeğin Avrupası söylemi?

AKP, istihdamda, sendikal alanda ve çalışma koşullarında ancak darbe dönemlerinde gerçekleştirilebilecek dönüşümlere imza atıyor. 12 Eylül darbesinin temel misyonu sürdürülüyor.

12 Eylül'ün arkasında darbeci generallere "bizim çocuklar" diyen ABD vardı. Sömürüyü derinleştirecek bugünkü düzenlemeler ise dayanağını AB sürecinden alıyor.

12 Eylül ile hesaplaşma gündemi, bu darbenin emek düşmanı yönü merkeze konularak bina edilemediği ölçüde emekçiler çok "darbe" yer.

Aşkın Süzük 'ın Son Yazıları