Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Ali Rıza Aydın

Ali Rıza Aydın

‘Sosyalist Türkiye’

Ali Faik Cihan’ın vurguladığı gibi “işçi, işveren bir özel sermayeci olmadan, köylü eşrafsız ve ağasız kendiliğinden yaşama olanaklarına sahip”.

Yayın Tarihi: 27.08.2025 , 23:17 Güncelleme Tarihi: 28.08.2025 , 11:48

Şubat 1965’de, Devrimci Yayınlar Kooperatifi tarafından “Sosyalist Türkiye” adlı bir kitap yayımlanır İstanbul’da. Dergi ve çeviri ağırlıklı kitaplarıyla, örgütlenmeleriyle, etkinlikleriyle, siyaset ve ideolojik savaşımlarıyla çok yönlü sol, sosyalist, komünist rüzgar dönemi olarak tanımlanır 1960’lar.

Kitapla iki konu dikkat çeker. Birincisi dolanmadan yapılan “Sosyalist Türkiye” adı; ikincisi siyaset, inceleme, araştırma ve akademi alanında yaygın olarak tanınmayan Türkiye’den bir isim: Ali Faik Cihan… 1926 Fındıklı/Rize doğumlu, Ankara Hukuk Fakültesinden 1950 mezunu, yargıçtır.

Kitap, içeriğine ve yazarına ilişkin merak giderilemeden bir ay içerisinde, Mart 1965’de mahkeme kararıyla toplatılır.

Kitabın toplatılmasıyla yetinilmez, bir ay sonra Nisan 1965’de dönemin Yüksek Hakimler Kurulu kararıyla yargıç Cihan işten el çektirilir. Karşı savaş devam eder yargıç yazarımız 1966’da 7,5 yıl ağır hapis ve 5 yıl sürgün cezasına çarptırılır. Hem yargıç ve hem toplumcu gerçekçi olunca boyun eğmek yoktur, temyize gidilir; 1967’de Yargıtay Birinci Ceza Dairesi mahkumiyet kararını bozar.

Karşı savaş durmaz, C. Başsavcılığı bozma kararına itiraz eder. İddia bilinmez değildir: Yazar, adı geçen kitapta, “komünizmin esaslarını ve dayandığı bütün prensipleri ve fikirleri ortaya koymuş olan Karl Marks’ın fikirlerini tamamıyla benimseyip savunmuştur”. Dosya Yargıtay Ceza Genel Kurulunda (YCGK) görüşülür ve 1968’de itiraz reddedilir. Ret gerekçesine göre: Sosyalist Türkiye kitabı 1961 Anayasa rejimini savunmuştur; herkesin çalışması ve emeğinden yararlanması ile üretici ve tüketicilerin hak ve menfaatleri korunarak, bir kısım araçların emekçilerin sırtından zengin olmalarının önlenmesini, işçi sınıfının da serbest ve hür seçimle ve meşru yollardan Meclise girmeleri gerektiğini savunmuştur.

Cihan, bu karar üzerine yerel mahkemede yeniden yargılanarak aklanır. Toplatma kararı kaldırılan kitap Remzi İnanç yönetimindeki “Toplum Yayınevi” tarafından aynı yıl içinde yeniden yayımlanır.

29 Ağustos, Ali Faik Cihan’ın 2002’de aramızdan ayrıldığı tarih. Meyvalı Köyünden yargıçlığa, siyasete, yazarlığa uzanan dopdolu bir yaşam öyküsü var. Bu öyküdeki Ankara Hukuk Fakültesi öğrencisiyken Türkiye Gençler Derneği Üyeliği “TKP Gençliği”ni işaret eder. Yaşam öyküsünde finale yazılan unvan: “Sosyalist Yargıç”dır.

Attila Aşut arşivinden, daha önce de soL’da yayımladığımız, Sosyalist Türkiye kitabının yayımından on beş ay sonra 24 Haziran 1966’da Trabzon Meydan Parkında çekilmiş bir fotoğrafı yeniden anımsatmakta yarar var.

Soldan başlayarak; İlhan Demiraslan, Behice Boran, Kenan Somer, Rahmi Aydın, Sadun Aren, Ali Faik Cihan, Attila Aşut, Şaban Erik.

Öyküden çıkarılacak çok sonuç var. İlk akla gelen, özgürlükler dönemi denilen 1960’larda her ne kadar sola hayli kapı, pencere açıldıysa da antikomünizmin egemen siyasetin, düzenin başat alanında durması. YCGK kararında, bir yandan ilerici ve geliştirici yorum benimsenirken diğer yandan komünizm iddiasına karşı 1961 Anayasası üzerinden ret çıkması bu durumun “düzeniçi” bir tablosu olarak okunabilir. Düzen boş durmaz. 1961 Anayasası 12 Mart muhtırasından sonra 1971’de iyice daraltılır, 1960’lara çok yönlü damgasını vuran Türkiye İşçi Partisi Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılır, Üç Fidan’a daracağı kurulur, devrimcilere baskı ve şiddet artırılır.12 Eylül 1980 darbesinden sonrası ve bugünlere gelişse bilinmez değil.

Okur burada bir noktalı virgülle, Cumhuriyet’in 102. yılında yargının ve yargı mensuplarının -hâlâ dik duruşunu sürdüren yargı mensuplarının onuruna saygıyla- içinde bulunduğu, daha yerinde deyişle içine itildiği durumu düşünebilir.

Sömürü uğruna sınırsız tahakküm uygulayan kapitalizm burjuva hukukuna, burjuva cumhuriyete ve niteliklerine, laik yaşam tarzına, ilerlemeye ve aydınlanmaya, bağımsızlığa, yurtseverliğe tahammül edemiyor.  Kurtuluşla ve kuruluş cumhuriyetiyle hesaplaşmalarının, cumhuriyetçileri baskı altında tutmanın, 19 Mayıs, 23 Nisan, 30 Ağustos ve 29 Ekim’e soğuk ve itici yaklaşımlarının anlamını sömürü analiziyle okumak gerekiyor.

Sömürü analizi emekçilerin kapitalist/emperyalist düzeni iyileştirmeyle, düzen siyasetinin nöbet değişimine destek vermeyle kurtulamayacağını gösteriyor. Yargıç Ali Faik Cihan yaşadığı dönemin özgün analizini yaparak çözüm için “Sosyalist Türkiye”ye ulaşıyor. Birçok dönemde birçok devrimcinin ateşlediği fitillerden birine, büyük bir emekle ve özveriyle imza atıyor. Sömürücü düzen bu fitilleri söndürmek için üst yapı kurumlarını baskı ve şiddet aracı olarak, istediği biçime sokarak elinde tutmakla meşgul. Oysa Ali Faik Cihan’ın vurguladığı gibi “işçi, işveren bir özel sermayeci olmadan, köylü eşrafsız ve ağasız kendiliğinden yaşama olanaklarına sahip”.

Emekçi halk egemenliği ve iktidarı elinde tutacak güce sahip. Bu güç “Sosyalist Türkiye” yolunu açacak.    

Ali Rıza Aydın 'ın Son Yazıları