Aşkın Süzük
1 Mayıs’ta ‘Reddediyoruz’
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:54 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:54
Aşkın Süzük'ün “1 Mayıs'ta 'Reddediyoruz'” başlıklı yazısı 24 Nisan 2013 Çarşamba tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.
İşçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü olarak kutlanan 1 Mayıs’a asıl içeriğini kazandıran, tarihsel mirası ve referansları değil, güncel saldırılara karşı sınıf siyasetinin mesajının geniş emekçi kesimlere taşınabilmesidir.
Türkiye’de yükselen sınıf mücadelesini boğmak için gerçekleştirilen 1977 1 Mayıs katliamı, bugünün tarihsel anlamını ülkemizde daha önemli hale getirdi. Taksim’in 1 Mayıs’a yasak olduğu yıllarda, bu yasağın aşılması için verilen mücadele ise özellikle AKP döneminde siyasal bir anlam kazanmıştı. Çünkü AKP’nin Taksim’i işçi sınıfına kapatması ile ülkeyi emekçiler için bir cehennem haline getirecek dönüşüm süreci birbirini tamamlıyordu. İşçi sınıfının bir güç olduğunu ortaya koymasına ve bu gücünü örgütlü bir şekilde sergileyeceği kitlesel bir eyleme izin verilemezdi.
Hükümetin bu yasağına ve ısrarına karşı verilen mücadele ise ülkenin içine sokulduğu cenderenin emekçi sınıflar için ne anlama geldiğini deşifre ediyordu. Sonuçta Türkiye işçi sınıfı, 2010’da Taksim’de yüzbinlerce emekçinin bir araya geldiği 1 Mayıs ile 32 yıl aradan sonra yasağı resmen kaldırdı.
Ancak yasağın kaldırılması için verilen mücadelenin başarısı, yerini 2010 dahil Taksim’de kutlanan 1 Mayıs’ların verdiği mesajın giderek silikleşmesi gerçeğine bıraktı.
Hatırlanacaktır, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın 2010 1 Mayıs’ını Türkiye’nin normalleşmesinin kanıtı olarak gösterebilmesi, aynı yıl TEKEL direnişinin çaktığı kıvılcımın 1 Mayıs’ta büyük bir ateşe dönüştürülememesinin sonucudur.
1 Mayıs’ta işçi sınıfı, sözünü güçlü bir şekilde söyleyemez ise meydan başkasına kalır, isteyen istediği mesajı çıkarır.
Bu yıl 1 Mayıs bir kez daha alan tartışmasına hapsolmuş durumda. İçişleri Bakanı Muammer Güler meydandaki fiziki engelleri gerekçe göstererek, “Taksim müsait değil” dedi.
İstanbul’un “gazcı kardeşleri”nden, o dönemin valisi bugünün bakanı olan Güler’in bu açıklamasında 1 Mayıs’a sadece fiziki engelin gerekçe gösterilmesi, ülkemizin fikri ve manevi dönüşümünün de aynası niteliğinde!
Türk-İş yönetiminin, DİSK’ten dahi önce davranarak Taksim’e başvuru yapması ve İçişleri Bakanı’nın açıklamalarına rağmen bu kararında direnmesi de sendikal dönüşümün göstergesi olsa gerek...
Bilerek veya istemeyerek son birkaç hafta, “1 Mayıs ile ilgili Taksim’de nereye tadilat yapılabilir”, “hafriyat nereye taşınabilir”, “meydanın neresine kürsü kurulsun”, “konfederasyonlardan ortak metin çıkar mı, çıkmaz mı” tartışmaları ile geçirildi. Hükümet, bu tartışmalardan son derece memnun olacak ki, İstanbul Valisi konfederasyonlarla yaptığı toplantının ardından iki gün önce fiziki engelleri aşmak için ellerinden geleni yapacaklarını söyledi.
Oysa bugün 1 Mayıs hazırlıklarının, kitlesel bir emekçi şöleninin Türkiye’ye vereceği mesajın güçlendirilmesi ve örgütlenmesiyle örülmesi gerekiyor.
Bu mesajın içeriği ise siyasal iktidarın yönelimlerine karşı konmadan doldurulamaz:
İşçi sınıfına güncel saldırılar ile ülkeye dayatılan AKP anayasası arasındaki bağa işaret edilmelidir. Başkanlık sistemi ve Anayasa dayatmasına boyun eğildiği takdirde, emek düşmanı uygulamalar için yasal değişikliklerin değil yönetmeliklerin yeterli hale geleceği ortaya konmalıdır.
Sermayenin desteklediği ve istediği Yeni Türkiye’nin kamuda ve özel sektörde güvencesiz, ucuz ve taşeron işçiliğin hakim duruma geldiği bir cumhuriyet demek olduğu anlatılmalıdır.
Koşullu, pazarlıklı ve kirli bir barışın akan kanı durdurmayacağı, olsa olsa kanın sınırın içinde mi dışında mı akacağını belirleyeceği gerçeği deşifre edilmelidir. Bu sürecin, bölge illerinde sömürünün daha da artırılabilmesine imkan sağlayacağı belirtilerek, meşrulaştırılması mahkum edilmelidir.
Emperyalizmin taşeronlarıyla sürdürdüğü Suriye seferinin, Ortadoğu’nun emekçi halkları için yeni felaketlerin habercisi ve AKP hükümetinin de bu felaketin hazırlayıcılarından biri olduğu gösterilmelidir.
Bu şekilde örgütlenen, belirsiz ve silik mesajlarla anımsanmayacak ve siyasi iktidarın ülkeyi bir cehenneme dönüştürecek yönelimlerinin net bir şekilde reddedileceği bir 1 Mayıs mümkün.
Bunun için, 1 Mayıs’ta Kadıköy’de “Reddediyoruz” diyenler ortak kürsülerini kuracak, siyasal iktidar tüm politikalarıyla Kadıköy’de reddedilecek.