Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Ali Rıza Aydın

Ali Rıza Aydın

RTÜK: Genel bakış

RTÜK de yönetemiyor, siyasal iktidarın yönetemediği gibi. Yönetmek değil, ele geçirmek, sömürmek peşindeler. Devletiyle hukukuyla aynı yolun yolcuları…

Yayın Tarihi: 09.04.2025 , 23:45 Güncelleme Tarihi: 10.04.2025 , 00:02

Geçen hafta “RTÜK girişi” yazısında özetle değindiğim RTÜK yasasına ilişkin Anayasa Mahkemesi iptal kararı, bu kararı aşmak için RTÜK oluşumunun Anayasaya yerleştirilme girişimi, Cumhurbaşkanının bu girişimi geri göndermesine karşın aynen kabul edilerek Anayasa değişikliğine gidilmesi üzerine  kaygı ve saptamaların yaşama geçtiği; radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerinden muhalif olarak görülenlerin baskı altında tutulmasının Anayasada yer alan bir “kurul” ile dayatıldığı durumla karşı karşıyayız.

Kurul’un oluşumu, TBMM’deki seçim yöntemi, görev ve yetkileri, uygulamadaki sapmalar gibi biçimsellikler bir yana, anayasal bütünsellik dışına çıkan, uymak zorunda olduğu hak ve özgürlükleri tanımayan durumu ayrıntılarıyla incelemek elbette gerekli.

Ancak bu gereklilik içinde bulunduğumuz ekonomik, siyasal ve toplumsal ilişkilerden soyutlanarak yerine getirildiğinde kimi gerçekler perdelenmiş oluyor.

Örneğin bir ya da birkaç milletvekili transferiyle Meclisteki siyasi partilere göre üye dağılımının RTÜK üzerinden okunması elbette bir saptama. Ama bu saptamaya takılıp kalındığında siyasal kayganlığın ve kaypaklığın, genel oy hakkına ihanetin, Meclisteki birden çok siyasi partiye karşın tek siyasete yoğunlaşmanın, düzen siyasetiyle halkın nasıl kandırıldığının, emekçilerin sınıfsal savaşımlarının nasıl kırılmaya kalkışıldığının, eklenecek daha birçok konunun üstü örtülmüş oluyor. 

 Haberleşme, bilgilendirme, iletişim, haber verme ve alma… Ne denirse densin, bunlara ilişkin Anayasada, ulusal yasalarda ya da insan hakları evrensel belgelerinde yer alan hükümler ne kadar sıralanırsa sıralansın sınıfsal analiz yapıldığında, enformasyon ve iletişimde ulusal ve uluslararası güç ilişkileri değerlendirildiğinde kurallara uyan, insan hak ve özgürlüklerine özen gösteren bir RTÜK olsa dahi sorunları çözmeye yetmiyor.

Güç ilişkileri konusunda sözü değerli hocamız ve yazarımız Gamze Yücesan Özdemir’e bırakarak kimi sorularla konuyu devam edelim.

İletişim bir toplumsal denetim aracı olduğu halde üzerindeki söz ve karar sahipliği kimlerin elinde? Piyasa dediğimiz ulusal ya da uluslararası dünyada rekabet esas ise bireysel ya da toplumsal hak ve özgürlüklerin bu rekabet ortamında yeri ne? Piyasa üzerinden analiz yapmak konuyu çözmeye yetiyor mu?

Kapitalizmin, emperyalizmin egemenliğinin ve gereksinmelerinin iletişime etkisi ne? Radyo ve televizyonların ve konumuz olan RTÜK’nin ekonomi politiği ne?

Düşünceyi açıklama, yayma, basın yayın, haber verme ve alma hak ve özgürlükleri diye yazılıp söylenilenlerin, sömürücülerin egemenliği karşısında nasıl eritildiğini gösteren organizasyonlardan biri RTÜK.

Her ne kadar Mecliste gurubu bulunan siyasi partiler arasında paylaşım yapılarak demokratiklik görüntüsü verilmeye kalkışılsa da sermaye iktidarının ve siyasal iktidarın düzenleyicisi ve denetleyicisi RTÜK. Düzen içi alanda denge gibi gözüküyor ama siyasal iktidarın sözcüsü ve gözcüsü olarak çalışıyor.  Üstüne yaptırım gücüyle “zor” kullanmayı da ekliyor.

Sınıfsallığın derin olarak yaşandığı ve uzlaşmaz çelişkilerin kolayca eritildiği bir dünya enformasyon ve iletişim. Sermaye sınıfının elinde olması, kimi gazete ve televizyonların aynı patronların sahipliğinde aydınların, sanatçıların, emekçilerin yayın organı gibi piyasaya sunulması hem piyasayı elde tutmanın hem de halkı susturup uyutmanın aracı. Bu düzenin bir ayağı RTÜK.

Birçok konuda olduğu gibi RTÜK konusunda da hukuk devletine çağrı yapılırken, hukukun üstünlüğü vurgulanırken ekonomik, siyasal ve toplumsal ilişkilerin ele alındığı analizler yapılmadan bir çeşit fetişizm üzerinden hareket ediliyor. Her üretim tarzının kendi hukukunu, kurumunu yaratacağı gerçeği göz ardı ediliyor. Bu gerçek yok sayılarak yapılan hukuk çağrıları boşlukta kalıyor. Hukukun bir çeşit sahteleşmesinin ve baskı aracı olarak kullanılmasının önlenememesi de aynı boşluğun ürünü.

RTÜK de yönetemiyor, siyasal iktidarın yönetemediği gibi. Yönetmek değil, ele geçirmek, sömürmek peşindeler. Devletiyle hukukuyla aynı yolun yolcuları…

Ali Rıza Aydın 'ın Son Yazıları