Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

İki toplantı, bir çıkış…

"Ülkemizin aydınlık, güzel, mutlu bir geleceği olsun istiyorsak başka bir şansımız yok. 1 Şubat'ta ortaya çıkan umudu ve enerjiyi ülkenin dört bir yanında büyütmek zorundayız, bunu hep birlikte başaracağız!"

Yayın Tarihi: 03.02.2026 , 22:30 Güncelleme Tarihi: 04.02.2026 , 00:01

Geçtiğimiz hafta sonu yapılan iki toplantıdan bazı notlarla başlayalım…

Önce CHP’den.

"Demokrasi ve Toplumsal Barış Konferansı" adı altında iddialı bir çıkış yapmak isteyen CHP’nin konukları arasında kimler yoktu ki?

Örneğin “Yurtta Barış, Dünyada Barış” adlı panelin konuşmacıları Chatham House’dan Galip Dalay ve Suriye’deki cihatçı çetelere en başından bu yana verdiği destekle bilinen İHH’dan Hüseyin Oruç'tu. Buna ek olarak da DEM’den Mithat Sancar.

“Yurtta ve Dünyada Barış”ı Chatham House ve İHH’dan dinlemek gerçekten ilgi çekici olsa gerek.

Biz devam edelim.

Konferans kapsamındaki en iddialı başlıklardan biri olan “Demokratik Bir Geleceğin İnşası” panelinde iki “küçük” tatsızlık yaşandı. MHP’nin ikinci adamı Feti Yıldız ile TİP vekili Ahmet Şık toplantıya katılamadılar. İlki son anda ekti, diğeri de peşi sıra…

Panel, CHP’nin moderatörlüğünde Yeniden Refah, DEVA, Gelecek ve Saadet Partisi temsilcileriyle yapıldı.

CHP, iktidara gelmesi durumunda kanatları altına almaya çalıştığı muhalefeti bir panelde, yine bir masa etrafında toplayıveriyordu işte, şimdilik iki eksikle.

Ve gelelim “Toplumsal Barışın Sosyoekonomik Zemini” başlığına.

Diyarbakır Ticaret Odası’ndan Mehmet Kaya, TÜSİAD’dan Ozan Diren, TÜRKONFED’den Reyhan Aktar seslenecekti konuklara, şaka değil…

TÜSİAD Başkanı son anda ekti ama olsun…

CHP’nin “sosyoekonomik barışı” sadece patronlardan dinlemesinin bizim için şaşırtıcı bir yanı yok.

Hem neye şaşıracağız ki, Suriye’de yaşananların ardından alan kapatmak isteyip İHH ile yurtta ve dünyada barış aranması dahi düşünce sistematiği açısından zaten çok şey anlatmıyor mu?

Anlatmıyor diyenlere:

“CHP yönetimini ulusalcı tabanına karşı daha fazla zor durumda bırakmak istemem ama İstanbul’da düzenledikleri Barış ve Demokrasi Sempozyumu’na ben de davetliydim.

Bundan 12 yıl önce AK Parti iktidarının Akil İnsan Heyeti’nde bir araya getirdiği insanları bugün bir toplantıda bir araya getirmeye yakın parti artık kesinlikle AK Parti değil.

Belki CHP de tam değil ama en azından bu toplantı buna daha yakın olduğunu göstermiş oldu.

Suriye yüzünden Kürt toplumunun ve aktörlerinin iktidarla arasının açıldığı anda Özgür Özel, doğru bir siyasi hamleyle Kürtlerde karşılık bulan çıkışlar yaptı, ardından bu toplantı geldi.”

Bu sözler Yıldıray Oğur’a ait.

Bundan sonrasını midesi kaldıran, 24 yıllık AKP iktidarının neyinden şikayet ettiğini ayrıca not edip tekrar gözden geçirmeli.

İlk toplantıya dair bu notların ardından hızlıca bir Z Raporu alalım:

Feti Yıldız, DEM, TÜSİAD, TÜRKONFED, İHH, Yıldıray Oğur, Refah, Saadet, Gelecek, Deva ve Chatham House…

Buradan çıksa çıksa yenilenmiş bir AKP iktidarı çıkar, ötesi değil.

Buna soyunan CHP içi aktörlerin, birbirini ezip diğerinin üzerine çıkmaya çalışan parti içi hiziplerin rekabetinin de bir noktadan sonra önemi yok.

Hepsi ama hepsi aynı yolun yolcusu ve bu yol ülkemiz için en ufak bir aydınlık içermiyor, karanlığı ve patron düzenini tahkim ediyor, hepsi bu.

***
Hafta sonu yapılan iki toplantıdan söz etmiştik başlangıçta, şimdi diğerine geçelim.

Ankara Congresium’da yapıldı bu toplantı, “Dalgaları karşılayan gemiler gibi… TKP meydan okuyor” sloganıyla.

Yukarıda işaret edilen ve “çözüm” diye tarif edilen tüm başlıkların tane tane, yeri geldiğinde çok keskin bir siyasi formülle, yeri geldiğinde de sanatın gücüyle son derece incelikli şekilde aktarıldığına şahitlik ettik.

Söylenen sözün sahipleri de o sözü dinleyenler de aynı heyecan, coşku ve kararlılıkla çıktı buluşmadan.

Kürt sorununa çözüm başlığında bir yanda İHH, bir yanda Chatham House, bir yanda MHP, bir yanda DEM, bir yanda patronlu çözüm arayanlara, gerçek çözüm yolunu tarif etti TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan:

"Sen patronla işçi arasında bu ayrım varken, Türk’le Kürt’ü de kaynaştıramazsın.
Sosyalizmde bütün kaynaklara emekçi halk el koyacak, bu kaynaklar bütün toplum için kullanılacak.
Dil birliği sağlar. Türkçenin birleştiriciliği sorgulanamaz. Ama insanların ana dilde konuşma, eğitim alma hakkı da sorgulanamaz.
Nasıl olacak? Yaparız. Bir sürü yolu var. Denenmiş örnekler var. Kol kola gireriz, bu sorunu çözeriz. Zaten bu topraklarda ırkçılıktan daha büyük bir kardeşlik hukuku var, bunu da unutmayalım."

Ülkenin içine düştüğü derin yoksulluk ve Cumhuriyet düşmanlığının ana kaynağı olan patronlara tapınılmadı bu toplantıda, yine en keskin ve tek çıkış yolu gösterildi:

"Mesele şudur: Holdingler ve tarikatlar düzenini kaldırıp, emekçi halkın Cumhuriyeti’ni kuracak mıyız? Evet diyenler bu tarafa, hayır diyenler karşı tarafa. Bu kadar basit."

Karnından konuşan yoktu, birilerinin gücüne sırtını dayayanlar yoktu, koltuk hesapları yoktu, pazarlık hiç yoktu.

Bunların tamamına meydan okuma vardı!

Bir gazeteci dostumuz, Bahadır Selim Dilek tane tane anlatmış, “TKP'nin gördüğü, CHP'nin göremediği…” diyerek.

Görmeme nedenleri o kadar açık ki, halkımıza, emekçilere hiç ama hiç güvenmiyorlar, tıpkı diğerleri gibi.

Tam da bu yüzden soluğu patronların kurduğu masalarda alıyorlar ve biliyoruz ki o masalarda emekçilere, halkımıza yer yok.

Ülkemizin, halkımızın 1 Şubat’ta Ankara Congresium’dan yükselen devrimci enerjiye, iradeye hava kadar su kadar ihtiyacı var.

Ülkemizin aydınlık, güzel, mutlu bir geleceği olsun istiyorsak başka bir şansımız yok.

1 Şubat'ta ortaya çıkan umudu ve enerjiyi ülkenin dört bir yanında büyütmek zorundayız, bunu hep birlikte başaracağız!

Ali Ufuk Arikan 'ın Son Yazıları