Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Ali Rıza Aydın

Ali Rıza Aydın

Devrim ve devrim anayasasından bakışla…

İnsanın insan tarafından sömürülmesini ve sömürücü düzeni, araçlarını, yanılsamalarını ortadan kaldıracak koşullar yaratıldığında yeni düzeni yansıtacak ve güvence altına alarak ilerlemesini sağlayacak araçlar da devreye girecek; cumhuriyet gerçek ilkelerine kavuşacak.

Yayın Tarihi: 26.11.2025 , 21:35 Güncelleme Tarihi: 27.11.2025 , 00:00

Düzenin durum saptaması yapılıp sorunlar belirlendikten sonra aynı düzenin çerçevesi içine yerleştirilen çözüm önerilerinden kurtuluş umudu beklemek, güncel ekonomi ve siyasete mahkumiyette havalandırmaya çıkmaya benziyor. Bunun toplumsallıktaki karşılığı “sömürülmeye devam ama ara sıra nefes” olarak tanımlanabilir.

Nefes aralarında kimi gerçekler gölgelenebiliyor. Tarihimizdeki en tipik örneklerden biri demokrasi, özgürlük ve anayasa tartışmalarında değinilen 27 Mayıs 1960 ve devamında 1961 Anayasası dönemi: (i) Kapitalist dünyayla ilişkilerde bir tıkanma üzerine “yeniden uyum” geçişi yaşandığı, (ii) 27 Mayıs 1960 günü okunan Milli Birlik Komitesi tebliğinde “NATO’ya inanıyoruz ve bağlıyız” yükümlülüğünün yer aldığı, (iii) egemenliğin yasama, yürütme ve yargı organları tarafından kullanılacağının belirtilerek kuvvetler ayrımına geçilip TBMM’nin temsilinin terk edildiği, bunun burjuvazinin güçlü yürütme politikası yönünde bir  aldatmaca olduğu çoğunlukla görmezden geliniyor.

Güncel olarak yaygın yaşanan bir başka durumsa düzen içi öneri ya da programların ilerici çözüm olarak sunulması. Buna da yazarımız Oğuz Oyan’ın bu haftaki yazısında, “programın CHP açısından temel sorununu, kendi tarihi köklerinden ziyade kapitalizmin ve emperyalizmin yedek gücü olarak çalışan sosyal demokrasiye olan bağlılığına vurgu yapması” biçiminde tanımladığı CHP’nin yeni program taslağı ya da düzen siyasetince sıklıkla dile getirilen “yeni, sivil” anayasa örnekleri gösterilebilir.

Monarşinin tersi olarak gösterilen cumhuriyet tartışmaları da cumhuriyetin özü ve dinamizmi yok sayılarak biçimleştirildiğinde düzenin kılıfı olarak kullanılabilmekte, özünden uzaklaştırmaktadır.

Yakın tarihten örneklersek, 2017’de Anayasa değişikliğiyle, 2018’de fiilen geçilen başkanlı rejim eleştirilirken kuvvetler ayrımı ilkesinden uzaklaşıldığının söylenmesi yanlış değil. Ancak kuvvetler ayrımının meclisi yürütme karşısında zayıflatan bir aldatmaca olduğu gerçeğini ortaya koymadan yeniden oraya dönme önerisini eleştirmek de yanlış değil. Hele hele Kurtuluş ve Kuruluş Cumhuriyetinin “Meclis”e dayalı yönetimi göz önünde tutulduğunda hiç yanlış değil.  

Sömürü düzeninin politika, devlet, hukuk, seçim gibi araçlarının ara sıra nefes alabilmenin yolları olarak kullanılmasında ipler hep sermaye sınıfının ve onun siyasal iktidarının elinde oluyor.

Bu durum seçeneksiz değil. Verilecek yanıtı devrimde ve devrim anayasasında bulabiliriz. 1917 Büyük Ekim Devrimi ve sonraki kararnameler birikiminin yansıması olarak ortaya çıkan, geçiş dönemini yansıtan 1918 “Rusya Sosyalist Federatif Sovyet Cumhuriyeti Anayasası”, -ki bu anayasa kağıt üzerine geçirilmeden önce uygulamada gerçekleşen bir metindir- hem burjuva anayasacılığının gerçek yüzünü hem de sosyalist toplumun temel ilkelerini ortaya çıkarıcı özelliklere sahip.

İşte birkaç örnek:

“Rusya; İşçi, Asker ve Köylü Temsilcileri Sovyetleri’nin oluşturduğu bir cumhuriyettir. Merkezde ve yerellerde tüm iktidar bu sovyetlerin elindedir.”

“Temel amacı insanın insan tarafından sömürülmesine ve toplumun sınıflara bölünmüşlüğüne tamamen son vermek, sömürücülerin acımasızca ezilmesi, toplumun sosyalist biçimde örgütlenmesi ve sosyalizmin tüm ülkelerde zaferi olan III. Tüm Rusya İşçi, Asker ve Köylü Sovyetleri Kongresi” (bu Anayasada belirtilen konuları karar bağlar).

(Kongre), “proletaryanın, sömürücüleriyle kesin bir savaşım içimde olduğu şu anda sömürücülerin hiçbir iktidar organında yer almayacağını bildirir”.

(Anayasanın temel amacı) “burjuvaziyi kesin biçimde ezmek, insanın insan üzerindeki sömürüsüne son vermek ve ne sınıf ayrımının ne de devlet iktidarının bulunmadığı sosyalizmi kurmak”(tır).

“Rusya Cumhuriyeti, Rusya’nın tüm emekçilerinden oluşan özgür sosyalist bir toplumdur.”

(Cumhuriyet), “emekçilerin örgütlenme özgürlüğünü gerçek anlamda güvence altına almak için, mülk sahibi sınıfların ekonomik ve siyasal egemenliğini sona erdirir, bugüne kadar burjuva toplumda işçilerin ve yoksul köylülerin örgütlenme ve eylem özgürlüğünü kullanmasına engel olan bütün engelleri ortadan kaldırır, işçilere ve yoksul köylülere birleşmeleri ve örgütlenmeleri için maddi ve diğer destekleri sunar”.

(Cumhuriyet), “politik ve dinsel suçlar sebebiyle baskı gören herkese sığınma hakkı tanır”.

“Aşağıda belirtilen kişiler, seçme ve seçilme hakkına sahip olamazlar:

  1. Kâr sağlamak için ücretli emek kullanan kişiler.
  2. Yaşamını faiz, işletme gelirleri, mülklerden (çiftlik, tarla, arsa) sağladığı kazançla, emeksiz gelirle sağlayan kimseler.
  3. Özel tüccarlar ve komisyoncular.
  4. Kiliselerde ve diğer dinsel yapılarda görevli rahip ve din adamları.
  5. Eski polisin çalışanları ve ajanları, siyasal polis biriminde ve (devrimcilere karşı kurulmuş gizli polis servisi) Ohranka’da görev almış olanlar ve çarlık ailesine mensup olanlar.
  6. Yasal kurumlarca akıl sağlığı yerinde olmadığı belgelenmiş kişiler ve velayet altındaki kişiler.
  7. Yasa ve yargı kararıyla maddi ve yüz kızartıcı suçlardan dolayı hüküm giymiş kimseler.”

“Seçmenler, Temsilciler Sovyeti’ne gönderdikleri bir temsilciyi geri çağırma ve genel duruma göre yeni seçim yapma hakkına sahiptirler.”

“(…) geçiş dönemindeki mali politikasının temel amacı, burjuvazinin mülksüzleştirmesi ve cumhuriyetin vatandaşları için zenginliğin üretimi ve bölüşümünde eşitliği konusunda gerekli koşulların hazırlanmasına katkıda bulunmaktır.” 

İnsanın insan tarafından sömürülmesini ve sömürücü düzeni, araçlarını, yanılsamalarını ortadan kaldıracak koşullar yaratıldığında yeni düzeni yansıtacak ve güvence altına alarak ilerlemesini sağlayacak araçlar da devreye girecek; cumhuriyet gerçek ilkelerine kavuşacak.

Ali Rıza Aydın 'ın Son Yazıları