Aşkın Süzük
250 bin işçi ne yapacak?
Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36
İşçi sınıfı içerisinde iş güvencesine sahip şanslı azınlığa dahil olan kamu işçileri, emekçilerin en "tuzu kuru" kesimini oluşturur. Bu nedenle, krizin memlekete değil ama kendilerine teğet geçeceğini düşünmeye meyillidirler. Ancak AKP ve icraatları, kamu işçilerini tedirgin etmeye başladı. Şimdilik elde huzursuzlukları var, bir de bazı sendika şubeleri düzeyinde gerçekleşen cılız eylemlilikleri.
Ufuktaki bir seçim ya da sınıfın en örgütlü kesiminin temsilcilerini yanına çekme hesabı hükümetleri yıllardır, kamu işçilerine karşı daha tavizkâr kılabilmekteydi. AKP'nin hükümet olması ile işler değişti. Kamu işçisi üzerindeki baskılar arttı. Özelleştirme politikalarına esneklik dayatması eklendi, aynı kamu işletmesinde ücret farklılıkları giderek derinleşti.
AKP şimdi krizi de bahane ederek, bu saldırıları kalıcı hale getirmeye çalışacak. Kamu toplu iş sözleşmeleri bu açıdan ilk raund olarak değerlendirilebilir. Çünkü AKP sonraki sözleşmeleri, kamu reformu bütünüyle hayata geçirilmiş bir Türkiye'de imzalamayı hedefliyor.
Yaklaşık 250 bin kamu işçisini ilgilendiren toplu iş sözleşmesi görüşmeleri yürümüyor. Hükümet teklifini henüz masaya koymadı. 5 aydır hükümet, sendikaları ve kamu işçilerini muhatap almıyor. 29 Mart'tan önce, "yapıcı bir tutum" örneği gösterilerek kamu işçilerine seçim rüşveti vermeye bile gerek görülmedi. Seçimlerden sonra ise kabine değişikliği bahane edildi.
Kamu sözleşmeleri görüşmelerinde AKP'nin bu tınmaz tavrı, hükümet partisinin hayata geçirdiği büyük operasyonda işlerin yolunda gittiğini gösteriyor. AKP açısından kusursuz bir ideolojik atmosfer yaratılmışken, sendikaların göstermelik itirazlarına tahammül edilemeyeceği bir gerçekti. Türk-İş merkez yönetim kurulunun zaptedilmesi bu operasyonda ilk adım oldu. Mıntıka temizliğinin bu kadarı, konfederasyonun kriz koşullarında sermayenin temsilcileriyle kol kola çarşı pazara çıkmasına yetti!
Kamu sözleşmelerinin kritik bir başka boyutu daha var. Kamu işçilerinin yaklaşık 100 bini adına hükümet ile sözleşme masasına dahi oturulamıyor. Çay-Kur, Tekel, THY, THY Teknik A.Ş ve Orman Genel Müdürlüğü'nde AKP tarafından cesaretlendirilen Hak-İş, yaptığı itirazlarla Türk-İş'e bağlı sendikalardan işyeri kapmaya çalışıyor. Böylece Türk-İş içerisindeki aykırı sesler terbiye edilirken, sendikal alanda hükümetin sözcüsü haline gelen Hak-İş'in önü açılıyor.
Bu nedenle bazı işletmelerde hükümetin kamu sözleşme görüşmelerinde muhatabının hangi sendika olacağı belirsizliğini koruyor.
Önümüzdeki günlerde hükümet, Maliye ve Hazine yetkililerinin bütçe imkanları doğrultusunda hazırladıkları "titiz" çalışmalarının sonuçlarını masaya taşıyacak. İşçilerdeki tedirginlik ve huzursuzluk tepkiye dönüşmediği sürece, pazarlıkların teknik bir çalışmanın parçası haline geleceği kesin.
Sonuç: AKP sendikalarla ilişkilerde hesapları doğrultusunda taviz vermeden, emeğe saldırı programında ise milim sapmadan yoluna devam ediyor. Sözleşmeleri bağladıktan sonra, "hayırlısıyla" kıdem tazminatına el atacaklar...