Ali Rıza Aydın
Cumhuriyet ve geleceği
Yayın Tarihi: 16.07.2025 , 23:21 Güncelleme Tarihi: 17.07.2025 , 00:02
Çeşitli cumhuriyet biçimleri ve nitelikleri, kapitalist ve sosyalist devletlerde cumhuriyet, İran İslam Cumhuriyeti, Suriye’nin son durumu ve “cumhurbaşkanı” denilen lideri vb. gibi birçok örnek; 102 yılını tamamlayacak olan bizim cumhuriyetimizin halleri, cumhuriyeti kılıktan kılığa sokma özgürlüğü (!) Dostoyevski’yi anımsattı. Sınırsız serbestlik ya da özgürlük savına en anlamlı yanıtlardan birini “Ecinniler”de verir Dostoyevski: “Sınırsız özgürlük düşüncesiyle yola çıktım ve sınırsız bir despotizme ulaştım” der.
Dinin, köleliğin, feodalizmin etkisinden kurtulmuş, monarşiye, despotluğa karşı gerçek bir “aydınlanma felsefesi” ve “insanlıkçılık” yatar cumhuriyetçiliğin kökeninde. Halkın egemenliği ve yönetimi, meclislerle yönetim ve ilkelerdir özü. Eşitlik-özgürlük diyalektiğinin olmadığı cumhuriyet sakat olur, adıyla kalır.
Uzun süre liberalizmin, burjuvazinin damgasını taşıyan cumhuriyetçilik devrimci cumhuriyetçi gelenek ve savaşımlarla gerçekçi ve ilkeli bir yapıya kavuşmuştur.
Cumhuriyet hem kapitalizmde hem de sosyalizmde, her iki üretim biçiminde, her iki ekonomi politikte uygulanan bir yönetim/devlet biçimi olmuştur. Bu yapı görülmeden cumhuriyeti tek başına ele almak hem eksik olur hem yanıltıcı.
Yürürlükte olan Anayasadan örnekleyelim. 1. maddede Türkiye Devletinin şekli “Cumhuriyet” olarak tanımlanıyor; 2. maddede bu cumhuriyetin nitelikleri sıralanıyor. Türkiye Cumhuriyeti, “toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir” deniliyor. Temel ilkelerdeyse “özgürlükçü demokrasi”, “temel hak ve özgürlüklerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak” “onurlu bir hayat sürdürmek”, “birbirinin hak ve özgürlüğüne saygı” var. Bir yandan da “düşünce ve kanaat”, “düşünceyi açıklama ve yayma” özgürlükleri, “seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma” hakları var; “demokratik toplum düzeni” var.
Anayasayı okuyan/okumayan çoğunluk; işçiler, memurlar, emekliler, işsizler, köylüler, işsizlik adayı öğrenciler, küçük esnaf vb. bütünüyle sömürülenler hangi nitelikten ya da özgürlükten söz edecek?
İşgücünün serbestçe satılıp alındığı bir meta haline dönüştüğü kapitalizmde, üretim araçlarının azınlığın elinde ve denetiminde olduğu, ekonomi politiği sömürü olan sistemde cumhuriyetin nitelikleri eşit olarak kullanılabilir mi? Sömürücülerle uzlaşarak toplumsal ortak çıkarlarda buluşulabilir mi? Artık değer egemen sermaye sınıfının elindeyken cumhuriyetin nitelikleri herkes için eşit uygulanabilir mi?
Hak ve özgürlükler, laik hukuk devleti, demokratik toplum düzeni uygulanmazken, halkın olması gereken egemenliği halka karşın yetkili organlar kullanırken devletin şekli olarak cumhuriyet yanılsama haline düşmüyor mu?
Cumhuriyet karşıtlığı içinde cumhuriyet yaşatılabilir mi?
Cumhuriyet siyaseti biçimlendirme, planlama, karar alma, uygulama ve denetim süreçlerini bütünsel olarak tanımlarken “halksız” olmaz ve bu ilişki de elbette sınıfsaldır.
Sömürücü sınıfın egemenliğinde sermayenin sınırsız özgürlüğünden, siyasal iktidarın keyfi operasyon özgürlüğünden, cumhur ittifakı özgürlüğünden, din özgürlüğünden, tarikat ve cemaat özgürlüğünden, piyasa ve gericilik özgürlüğünden, NATO ve emperyalist işbirliği özgürlüğünden söz edilebilir ancak. Kamu gücünün özelleştirmeye, polisiye güç ve baskıya yöneltilmesi, yasama ve yargının egemen sermaye sınıfı ve iktidarının çıkarlarına hizmet etmesi, laikliğin bir dinin gücü olarak tanımlanması, dinin devlete, hukuka ve siyasete el atması, hukuk devletinin sermaye sınıfı ve iktidarı çıkarına çalıştırılması özgürlükse eğer buradan halka özgürlük çıkmaz.
2025 bu gerçeklerin tartışıldığı yıl olarak epeyce hareketli geçiyor. Bir yandan cumhuriyet masanın üzerine yatırılırken diğer yandan cumhuriyetin sınıfsal karakteri tartışılmaya açıldı. Kayıtsız ve koşulsuz kabulü istenen bir cumhuriyet yerine halkın egemenliğindeki cumhuriyete geçiş adımları üzerine düşünüldü. Makaleler, kitaplar yazıldı, toplantılar düzenlendi.
Kitaplardan biri (E. Attila Aytekin, İlkim Özdikmenli Çelikoğlu, Fatma Eda Çelik, Funda Hülagü, Meryem Çakır Kantarcıoğlu, Yelda Kaya, Neslişah L. Başaran Lotz, Cangül Örnek, Ali Somel, Gözde Somel, Tolga Şirin, İbrahim Can Usta imzalı) ortak emeği içeriyor: “100 Yılın Ardından Sınıflar, Devrim ve Devlet: Sınıf Penceresinden Bir Cumhuriyet İncelemesi” (İmge Kitabevi, 2025).
İkinci kitap: “Cumhuriyet ve Komünistler”… Haluk Hepkon’nun soruları ve Kemal Okuyan’ın yanıtlarıyla “günümüzde sol ile cumhuriyetçi kesimler arasında karşılıklı olarak sorgulanmaya ve kırılmaya başlayan” ezberlerin dışına çıkılıyor (Kırmızı Kedi Yayınevi, 2025).
Üçüncü kitap, bir kurultay kitabı. Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi tarafından kararı alınan, THTM’nin ötesine geçerek çok çeşitli kaynaklardan katkılarla şekillenen, 24-25 Mayıs 2025 Cumhuriyetçiler Kurultayının (Ahmet Saltık, Ali Rıza Aydın, Barış Doster, Barış Terkoğlu, Ebru Yazıcı, Erhan Nalçacı, Fatih Yaşlı, Gamze Yücesan Özdemir, Gözde Somel, Gülay Dinçel, İskender Özturhanlı, Kaan Eroğuz, Kemal Okuyan, Mehmet Ali Güler, Mustafa Türkeş, Müjde Tozbey, Neval Oğan Balkız, Nevzat Evrim Önal, Oğuz Oyan, Ömer Atagenç, Serdar Şahinkaya imzalı) bildirilerinden oluşuyor (Yazılama Yayınevi, 2025).
Cumhuriyetin geleceği için topraklarımızda ve dünyada, gelişme ve gerileme tezlerini içeren zengin bir birikim var.
Cumhuriyet anayasal nitelikleriyle, somut durumuyla, uğradığı tahribatla, geleceğiyle düşünülmeye, yazılmaya, analiz edilmeye, tartışılmaya devam edecek. Birlikte kurulacak geleceğe ortak yürüyüşün taşları halkla döşenecek.
Gerçek şu ki, devlet gibi cumhuriyet de ekonomi politikle ilişkili. Anlatırken, analiz ederken, tartışırken, geleceği planlarken sömürücülerin yanılsamalarıyla oyalanmamak, genel oy hakkını çaldırmamak, aynı gemi içinde uzlaşmacı olmamak gerekiyor. Teslim etmemek de gelecek de sınıfsallığa bağlı. Hedef ise açık: Sınırsız ve sömürüsüz toplum.