Mustafa Suphi'nin iyileşen yaraları...
Yayın Tarihi: 27.01.2026 , 13:42 Güncelleme Tarihi: 28.01.2026 , 00:02
Ülkemiz işgal altındaydı yola koyulduklarında.
Yanı başımızda, halklar hapishanesi Çarlık Rusyası’nda ise işçiler iktidarı almış, milyon milyon ölen yoksullar için büyük bir umut filizlenmişti.
Bu filizlenen umuda tutundular; ülkemize baktılar, işgal altında olan topraklarımızı kurtarma kavgasına tereddüt etmeden en ön saflarda katıldılar.
Karakol basıp Anadolu’daki kurtuluş mücadelesine silah taşıyan komünistler, Ekim için mücadele etmiş Anadolu yoksullarından oluşan komünist birlikler, memleketlerindeki işgali sonlandırmak, gerçek bir kurtuluşun kapısını aralamak istiyorlardı.
Kanları ve canlarıyla atıldılar savaşa…
Ve bu kavganın önderleri 105 yıl önce bugün, büyük bir kumpas ve ihanetle, haince katledildiler.
O günden sonra izleri, anıları, emekleri, kurtuluş yolunda döktükleri alın terleri unutulsun istendi.
Ancak başaramadılar.
Yoldaşlarımız iz bıraktılar, silinemeyecek izler.
Mustafa Suphi, Ethem Nejat, Kâzım Ali, Bahaeddin, Emin Şefik, Cemil Nazmi, Kâzım Hulusi, Halitoğlu Mehmet, İsmail Hakkı, Hayreddin, Mehmet Ali, Dr. İsmail Hakkı, Maksut, Mustafaoğlu Mehmet ve Çitoğlu Nazmi İsmail…
Ve yoldaşımız Maria…
Onların o günlerde yola koyulurken yüreklerinde taşıdığı tek endişe, yıllar içinde ağır bir gerçeğe dönüştü.
Kurtuluş kavgası bu düzenin sınırlarını aşmadıkça, ülkemiz, bir avuç patronun elinde oyuncağa, esire dönüşecekti.
Öyle de oldu...
Bu düzen bulduğu ilk fırsatta; memleketin kurtuluşu için kanını ve canını veren yoksul Anadolu köylüsünün yerine, bir avuç para babasının çıkarlarını her şeyin merkezine yerleştirdi.
İşgale karşı kurtuluşun ve 1923 Devrimi’nin önderlerinin, Mustafa Kemal’in ilan ettiği Cumhuriyet’in tüm ilerici kazanımları ve devrimleri tam da bu yüzden bir bir elden kayıp gitti.
Bugün cumhuriyet, laiklik, kamuculuk gibi değerler sadece AKP iktidarının son darbesiyle değil, patron düzeninin başından bu yana azgınca saldırısı nedeniyle tasfiye edildi.
Mustafa Suphi, “Türkiye’nin işçi ve köylüleri! Her zaman aklından bir şeyi çıkarma: Avrupa ve Türkiye’deki bütün sermayedarlar, zenginler, paşalar, ağalar, papazlar, tutucu mollalar Türkiye’de hükmettikçe, sermaye ve para esirliği ortadan kalkmaz ve işçi, köylü, halk kendi devlet ve hükümetine kavuşamaz…” diyerek boşuna seslenmemişti bizlere.
Hep nefret ettiler Cumhuriyet’ten, laiklikten, devletçilikten ve en önemlisi halkımızdan.
Kazandılar da bu kavgayı, şimdilik!
Ancak boyun eğecek değiliz, memleketimizi bu karanlıktan çıkaracak bir iradeyle ayağa kalkmasını bilecek kadar bu toprakların derinlerindedir köklerimiz.
En çok da onların sayesinde, Suphi’nin, Nejat’ın, Maria’nın sayesinde…
Bundan 105 yıl önce yarıda kalan bir kavganın öncüleriydi onlar.
Şimdi ülkemiz bir kez daha çok ağır bir işgal altında, sermaye sınıfının ve emperyalist haydutların elinde esir halde tutuluyor.
Bu işgale karşı ayağa kalkacak, memleketimize sahip çıkacak; Mustafa Suphi ve yoldaşlarımızın bayrağını daha da yukarı taşımak için 1 Şubat’ta Ankara’da binlerce kişiyle yan yana geleceğiz.
Sadece onların kavgasının bu topraklarda kök saldığını göstermek için değil, bu ülkenin kurtuluşu için kavgaya hazır olduğumuzu, tüm dostlarımızla bu yolda yan yana yürümeye hazır olduğumuzu ilan etmek için de.
Böyle iyileşecek 105 yıl önce göğüslerimizde açılan yaralar, biliyoruz.
“Eski cihan yeni cihan önünde eğil!
Aramızdan birkaç yoldaş ayırmak değil,
Her ne yapsan varacağız emelimize!
Karadeniz… bunu duysun derinliklerin:
O ateşli göğüsleri delen hançerin
Kabzasını alacağız biz elimize!”